İnsan hafızasının unutkalığı tarihi kayıtlara geçmiş bir gerçektir.Zaman zaman halk sözleri de bunun kanıtı olmaktadır: ” unutkanlık insan halidir ” , “beşer şaşar”, insan beşer kuldur şaşar” ve “hafıza-i beşer nisyan ile malüldür”, “aklı kıt”,aklını peynir ekmekle yemiş”, “Allah akıl versin!”

İnsan aklının unutkanlığına vurgu yapan şiirler de yazılmıştır:
“Ben akıldan isterim delâlet ,/Akıl bana gösterir dalâlet. (Fuzûlî )
Son günlerde ismi başında akademik unvan bulunan, siyasetçi bir kişi konuşmuş:
“TÜRK YOKTUR !” Vah vah ! Halkın deyişiyle , “Güleriz ağlanacak halimize”.
Akıl tutulması, dünyada güneş ve ay tutulmasından daha tehlikeli ve korkunç bir durumdur.

Bu akıl ve mantık dışı gülünç söylem,yukarıda yazdığım görüşlerin haklılığını göstermektedir.Siyaset uğruna kimliğin inkârı olan bu söylem sahibinin, tarihi gerçekler ile bilgi ve belgeler karşısında utanması ve yüzü kızarması ve akademik unvanını biırakması gerekir.

Ulusal benliğe, kimliğe ve birliğe karşı sinsice bir saldırı olan bu anlayışı ,kınamak yetmez.Adli makamlar gereğini yapmak durumundadır.
Düşünce kıtlığına ve bilerek tarihi gerçekleri sapıtmaya çalışanlara, tarih ve kültür kitapları, halk hikâyeleri, masalları, şiirleri,destanları ,atasözleri çok iyi gelecektir.Bu kaynaklara göz atanlar TÜRK KİMLİĞİ hakkında derin ve geniş bilgilere ulaşırlar. Kitap insanlığın belleğidir ve belleği zayıflayan ve unutkanlığa düşenlere zihin açıklığı verir.
Türk tarihi ve kültürü ile ilgili binlerce kaynak eserden çok önemli bulduklarımı burada saymak isterim. Diyojen’in , ” Gölge etme başka ihsan istemem” sözünü de unutmadan.
Kitaplar zihni açan, ufku genişleten, eğriyi- doğruyu öğreten bilgi kaynakları olarak insanlığın belleğini oluştururlar.Karanlık düşüncelere,art niyetlere ışık tutarlar.
-Prof.Dr. Bahaeddin Ögel ,Türk Kültür Tarihine Giriş, 9 cilt, 4.baskı -KB yayını )

(l. cilt ,Göktürklerden Osmanlılara Türklerde Köy ve Şehir hayatı, 2.cilt, Türklerde Ziraat Kültürü, 3.cilt, Türklerde Ev Kültürü, 4.cilt,Türklerde yemek Kültürü, 5.cilt, Türklerde Giyecek ve Süslenme. 6.cilt, Türklerde Tuğ ve Bayrak,7.cilt, Türklerde Ordu, Ordugâh ve Otağ. 8.cilt, Türklerde Devlet ve Ordu rehberi,9.cil, Türk Halk Musikisi Aletleri,) bütün yönleriyle Türk Kültür Tarihi, temel kaynak olarak belgelerle anlatılmaktadır.

Türklük hakkında, aklı tutulanların okuyacağı kitaplar :
Türkçülüğün Esaslar, Ziya Gökalp, Divan-ı Hikmet, Ahmed-i Yesevi,Büyük Hun İmparatorluğu, Prof.Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Ulusculuğunun Temelleri,Uriel Heyd, Cenupta Türkmen Oymakları, Ali Rıza Yalman(Yalgın), “Si-An’dan Tiran’a Tarihi İpek Yolu”, Yahya Aksoy, İpek Yolu’nda İznik, Atatürk ve Anıtkabir, Necde T Evliyagil, Türk Cumhuriyetleri Azerbaycan,Kazakistan, Kırgızistan,Özbekistan,Türkmenistan -KB Yayını-1994, Türk Kimliği,Bozkurt Güvenç,KB Yayını-1993, nkara Vilayeti Salnâmesi, Gelişen ve Özleşen Dilimiz, Ömer Asım Aksoy,İsmail Bey Gaspıralı ve Yusuf Akçura, Kırım yayınları, Yunus Emre,Nasrettin Hoca,Mevlâna, Hacı Bektaş-Veli üzerine yazılmış çok sayıda eser, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumlarının çıkarmış bulunduğu kaynak eserler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu eşsiz insan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün SÖYLEV VE DEMEÇLERİ… ve daha nice kaynak eserler bugün yurt yurt içinde ve dışında kütüphaneleri doldurmaktadır.

Halk ozanı H.İbrahim Güleç bir şiirinde şöyle demekte:
“Dört mevsim güzeldir ,yurt dilim dilim/Yedi dil bisemde TÜRKÇE öz dilim/ Türk kültürü külliyetli bir ilim /Buna çalışmakla erilir oğul.”
Alın teri dökmeden, çalışmadan bilim adamı etiketini alan ve onu siyasete alet ve kurban edenlere bu şiir çok şey anlatmakta.
“Erdemin başı dil ” diyerek , ” DİVANÜ LÜGAT-İT- TÜRK ” eseriyle Türk dili ve kültürüne en büyük hizmetlerde bulunmuş Kaşgarlı Mahmut’u ,
Türkçenin sevgi ustası Karacaoğlan’ı,

“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır” diyen Yunus Emre’yi ,
“Türküz, türkü çığırırız” diye seslenen Âşık Veysel’i,
ve daha nice şair, yazar, ozan ,tarihçi ve sanatçıyı ülkemizde ve dünyada bilmeyen yoktur.
Ama nedense “Türklüğü yok sayan köhne zihniyetler” bindikleri dalları keserek, yaşadığı ülkenin gerçek öz değerlerini görmezden gelmekteler. Yedikleri ekmeği, içtikleri susyu ve aldıkları havayı inkâr etmektedirler. Yazıklar olsun.

“Türklüğü yok sayanları, Xl.yy da yaşamış büyük Türk Bilgin İbn-i Sina’nın bir sözüyle karşılamak gerekir. Bu sözü söyleyenleri, ” keçilerin dağa tos vurmasına benzetirim, keçiler dağa ne yapabilirler ki!..”
Nasrettin Hoca’nın hemşehrisi ,usta şair Şevki Akar, bir şiirindeşöyle demekte:
“…Söylenecek çok şey var da, ar, edep söyletmiyor…”