Ekonomi ile ilgili yorum ve analiz yaparken bakış açınız çok önemlidir. Rakamları, verileri incelerken ister siyasi iktidarları ister muhataplarını sert bir dille eleştirebilir ya da övgüler yazabilirsiniz. Klasik deyimdir: bardağın boş tarafına mı yoksa dolu tarafına mı bakacağız?
İşte işsizlik sigorta ödemelerine ilişkin son rakamlar bunun en güzel örneği. Bardağın hem yarısı boş hem de yarısı dolu.

Önce dolu tarafı:
2002 yılından buyana işini kendi isteği ve hatası dışında işinin kaybedenler, İŞKUR’a başvuruyor, o da bu arkadaşlara çalışırken aldıkları maaşa göre belli oranlarda, belli tutarlarda aylık ödeme yapıyor.
Sosyal devlet anlayışına göre çalışırken işsiz kalanlara sahip çıkılması, bu kişilerin belli bir süre ve az da olsa bir gelirle hayatlarını derleyip toparlamalarına destek olmak iyi bir uygulama. Buraya kadar çok güzel.
Şimdi de bardağın boş tarafı:
İşin kötü, hatta daha vahim tarafını görelim.
Kasım 2016’da işsizlik maaşı için başvuranların sayısı 136 bin 311 olmuş. Bir önceki ay ise bu 121 bin 592. Aradaki fark 14 bin 719. Buna göre geçen Ekim ayında günde ortalama beş yüz kişi işten çıkarılmış.
Neredeyse orta halli bir kasaba nüfusu kadar işsizimiz olmuş.
İşsizlik ödeneğinden yararlanabilmek için işsiz kalan bir kişinin adına kesintisiz 120 gün ve son 3 yıllık süre içerisinde de 600 gün prim yatırılması gerekiyor.
Bu süre; sizin belli bir kariyer yaptığınızı, yetişmiş elman olduğunuz da gösteriyor. İşin en kötü yanı belki de bu. Tam işi öğrenmişsiniz, şirketiniz sizi, siz şirketinizi benimsemiş, işyeri arkadaşlıkları, dostlukları oluşmuş, eğitim bile almışsınız, doludizgin çalışıyorsunuz. Ama bir sabah işe geldiğinizde “muhasebeye uğrar mısın “ deniyor. Masanızı boşaltıp, önlüğünüzü asıp kahvehane köşelerine düşüyorsunuz.
Demek ki sadece geçen Kasım ayında 136 bin kişi bunu yaşadı. Tekrar yazalım; bu arkadaşlar stajyer, deneme için işe alınanlar değil. Öyle veya böyle bir işyerinde en az 2 yıl çalışan ve adlarına düzenli SGK primi yatırılanlar. Bir anlamda nitelikli, kalifiye elemanlar.
Peki, işsizlik fonundan yararlanmak için gerekli şartlara sahip olmayanlar ne yapıyor? Yani 600 günden az prim ödenmiş olanlar ne alıyor? Hiçbir şey. Müracaat aile ve arkadaşlara borçlanmak için.
Tekrar bardağın dolu bölümüne bakalım.
İşsizlik Sigortası Fonu’na Mart 2002 tarihinden bugüne 7 milyon 724 bin 373 kişi başvuruda bulunmuş, 5 milyon 54 bin 87 kişiye işsizlik ödeneği bağlanmış. Başvuranlara toplamda 13 milyar 94,6 milyon TL ödenmiş. Yani kurulan sistem kendi çarkları içinde işlemiş.
Peki, bu fonda ne kadar para var? Sıkı durun.
Kasım ayı sonu itibarıyla tam 102 milyar 14 milyon TL. Bugün çoğu bakanlığın bütçesini geçen büyük bir rakam birikmiş durumda.
Ve geçen 15 yılda bu paranın sadece yüzde 12’si işsizlere ödenmiş. Geri kalan para ise faizde, tahvilde büyütülerek yaklaşık 90 milyar TL kazandırmış
İyi de bir devlet kuruluşu elindeki fonu işletip niye para kazanır ki? Bugün 90 milyara yılda en az 10 milyar TL eklenen faizi kim ödüyor? Ekonomik sistemden fona her ay 700 milyon TL para akıyor. Ama bunun en fazla yüzde 15’i işsiz kalanlara ödeniyor. Hesap net ama uygulama garip gözüküyor.
Eminim, uluslararası yüzlerce yatırım fonunun hiçbiri bu sürede böyle bir getiri elde edememiştir. Dahası, fonda biriken para, aralarında Gürcistan, Malta, Senegal, Arnavutluk, Bosna Hersek, Estonya ve Nepal’in de olduğu onlarca ülkenin milli gelirinin üstünde.
Bardağın boş bölüne bakalım dediğimizde bardak para ile dolu. Tamam, devlete hazineye yük olma; kendi yağınla kavrul da; fonda bekleyen net 90 milyar lira gelecek aylarda kartopu gibi büyüyecek. Maaşlarda, asgari ücretlerdeki artış da buraya milyarca yeni gelir sağlayacak. Kaba bir hesapla 2017 sonunda fon neredeyse 120 milyara çıkacak.
Çıkmasına çıksın da ne olacak bu kaynak? İşsizlik maaşından yararlanma şartlarını genişletmek için düzenleme yapılmaz mı?
Örneğin:
600 SGK primi ödenme şartı 300 güne indirilir,
SGK’lı olup da kısa sürede işsiz kalanlara da ayda 200-300 TL verilir,
Maaş ödeme dönemi 10 aydan fazla süreye çıkarılır,
İşverenden ve çalışandan yapılan kesintiler düşürülür.
İşsiz kalanlara maaş ödemesinden sonra bireysel emeklilik hesabı açılır, cüzi miktarda para yatırılır, bu da üç yıl sonra kullanılmak yine sosyal destekli bir uygulama olur. Para BES ortamında da büyüyor bari bu arkadaşlara faydası dokunur.
Her şeye rağmen ümit ederiz, bu fondaki para bir gece yarısı düzenlemesiyle başka yerlerle, amacı dışında aktarılmaz. Belki de çoktan aktarılmıştır.