Haftanın filimi “İtirafçı Rıza” vizyonda

0
50

Günlerdir,aylardır sabırsızlıkla beklenen “İtirafçı Rıza” adlı film bu hafta seyircisiyle buluşuyor. Film, ünlü bir pop starla evli olan ve uluslar arası altın ve dolar ticareti yapan Rıza’nın bir gün ABD’ye girerken FBİ tarafından yakalanmasıyla başlar.

Çok taraflı “para-siyaset-ticaret” ilişkilerini ortaya koymaya çalışan filmde şu sorgulanır: “Rıza mı birilerini kullandı yoksa birileri Rıza’yı mı? Rıza’yı itirafa götüren süreç neydi, Rıza sanıkken nasıl tanık oldu?
Filmin başında “gerçek olaylara ve kişilere dayanmaktadır” denilse de neyin gerçek neyin gerçek dışı olduğunu anlamakta aklınız karışacak, kimi zaman “yuh bu kadar da olmaz” diyeceksiz.

Her sahnede yeni bir oyuncunun ortaya çıktığı ve bol iftiralı, itiraflı, sanıklı, tanıklı filmde özellikle mahkeme sahneleri, gizli örgütler, siyasetçilerin tavırları ve tonlarca altının ışıltısı görülmeye değer.
Senaryo yazımı dört yıl süren ve milyonlarca dolar harcanan film, Türkiye, ABD ve bazı Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde çekildi. Filmi Türkçe, Farsça ve İngilizce alt yazılı izleyebilirsiniz.
Filmin ilerleyen aylarda TV dizi olarak çekileceği gelen bilgiler arasında. Bu arada filmin seyirci sayısının artması için yapımcıların ve oyuncuların isimleri sır gibi saklanıyor.Son dakika notu: Filmin İran’da ve bazı Orta Doğu ülkelerinde gösterimi yasaklandı.
“Vergilerimizi düşürmeyin”

ABD’nin 400 en zengini, vergi reformlarına ilişkin Kongre’ye mektup göndermişler. Demişler ki. “efendiler, vergiler düşerse bütçe açık verir, açıklar da yoksullara yük, getirir, düşürmeyin hatta mümkünse bizim vergileri artırın”.
Ne günlere kaldık? Dünya tersine mi dönüyor? Kapitalizmin ana vatanında “para dünyayı döndürür” lafını şiar edinmiş zenginler, “vergileri düşürmeyin” diyor. Gerekçeleri daha ilginç:

“Vergilerin değiştirilmesiyle; eşitsizliği daha da arttıracak, eğitim ve sağlık gibi hizmetlerde büyük bütçe kesintilerine neden olabilecek, ABD’de servet uçurumunu daha da artacak. Bu nedenlerle Kongre’den vergileri artırmalarını istiyoruz. Bu daha fazla istihdam yaratacak, orta sınıfı güçlendirecek ve Amerikan ekonomisinin başarısını arttıracak. Vergi reformları gelir kaybına neden olmamalı özellikle zenginlere ve şirketlere daha düşük vergi getirilmemeli.”
Mektup ilk başta halka şirinlik yapılıyor izlenimini verse de özellikle gelir kayıplarıyla kamu yatırım ve harcamaların azalacağı yorumu dikkat çekici.
Biz de böyle bir şey olur mu? Bizim zenginlerimiz de “vergileri düşürmeyin” derler mi? Böyle bir şey beklemek haksızlık olur.
Zaten vergileri düşürmeyin artırın diye bir çağrıya da gerek yok. Dakika başı artıyor. Benzine zam demek vergi artışı demektir. En son yüzlerce maddelik torba yasası geçti, eskilerin deyişi ile iğneden ipliğe ne varsa dolaylı veya doğrudan vergilerine artışları koyuldu.
Biz de vergileri düşürmeyin demek “saçmalama” ile karşılanır ama önemli olan ödenebilecek vergi oranları bulmak ve bunun vatandaşa “yol köprü, su” olarak dönüşünü sağlamak. Son bir kaç yıldır ertelenen, yapılandırılan, ötelendirilen, faizinden vazgeçip taksite bağlanan vergiler ortada. İstediğin kadar beyan et, tahakkuk oluştur, hatta cezalar yağdır ama tahsilât, ödeme olmayınca, ne yazar!
Vergi dairelerin girişinde görürüz, “vergisi ödenmiş kazanç kutsaldır” diye. İyi de “vergisi ödenemeyen kazanç haram mı?”