Ana Sayfa Spor Güle güle 2015…

Güle güle 2015…

66
PAYLAŞ

Yeni yılın ilk günlerini yaşadığımız şu sıralarda, diliyorum tüm kötülükleri 2015’te bırakıp, 2016 yılını huzurlu ve mutlu bir biçimde geçiririz.
Gerçekten şöyle bir gözümün önünden geçiriyorum da korku tüneli gibi bir yılı ardımıza attık. Yaşadığımız iki seçim süreci, yılın ortasından itibaren tavan yapan terör olayları, Rusya ile yaşanan uçak krizi, komşularımızda yaşanan iç savaş derken, belki de Cumhuriyet tarihinin en badireli süreciydi 2015 yılı.
Kendi kulvarımız olan spora geldiğimizde, karşımıza çıkan tablo ise, inişli çıkışlı bir tempodaydı. Ancak hiç kuşkusuz, geride kalan yılın sportif anlamda akılda kalacak en önemli özelliği, A Milli Futbol Takımımızın, tabiri caizse, ‘Mucize’ bir biçimde Haziran ayında Fransa’da yapılacak olan Şampiyonası’na doğrudan katılma hakkını elde etmesiydi. Üstelik de bu başarıyı yalnızca milli takımımızın çabası değil, birbirine bağlı birçok ihtimalin sırasıyla gerçekleşmesi ve sonuçta, tüm olanların lehimize gelişmesiyle elde etmiştik.
Yani sözün özü, yaşanan onca olumsuzluğun içinde, bir mutluluk demetiydi EURO 2016’ya katılıyor oluşumuz. Diliyorum, Fatih Terim ve öğrencileri, Fransa’da tarih yazar ve bizi sevince boğar.
Geçtiğimiz yılın kanımca en çarpıcı bir diğer olayı da FIFA’da yaşanan rüşvet ve yolsuzluk depremiydi. Gelişen olaylarla tutuklanan birçok isim ve yaklaşan genel kurul öncesi, hak mahrumiyeti cezalarına çarptırılan FIFA Başkanı Sepp Blatter ile UEFA Başkanı Michel Platini, ortaya çıkan tablonun ulaştığı noktanın en büyük kanıtıydı. Ayrıca Platini’nin FIFA Başkanlığı koltuğuna aday oluşu, konunun daha da ilginçleşmesini sağladı. Umarım, dünya üzerindeki popülerliği en yüksek düzeyde olan bu oyuna, futbola, adı pisliğe bulaşmamış, geçmişi karanlık olmayan bir başkan seçer ve sallanan imajını yeniden sağlamlaştırırız diyorum.
Yeni yılın bu ilk birlikteliğinde ve de futboldan söz ediyorken, son olarak Beşiktaş’ın ligin ilk yarısını 41 gol atıp, 41 puan toplayarak lider tamamlamasına da birkaç cümleyle değinmek ve ‘Karakartal’a 41 kere maşallah demek istiyorum. Şenol Güneş ve öğrencilerinin 17 haftalık periyotda ortaya koyduğu performans gerçekten alkışlanacak türden.
Fenerbahçe’nin ilk yarıdaki görünümüne baktığımızda, üzerine koya koya koya gittiğini görebiliyoruz. Kanımca ikinci yarıda Beşiktaş’la girecekleri kıyasıya mücadele sezon sonunda hak edenin yakalayacağı şampiyonluk mutluluğuyla son bulacaktır. Galatasaray’a gelince, zirveden 11 puan uzak kalan Galatasaray’ın mevcut haliyle bu yarışın içinde olabileceğini açıkçası düşünmüyorum. Kanımca bu sezon Sarı Kırmızılı takımın en büyük h0edefi, Akhisar Belediyespor, Kasımpaşa, Medipol Başakşehir gibi takımların arasından sıyrılıp, üçüncülük koltuğunu kapmak olacaktır.
Hoşçakalın…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam