Göze sokulan parmak gibi!

0
280

Yazıya belgesel roman türü ve Kuşbeyaz adındaki kitabımdan bir alıntıyla başlamak istiyorum…
Lütfen okuyanlar, sorularıma yanıt veren ve artık hayatta olmayan bu eski PKK’lının söylediklerine; bu sohbetin “1988 yılında, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya henüz dağılmamış, Varşova Paktı mevcutken” geçtiğini hatırlasınlar…
“Reşad sen şimdi bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye’yi parçalamak isteyeceklerini ve uygun zamanda buna yönelik niyet ve eylemleri destekleyeceğini mi söylemek istiyorsun?”
“Bunu söylemek istemiyorum ağbi. Biliyorum. Eğer uygun ortam ne zaman gelecek diyorsan, o zaman da fazla yakın değil derim sana. Çünkü küçük bir dezavantajları var Avrupalıların. Türkiye ile aralarında başka ülkeler var. Macaristan gibi, Yugoslavya gibi, Bulgaristan gibi. Önce oraları halletmekleri gerekiyor.”
“Yani Avrupa önce bu saydığın ülkeleri parçalayacak sonra da sıra Türkiye’ye gelecek diyorsun sen.”
“Bunların hepsi için parçalama gerekmez ağbi. Örneğin Macaristan’a bakalım bir. Şimdilik bir Doğu Bloğu ülkesi. Ama yüzyıllarca Batı’nın parçası olmuş. Dolayısı ile tekrar Batı’ya dönmesi için parçalanma gerekmiyor. Bulgaristan’da durum biraz farklı. Orada ciddi bir Türk azınlık var. Bir bakıma ağız sulandırıcı bir durum bu. Olaya nereden baktığın önemli. Eğer orayı karıştırmak istersen, bulunmaz bir nimet bu. Önce azınlığı dürtükleyip tahrik edersin, sonra merkezi otoriteye üstü kapalı destek verip azınlığın ezilmesine imkân yaratırsın. En kötüsü ise Yugoslavya. Orda ne ararsan var. Karıştır karıştırabildiğin kadarıyla. Sırplarla Hırvatları. Slovenlerle Boşnakları birbirine düşürmek için fazla uğraşmaya gerek yok ki.”
“Vay be Reşad. Neler söylüyorsun sen. Önce Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerini yiyecek Avrupa, sonra da sıra Türkiye’ye gelecek öyle mi? Neden peki Reşad. Bu Batı Avrupa ülkelerinin hepsinin tuzu kuru şu anda. Bu senin söylediğin işlere kalkışırlarsa rahatları kaçmaz mı peki?”
“Ağbi, Avrupa ülkeleri bir daha kolay kolay aralarında savaşa girmezler. Doğru söylüyorsun. Ama bu; kendi dışlarında birilerini savaştırmazlar anlamına da gelmiyor elbette ki. Dikkat et, kendileri savaşmayacaklar. Kendi topraklarında kötü bir şey olmayacak. Kendi halkları tehlikeye girmeyecek. Başka bir ülkede, başka haklar birbiriyle savaşacak.”
“Peki, bundan ne kazanacak Avrupalılar Reşad?”
“Yeni ve küçük devletler, hatta devletçikler oluşacak. Kontrol altına kolaylıkla alınabilecek, mal satılabilecek, doğal kaynakları sömürülebilecek yeni küçük devletler ağbi. Çünkü Avrupalı sömürgeci. Bundan asla vazgeçmeyecek. Eğer şu andaki kurulu düzen sömürgecilik yapmasına fırsat vermiyorsa ki vermiyor, o zaman kurulu düzeni bozacak.”
Bunları hatırlayınca, ister istemez meraka kapıldım…
Büyük Kürdistan hayaline bu kadar kaptırmış olan Barzani, bir eski PKK’lının gördüklerini göremiyor mu..? Hele de şimdi olduğu gibi, İsrail dışında herkesin karşı bir işe girişmenin faturasını hesaplayamıyor mu..?
Türkiye’de görevleri gereği bu konulardan sorumlu olmaları gerekenlere ise hiçbir şey sormak niyetinde değilim… Çünkü “onlar; dünyanın neresinde bir karışıklık olursa olsun, balıklama dalarak” kendilerini tanıttılar bize..!

Paylaş
Önceki İçerikABD Başkanı Donald Trump’tan BM’ye reform çağrısı
Sonraki İçerikBylock çelişkisi
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.