Ana Sayfa Güncel Gül’ü bir de benden dinleyin!

Gül’ü bir de benden dinleyin!

47
PAYLAŞ
11.Cumhurbaskani Abdullah Gul disisleri konutunda duzenlenen torenle, TBMM Baskani Koksal Toptan dan Cumhurbaskanligi mazbatasini aldi. (fotograf:Onur coban- 28.08.2007)

Tarihi doğru okumak lazım. , Recep Tayip Erdoğan’ın liderlik gücüyle iktidara geldi ve 13 yıl boyunca bu güç sayesinde ayakta kaldı. Abdullah Gül de Erdoğan’ın yakın dostu ve dava arkadaşı olmanın avantajıyla önce Başbakan, sonra Dışişleri Bakanı, ardından da Cumhurbaşkanı oldu. Erdoğan olmasa Gül bu makamların hiç birine kolay kolay gelemezdi.( Nitekim, Fazilet Partisi Genel Başkanlığı için Recai Kutan’la girdiği mücadeleyi kaybetmişti Gül.)
Ne zaman ki Erdoğan, Gül’e yeni bir makam vermedi, işte o noktada aralarındaki ip koptu. Erdoğan, bir dönem daha Cumhurbaşkanı olmasını sağlasaydı bugün Gül’ün eski dostuna ve dava arkadaşına bakışı herhalde çok farklı olurdu.
++
Peki, Gül nasıl bir Cumhurbaşkanlığı yaptı?
Kimse Gül’ün görevini tarafsızlıkla yerine getirdiğini söylemesin.
7 yıl boyunca Ak Parti iktidarına sürekli destek veren bir Cumhurbaşkanı oturdu Çankaya Köşkü’nde.
Bazıları çok tartışmalı yüzlerce kanunu sorgusuz sualsiz onayladı. Ancak birkaç kanunu veto etti.
Ergenekon ve Balyoz davaları yörüngesinden çıkıp toplu intikam operasyonlarına döndüğünde, eski Genelkurmay Başkanı bile terörist olduğu iddiasıyla tutuklandığında sesini çıkarmadı.
Gezi olayları sırasında net bir tavır almadı, Hükümeti daha itidalli davranması konusunda uyarıcı rol oynamadı.
Devlet içindeki Paralel yapılanmayı fark etmedi; Hükümetin iş dünyasına, medyaya, sanatçılara yönelik baskılarına ses çıkarmadı; komşularımızla olan ilişkilerimiz başta olmak üzere dış politikada yapılan yanlışları seyretti; giderek gerginleşen siyasi havayı yumuşatıcı adımlar atmadı; 4 bakan hakkındaki rüşvet ve yolsuzluk iddiaları karşısında kararlı bir tutum sergilemedi, onların Yüce Divan’a gönderilmeleri gerektiğini kamuoyu önünde savunmadı.
++
Ahmet Sever’in “Abdullah Gül İle 12 Yıl” kitabını yukarıdaki bilgiler ışığında okumak gerekir.
Kitabın en zayıf yanı objektif bakış açısından yoksun oluşu. Sever adeta 12 yıl boyunca danışmanlığını yaptığı Gül’e vefa borcunu ödemek istemiş, onu büyük bir devlet adamı gibi göstermeye çalışmış.
Kitabın Gül’e okutturulması ve ondan onay alındıktan sonra baskıya verilmesi de doğrusu yazarlık adına kabul edilebilecek bir davranış değil.
Sever bu kitabı yazarken keşke gazeteciliğini unutmasaydı.
İyi bir gazeteci diye biliyorduk onu çünkü.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam