“Okul mu yol mu önemli?” diye, okullarda münazara yapılırdı bir zamanlar.”Yoluyla giden yorulmaz , yol medeniyettir ve yol olmadan hiçbir yere varılmaz” derler. Kartacalı komutan Hanibal, “Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacğız” sözüyle tarihe geçti.

“Eğitim yol ise, kültür, yolcunun, bu yolda hayatı boyunca yaşayarak öğrendiklerinin tümüdür” diyor Prf. Dr. Bozkurt Güvenç. Eğitim, insanı ve toplumu amaca götüren en kısa yol olarak tanımlanır. Kral Yolu, İpek Yolu, Baharat Yolu,Kürk Yolu, tarihe damgasını vurmuş yollar olarak tanınır. Kervan yolu, keçi yolu, su yolu,patika yolu gibi küçük yollar da var.
Bir ülkenin gelişmişlik göstergesi olan yollar, bütün alanları etkilemekte. Türkiye cumhuriyeti’nin kuruluşu ile birlikte kara, hava, deniz yollarına önem verildi ve ” On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan.Demir ağlarla ördük Anayurdu dört baştan”… Hayat bir yoldur. Yol,medeniyettir.Bir memleketin hali, öncelikle yollarından ve bu yollarda insanların hallerinden belli olur. Haller ve yollar perişan! Her sorunun bir çözüm yolu vardır.Yeterki aransın,istensin ve bulunsun.

Araçlar için ve yayalar için tüm yerleşim yerlerinde yapılan yollara baktığımızda durumun çok iyi olmadığını görmekteyiz. İnsan saygı , yaya kaldırımlarında başlar.Tüm insanların öncelikle kullanmakta olduğu yaya yollarının hali yürekler acısı.Çocuklar, özürlüler, hastalar, yaşlılar, sakatlar ve sağlam tüm insanlar, yaya yollarında yürüyebilmek için adeta sincap gibi sıçramaktalar.
Memleketin hallarını, hastahane, pastahane, postahane yollarında görmek mümkün.Yıllardır yaşamakta olduğumuz Başkent Ankar’nın yolları için, tanıdığım bir diplomat şunları söylemişti. “Başkent’in yolları bu ise diğer illerin yolları nasıl kim bilir?

Hastane çevrelerindeki araç yollar ve yaya kaldırımları bir teknik incelemeye tabi tutulsa, hepsi sınıfta kalır. Yıllar önce, “Ankara’da turizm” konulu bir toplantıda konuşan 80 yaşlarında bir vatandaş şunları söylemişti:” Bu yaşa geldim, bir gün olsun sağlam bir yaya kaldırımında yürümedim,yorulduğumda , yol kenarında oturacak bir park ve oturak bulamadım, vergilerim bana harcanmadı ve boşuna gitti. Oysa , planlar ve paralar , öncelikle insan için yapılmalı. Bizlerden geçti ama gelecek nesiller için bari iyi şeyler yapılsın, bizim çektiklerimizi torunlarımız çekmesinler.”

Ana yolların çevresine binlerce gök delen AVM yapılmakta. Önlerinde kalan yaya kaldırımlarında üç kişi zor yürümekte. AVM çevrelerinde küçükte olsa yeşil alanlar, parklar, alt geçitler ve üst geçitler’de hastalara, sakatlara, hamilelere, yaşlılara ve diğer özürlülere göre alınmış tetbirler neredeyse sıfır.
Geçtiğimiz günlerde, üç yaşlarında bir çocuğunu , çocuk arabasına koymuş, yanında yaşlı annesi ile birlikte hastane yolunda bin bir çile ile yürümek isteyen bir genç hanımın , her tarafı çukur,taşları oynamış yaya kaldırımında yürekler sızlatan ,çektiği çileyi görünce;”hastane yolları, memleketin halları yürek yakıyor, tüm yetkili, sorumlu ve görevliler bakıyor!” sözleri döküldü dilimden.

Memlektin en büyük Bütçelerine sahip olan büyük şehirler , harcalar ve planlamalarında önce insan ilkesini arka plana atmamalıdırlar. Var olan kaynaklar, önce çocuklar, kadınlar ve tüm insanlar için ayrılmalı ve kullanılmaldır. Her türlü planlamada kültür ve sanat alanları yer almalıdır. Şehirlerin geçmiş kültür değerleri ve doğa güzellikleri korunurken, şehrin estetiği ve imajı açısından yapıların ulusal mimariye ve sanat mimarisine uygunluğu dikkate alınmaldır. Geleneksel mimarimizle bağdaşmayan gökdelenler,insanların, tarihin ve şehrin üzerine yıkılacak gibi! Havalara yükselen yapılar, kentleri ve insanları havasız bırakmakta.

Ankara’nın en merkezi yerinde bulunan, Tıp Fakültesi İbn-i Sina,Hacettepe, Numune, Yüksek İhtisas hastanelerini bir televizyon yada basın mensubu görüntülesin,Televisyonlarda göstersin ve gazetelere basılsın. Yürekler sızlatan bu manzara karşısında ilgililer, sorumlular ve yetkililer göreve davet edilsin. Halk adına halk için görev yapan basının bu toplumsal hayati soruna çözüm bulunması yolunda öncelikle hizmet etmesi sorumluluk alanlarına girmekte. Yanlışa ışık tut, hastalıklar ortaya çıksın, çözüm yolları bulunsun. Toplumun istekleri ve sorunları belirlensin ve çözümü için talepler toplumsal baskıya dönüşsün. Halkın derdi, halkın orta sesi ile çabuk çözülür.Ağlamayana süt vermezler, sözü unutulmasın.
“… Hastane önünde incir ağacı, doktor bulamadı bana ilacı…!” türküsünde ifadesini bulan anlatım ,insanın yüreğini burkmada ve gözlerini yaşartmada.Hastane yolları ve memleketin halları da tıpkı böyle; yürekleri yakmada, acılara acılar katmada. Öncelikle hastanelerin çevresindeki yaya yolları acilen bakıma alınmalıdır. Yeteri kadar dertleri ve sorunları olan insanımız ve tüm halkımız için, çözümü kolay olan bu sorunların son bulmasını diliyorum. Toplumsal sorunlara karşı, toplumsal bilinç ve dayanışma olmalıdır.

PAYLAŞ
Önceki İçerikIrkçılık bir hastalıktır
Sonraki İçerikRomanların hasır örme üretim atölyesi örnek çalışma
Yahya Aksoy
Yozgat Boğazlıyan'da doğdu. İlk ve orta öğrenimi takiben iki ayrı fakülteden ve Askeri Akademiden mezun oldu. MEB , Kültür ve Turizm Bakanlığında üst düzey yönetici ve genel müdür olarak görev yaptı. İngilizce bilen, şair ve "Tarihi İpek Yolu" kitabı yazarı, evli ve üç çocuğu bulunan Aksoy, Ankara'da yaşamaktadır.