Bir hafta memleketten uzak kaldık, dönüşte gördük ki ekonomide her yer toz duman. Göz gözü görmüyor vaziyetinde. Bir yanda” illâki faizleri düşüreceğim” ısrarı, diğer yanda istifa söylentileri, sürekli zıplayan döviz kurları,almış başını gitmiş.

Kendimize pay çıkaralım; yakın geçmişteki çoğu yazılarımızda özellikle ekonomi yönetiminde anlaşmazlık olduğunu, Saray danışmanlarıyla seçilmiş siyasiler arasında ilkeler ve prensipler konusundaki tartışmaların uzlaşılamaz boyuta geldiğini, bu durumun döviz kurları başta olmak üzere tüm mali dengeleri olumsuz etkileyeceğini sık sık ifade etmiştik. Yaşananlar ne yazık ki bu öngörülerimizi doğruladı..
Bilindiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan faizlerin düşülmesi için sürekli çağrıda bulunuyor ancak daha önce de belirttiğimiz gibi piyasa koşulları faizlerin bırakın düşmesini daha da yükseltiyor.

YÜZDE 6 FAİZ İYİ GİDER

Peki, hangi faizleri düşüreceğiz? Kredi mi yoksa mevduat faizlerini mi? Hangi orana; mesela yüzde 8 iyi mi? Ya da yüzde 6’ya düşse ekonomi kurtulur mu? Hangisi piyasa şartlarına uygun?
Diyelim mevduat faizleri yüzde 8’e indi. Ne yapacak vatandaş, parasını alıp eve, otomobile yatıracak, yani tüketime yönelecek. (O zaman enflasyonu nasıl dizginleyeceğiz?) Hal böyle olunca bankalarda para satmak için kredi faizlerini düşürecek, para bollaşacak. Ne güzel, vatanın her köşesinde fabrika dumanları tütecek. Sorun bu oranları nasıl 8’e, 6’ya düşüreceğimizde.
Açıklanan yeni yatırım teşvik paketiyle faizlerin düşmesi bekleniyor. Yani yabancı yatırımcı bu teşviklerden yararlanmak için dolar dolu valizlerle Türkiye’ye koşacak, döviz bollaşacak, kurlar düşecek, buna bağlı enflasyon inecek.
Ne zaman olacak bu işler? Geceden sabaha olacak değil ya. Bu süreç yılların işi o da sürekli dem vurulan istikrar ortamının sürdürülmesiyle. Bu kadar belirsizlik varken, zamanında yapılsın yapılmasın, seçimlere giden bir ülkede siyasiler bile önünü göremezken yerli yabancı yatırımcı ileriye nasıl baksın? Ekonomiyi kökünden saran belirsizlik giderilmedikçe ne faiz düşer ne enflasyon.
Belirsizlikleri gidermek için ekonomi yönetimi yeniden yapılanmalı ve en başta söylemler değiştirilmeli. Artık “”şöyle büyüdük, böyle büyüdük, tek haneye düşecek, ihracat patladı” lâfları yerine gerçekçi, kısa vadede çözüm getiren ve getirecek kararları duymak istiyor piyasalar ve vatandaş.

EKONOMİNİN LASTİĞİ

Daha önce de yazdık. Ekonominin şu anda en çok ihtiyaç duyduğu güven ve istikrar ortamının oluşturulması. Bunun için yapılacak ilk iş basit: eski defterleri açacaksınız ve babadan kalma yöntemleri uygulamaya başlayacaksınız. Sorun aynı ise çözümler de aynıdır. Bunlara her kriz döneminde siyasilerin söylediği gibi “elimizde sihirli değnek yok” sözünü de eklediniz mi işler yoluna girer. Bunun için 5 Nisan 1994 kararları öncesi ve sonrasına bakılması yeterli.
Ekonominin geçmişte de bugün de en büyük sorunu ki kamunun borçlanmalarını azaltmak. İktidar için en kestirme yol budur. Gerisi hayal satmaktır ama artık günlük yaşananlar ve her gün bir üzerine bir tane daha eklenen belirsizlikler, sorunlar ekonominin lastiğini patlatacak. Belki de patlamıştır.