Almanya’nın Duisburg şehrinde yaşayan ve altı yıldır da müzik pedagojisi olarak çalışan Duygu Duran, gecen yıl tamamladığı müzik terapist eğitimin ardından insanları müzikle tedavi etmeye başladı.

Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Mevzunu olan ve on yıldır Almanya’da bulunan Duygu Duran, altı yıldır da müzik pedagojisi olarak okul öncesi 3-6 yas grubuna müzik eğitimi veriyor.

Aynı zamanda profesyonel müzisyen de olan Duygu Duran, terapist eğitimi için üç yıl önce başladığı Zukunftswerkstatt Gmbh okulundan geçtiğimiz Haziran ayında mezun olarak, müzik terapist diplomasına sahip oldu. Müzik terapisti olarak ihtiyacı olan hastaları müzik terapisi ile tedavi etmeye başlayan Duygu Duran, Duisburg şehrininde bağlı bulunduğu Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde bu mesleği Türkçe anadili ile yapan tek benim dedi.

Özellikle müzik terapisine ihtiyacı olan Türk vatandaşları için, aynı dili konuşabilen bir uzmanın onlar için çok önem arz ediyor diyen Duygu Duran, Essen’de faaliyet gösteren Ruhr Veliler Birliği’nin lokalinde müzik terapisinin bir tanıtımını yaptı. Bir grup kadın üyeler ile grup tedavisi uygulamasını gösteren Müzik Terapist Duygu Duran, burada yanın da getirdiği bir çok müzik enstrümanı eşliğinde ve yere serilen bir halı üzerinde sunum yaptı. Sunumu takip eden Ruhr Veliler Birliği üyelerininde oldukça dikkatini çekti.

Yaptığı sunumun ardından Duygu Duran, habercilere müzik terapisinin farklı yönlerini anlattı.

MÜZİK TERAPİSİNDE SINIRLAMA YOKTUR

Müzik tedavisinin gerektiğinde bireysel, gerektiğinde gruplar halinde de verilebildiğini belirten Duygu Duran müzik terapisini, “Kişilerin zihinsel, bedensel, ruhsal bozukluklarını iyileştirmede, tedavi etmede, korumada kullanılan, müzik yoluyla yapılan ve psikoz terapinin de bir koludur. Bu terapi için bir sınırlama yoktur. Çocuklara da, zihinsel ve bedensel engelliler de, hiper aktif insanlarda yada alzaheimer türü hastalarında, kanser hastası ve hamile olan için kullanılan bir metotdur“ şeklinde tarif ediyor.

HER MÜZİSYEN MÜZİK TERAPİSTİ OLAMAZ

“Osmanlı’da da müzik terapisi vardı, ama o dönem şifahanelerle bu yapılıyordu, su sesi dinletilip makamlar çalınıyordu“ diyen Duran, “Modern tıpta sadece makam dinletmekle yetmiyor, işin içinde psikoloji var, tip bilgileri istiyor, pedagojik istiyor, sosyal bilimler istiyor ve müzikoloji istiyor. Bu işin içinde tip ve psikoloji var, biz eğitim alırken bunun psikoloji kısmını da aldık.

Hasta ile müzik yapıyorsun, ama ondan sonra konuşma seansına giriyorsun. Ayrıca müzik terapisini yapacak kişi, bir kere bunun uzmanı olacak, müzik terapisi eğitimini tamamlamış olması gerekiyor, yani her profesyonel müzisyen müzik terapisti olamaz. Kişi ne dinlemek istiyorsa, ona o müziği dinletiyoruz, o andaki reflekslerine bakıyoruz ve o anki duygularını anlatmasını istiyoruz.

Müzik terapisi, 2. dünya savaşının ardından Avrupa’da yaygınlaşmaya başladı, Almanya’da bu metodu tercih eden ülkelerden birisi. Söz konusu terapi, klinikler ve psikiyatriler de daha çok hastalara uygulanıyor. Zaten pedagojik, profesyonel müzisyen ve müzik terapisti Türk olan altı kişiyiz bildiğim kadarıyla. Bu altı kişinin içinde yer alan arkadaşların bazıları da, benim gibi yurt dışı Türkiye bağlantılı çalışıyor” dedi.

Duygu Duran, bir süredir Türkiye’de de bazı üniversiteler de de müzik terapisini anlatan seminerler veriyor.

Duygu Duran’ın sunumunu büyük bir ilgiyle takip eden Ruhr Veliler Birliği Başkanı Dr. Ali Sak da müzik terapisi ile ilgili olarak, “Müzik terapisi, özellikle depresyon hastaları ve psikolojisi bozulan hastalar için faydalı olduğunu biliyoruz, bunun içinde oldukça bilimsel çalışmada yapılıyor. Bunun sosyal boyutu olarak ta biz, Ruhr Veliler Birliği olarak çalışmalarımız arasına aldık ve üyelerimize de yansıtmak istiyoruz. Bu bağlamda önümüzde ki günlerde, bir grup anne ile bir okulda, müzik terapisinin tanıtımı için bir etkinlik gerçekleştireceğiz“ diye konuştu.