Ana Sayfa Güncel Gül takip etmedi

Gül takip etmedi

218
PAYLAŞ

“Hatta daha sonra, 2004 yılında iktidar bu cinayetten kendini o kadar soyutlamış ki, dönemin başbakanı ‘’bu ülke cinayetini bile ört bas etmiştir’’ demiştir…

 

Necip Hablemitoğlu’nun 13 yıl önce faili meçhul bir cinayete kurban gitmesi ve dosyanın yeniden raftan indirilmesi üzerine yazarımız eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu o günlerde yaşadıklarını açık seçik anlattı.
İşte sorular ve yanıtları:
Sorularıma verdiğiniz yanıtlarınızı ortaya çıkan çok önemli sorunlar var.

Birincisi Ankara Emniyet Müdürünün sizi rahatsız eden tavrını anlatır mısınız?

Ankara emniyet müdürü, olayı ciddiye alıyor gibi görünüyordu. Ancak bu bir his açıklamak zordur hissedileni. Bir gariplik vardı tavırlarında. Bir şeyler gizlediğimi düşündüğünü hissettirdi bana. Olaydan sonra emniyete götürüldüğüm ikinci ya da üçüncü gece idi. Beni genişçe bir salona aldılar. İlkokul müsameresi gibi bir mizansen vardı. Büyücek, poster olarak hazırlanmış olayın olduğu yeri gösteren fotoğrafları bir duvara asmışlardı. Bana ‘’bakın üzerinde çalışıyoruz’’ diyerek fotoğrafları gösterdi. Bugün düşününce yüzüme alaycı bir gülümseme geliyor. Çok saçma bir andı. Bir köşede evimizdeki, Necip’le ortak kullandığımız bilgisayar bir başka bilgisayara bağlanmış dosyalar aktarılıyordu. Bana bir Show room dolaştıran araç satıcısı gibi etrafı gezdirdi. İlgileniyoruz demeye çalışıyordu, ama sadece beni sorguluyorlardı.
Başka bir şey yapıldığına tanık olmadım. Bir de dönemin Başbakanı ile görüşmeye davet edildim, Abdullah Gül idi başbakan, birden odaya girdi ve bana günlerdir beni defalarca görmesine rağmen, Necip’in başka bir ofisinin ya da kayıtlı başka yazılı bilgilerin olduğu dosyalarının olup olmadığını başbakanın yanında sordu. Ben de kendisine, bu soruları sorması için başbakanın önüne gelmemize gerek olmadığını ve bunları benimle karşılaştığı her seferde sorabileceğini söyledim. O zaman da, bu görüşmenin gizli olması gerektiğini avukatımıza bile söylememem gerektiğini belirtti. Tam bir tiyatro idi…
Size göre neden böyle bir tavır sergiledi emniyet müdürü?
İnanın hiç bir fikrim yok. Fazla polisiye film izlemekten sanırım…

İkinci önemli konu Savcı’nın sizi azarlaması. Neden sizi bir şeyler saklayan durumuna düşürdüler? Savcı’nın bu tavrını nasıl yorumlarsınız?

Herkeste şöyle bir ima vardı. Ortada bir diz üstü bilgisayar var ve ben bunu ilgililere vermiyorum. O tarihte bizim dizüstü bilgisayarımız yoktu. Evdeki, masa üstü olanı birlikte kullanıyorduk. Savcı da emniyet müdürü ile aynı soruyu sorunca; ben ’’eşimin dizüstü bir bilgisayarı yoktu, ancak dizüstü battaniyesi vardı arabasında’’ dedim. Alay ettiğimi düşündü, oysa gerçekti. O dönemde Ankara Üniversitesi’nde görev yapıyordu, odası ve masası yoktu. Prof. Hasan Köni ve Prof. Ünsal Yavuz tarafından kendisine şiddetli mobing uygulanıyordu. Üniversitenin rektörünün de dünyadan haberi yoktu. Genellikle ders saatlerini arabasında oturarak bekliyordu, ya arabasında ya da gittiği fakültenin çay ocağında bekliyordu. ‘’Arabasında üşümesin diye ben kendisine dizüstü battaniye almıştım’’ dediğimde sinirlendi. Beni azarlayarak, ‘’ben miyim bütün bunların sorumlusu’’ gibi bir şeyler söyledi.
Kaldı ki, ilk konuşmamızdı kendisi ile bu. Daha sonra Necip Hablemitoğlu kimdir hiç tanımadığı için, özgeçmişinin ve kitaplarının olduğu bir klasör hazırlayıp yönlendirdim kendisine. Savcı için münferit bir olaydı. Münferit olayın karısı idim ben de…

Dönemin Başbakanı Abdullah Gül sizinle görüşmüş ama sonradan takipçisi olunmamış bu faili meçhul cinayetin değil mi?

Olunmamış bence de. Hatta daha sonra, 2004 yılında iktidar bu cinayetten kendini o kadar soyutlamış ki, dönemin başbakanı ‘’bu ülke Necip Hablemitoğlu cinayetini bile ört bas etmiştir’’ demiştir…
Hükümet olarak bugün, “ faili meçhul cinayetlerin dosyalarını açacağız” diyor Başbakan Ahmet Davutoğlu. Neden bugün açmaya karar verdiler?
Bilmem, sorunun muhatabı ben değilim sanırım…

13 yıldır öne sürülen bazı iddialar var ki bunların bir tanesi Gülen Cemaatinin bu cinayette parmağı olduğu iddiası. Rahmetli Necip beyin yarım kalan ve sonra tarafınızdan yayınlanan kitabında Gülen Cemaati aleyhine bazı konuları açıklayacağı öne sürülmüş. Rahmetli Necip beyin böyle bir çalışması var mıydı?

Yoo, bütün çalışması, halen piyasada satılmakta olan Köstebek kitabıdır.
O günlerde eşiniz size

Cemaat hakkında bir şeyler anlatmış mıydı?

Yazdığı kitabı okudum o kadar.
günlerde Cemaat ile AK Parti arasında “ne dediklerse yaptık” diye bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından adlandırılan çok sıkı fıkı ilişkiler vardı. Bu cinayet cemaate dayandığı için o dönem rafa kaldırılmış olabilir mi?
Eğer öyleyse, bu hukuken yardım ve yataklık kapsamına girmez mi? Anlamadığım için soruyorum. Bilen bir hukukçu yanıtlarsa sevinirim.

“Cemaat kitabı yazmasın diye bir polis aracılığı ile Merhum Necip beye 100 bin dolar teklif etti” iddiası da var. Böyle bir tekliften bahsetti mi eşiniz?

Böyle bir şeyi hiç duymadım…
Bir de Alman Vakfı iddiası ortaya konulmuştu.
Türkiye’nin altın rezervleri ve Almanya’nın altın tekeli konusunda da eşiniz bir iddia koydu mu? Yanlış hatırlamıyorsam Konrad Adenauer Vakfını eleştirmişti bir canlı yayında…
Eleştirmişti, aynı vakfın o günlerdeki başkanı evimizi telefonla arayarak, üstelik Türkçe konuşarak Necip’i tehdit etmişti. Ve üniversite rektörüne mektup yazıp atın bu adamı işten demişti.

Faili meçhul bu cinayetin aydınlatılabilmesi için o gün söyleyemediğiniz, söylemek istemediğiniz bir şüpheniz, vereceğiniz bilgiler var mı?

Söyleyeceğim her şeyi o dönemde verdiğim ifadelerde ve daha sonraki konuşmalarımın hepsinde söyledim.
Galiba mermi çekirdekleri bulunmuş olay yerinde ve adliyede muhafaza ediliyormuş.
Bu cinayeti işleyen salak mı şimdiye kadar yüz kes o silahtan kurtulmuştur. Ama belki başka cinayetlerde de kullanılmış olabilir. Bakalım bu mermi çekirdeklerinden bir ip ucu çıkar mı?
Hiç mermi çekirdekleri mesleki olarak ilgi alanım olmadı Orhan Bey. Ben sosyal hizmet uzmanı bir akademisyenim.

Sizin bu konuda sıralayacağınız ipuçları olabilir mi?

Örneğin cep telefon numarası duruyor mu?
Cep telefonu numarası durmuyor. Durmasını da istemedim.
Teşekkür ederim ilginize. Umarım Türkiye bu kanlı faili meçhuller tarihini yazmaktan bir an önce vazgeçer… Bütün kayıplarımızın yakınlarına baş sağlığı ve sabır diliyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam