Türküyü, şarkıyı sevda ve ayrılık söyletir. Anadolu insanının heybesinin bir gözünde kahır bir diğerinde gurbet vardır. Yüreğinde de yavuklusu…

Dağlarında, tepelerinde Karacaoğlan’ın, Dadaloğlu’nun sesleri yankılanır. Her gelen aşık, töre gibi onların izinden yürür…
İşte iki Yozgatlı; Arif Baran ve Kul Seyyah…
Arif Baran “İzin Düşüyor” şiir kitabını edebiyat dünyasına kazandırdı.

Kitaba adını veren İzin Düşüyor;

Kaçmak çare değil kendini yorma
Gittiğin yollara izin düşüyor
Ayrılık deyince arayıp sorma
Ciğerime ince sızın düşüyor

Bıraktın çaresiz beni elemle
Çekilmez dediğim bitmez çilemle
Feleğin fermanı aynı kalemle
Kırışmış alnıma yazın düşüyor

Vazgeçmek istesem kader salmaz ki
Gönlümde bir tek sen yerin dolmaz ki
Çağırsam yâdında duyup gelmez ki
Şu garip gönlüme nazın düşüyor

Kalmamış zalimin bana umarı
Yemişim felekten türlü şamarı
Dağladım kanayan her bir damarı
Kapanmaz yarama közün düşüyor

Sonu ölüm belli korkup kaçamam
Gizledim sırları ele saçamam
Kapattım hesabımı gönül açamam
Andıkça adını hüzün düşüyor
* * *

KUL SEYYAH’A gelince, Bozok Yaylasından girer, Uzun Yaylayı harmanlar, Tekir Yaylasından çıkar. Şiirlerinde buram buram sevda ve Anadolu kokar.

“ÖLESİM GELİR” şiirine gelince,

Abu hayat gibi akar pınarın
Bir yudumda seni içesim gelir
Al yanaklarınla, ceylan gözlerin
Seni özledikçe göresim gelir

Yıldızlar gibisin gökte parlarsın
Tutupta yakama takasım gelir
Seni sevdiğimi bilir anlarsın
Sevdan yakar beni ölesim gelir

Daldırma derine kaldır sen beni
Boğarsa deryalar bana zül gelir
Gülüm diye takma göğsüne beni
Tez geçer baharlar solasım gelir

Gözde ferim gibi canda canımsın
Bu canımı sana veresim gelir
Gel gir şu gönlüme narına yansın
Aşkın ile yanıp ölesim gelir

Kul Seyyah takıldı zülfün teline
Dolasam koluma sarasım gelir
Kurban olam güzel tatlı diline
Bal şerbet eyleyip içesim gelir..