2003 yılında Ankara’da kurulan Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD), 15’inci yılını geride bırakırken, ülkemizin sayılı STK’ları arasında yer almayı başardı.

Sivil toplum kuruluşları gerekli birlik ve beraberliği sağladıkları koşullarda farkındalık yaratabilen topluluklardır. Ülkemizde 120 bine yakın sivil toplum kuruluşu bulunuyor ancak birçoğunun sadece tabelaları var.

Gerçek manada sivil toplum kuruluşu faaliyeti yürüten toplulukların sayısı ise çok fazla değil. GGYD, STK denilince akla gelen ilk dernekler arasında yer alıyor. Bunun nedeni şans değil. Kuruluşlarından bu yana geçen 15 yılda yürüttükleri faaliyetler, üyelerinin ve yönetiminin işinden, özel yaşamından fedakârlık ederek çalışmalara katılması derneğin 6 yılda tam 5 kat büyümesini sağlamış.

GGYD  Başkanı M. Nezih Allıoğlu’da kuruluşunun 15’inci yılını geride bırakan derneklerinin, bu süre zarfında yaptıkları ile ülkemizin en verimli STK’larından biri haline geldiğini ifade ediyor.

Bizde Allıoğlu ile derneğin dünü, bugünü ve hedeflerine dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Soru:  Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Allıoğlu: 1966 Yozgat doğumluyum. Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun olduktan çok kısa bir süre sonra, İMKB’de, Broker’lik deneyimim oldu. Ardından Göral Otomotiv A.Ş.’nin kuruluşu ile otomotiv sektörüne, ilk adımımı attım. Şimdi, Peugeot Türkiye’nin Ankara bayisi olan Göral Otomotiv A.Ş’de Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı ve birçok sosyal sorumluluk projelerine imza atan, Genç Girişim ve Yönetişim Derneği’nin Başkanlığı’nı yürütmekteyim.

GGYD 2013 yılında kurulmuş bir dernek. Amacı üyeler arasındaki ticareti, dostluğu ve alışverişi arttırmak. Üyelerin sorunlarına çare bulmak, onlara ve personellerine eğitimler vermek, sorunlarını gerekirse basın yoluyla ilgili kişilere ulaştırmak için kurulmuş, şu anda yaklaşık 450 üyesi olan ve çok yoğun çalışan bir dernek.

Soru: Dernek olarak faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Allıoğlu: 2003 yılında Ankara’da kurulan GGYD, 15’inci yılını geride bırakırken, ülkemizin sayılı STK’ları arasında yer almıştır. 120 bine yakın dernek ve vakfın faaliyet gösterdiği Türkiye’de, bu yapıların arasından öne çıkmak, adından, etkinliğinden ve gücünden söz ettirmek hiç kolay değil.

Üstelik bu başarıyı, bir STK için kısa sayılabilecek 15 yıla sığdırabilmek daha zor. Elbette emeksiz hiçbir şey olmaz. Genç Girişim ve Yönetişim Derneği de emeğin, çabanın, mücadelenin, her güne yeni çalışma sığdıranların, bıkmadan usanmadan üretenlerin ürünüdür.

GGYD’de, her bir üye, yönetimimiz ve diğer kurullar elini taşın altına koymaktan asla çekinmez. Üyelerimizin ve yönetimimizin işinden, özel yaşamından fedakârlık ederek çalışmalara katılması derneğimizin 6 yılda tam 5 kat büyümesini sağlamıştır. GGYD bugün hem 450’ye yaklaşan üye sayısı, hem de güçlü mali yapısı ve etkinlikleriyle altın çağını yaşamaktadır.

Faaliyetleriyle adeta kamu yararına bir dernek gibi çalışan, yalnızca üyelerine değil toplumun tüm kesimlerine hizmet eden, iş dünyasını layıkıyla temsil ederken, kimsesizlerin kimsesizi olmayı başarabilen GGYD; üyesini birçok platformda onurla temsil ederken, kardeşliğin, arkadaşlığın, yardımlaşma ve dayanışmanın merkezi haline gelmiştir.

Düzenli gerçekleştirdiğimiz İş’te Fırsat Toplantıları sadece Ankara’nın değil Türkiye’nin marka iş ve tecrübe paylaşım organizasyonuna dönüşmüştür. Toplantılarımız, yemek, gezi, kokteyl ve gecelerimizle üyelerimiz arasında ticaret ve dostluğu geliştirirken, her bir üyemizin ekonomik ve sosyal hayatına dokunmayı başarmanın, tüm üyelerimize kendisini ayrıcalıklı hissettirmenin, iyi gününde, kötü gününde yanında olmayı başarmanın haklı gururunu yaşamaktayız.

GGYD bugün Türkiye’nin en verimli ve en hızlı büyüyen STK’sıdır. Genç Girişim ve Yönetişim Derneği, bundan sonra da üyelerine, Başkentimize yaraşır işler yapmaya devam edecek. Ülkesini seven, vatanına ve milletine aşık genç girişimcilerin buluşma noktası olan GGYD’nin ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşamına sağladığı katma değer, artarak sürecek.

15 yıllık birikimin ve tecrübenin sonucu olarak kurumsallaşmasını tamamlayan, her faaliyetini vizyoner bir bakış açısıyla planlayan, bunların sonucu olarak da eylem ve söylemleri iş ve siyaset dünyası başta olmak üzere kamuoyu tarafından dikkatle takip edilen, özel sektör ve kamunun proje ortağı olan GGYD, doğru yoldadır.

Bizler çalışmayı, üretmeyi, hizmet etmeyi seviyoruz. Bunları bir karşılık beklediğimiz için değil, üyelerimize ve şehrimize karşı sorumluluk hissettiğimiz için yapıyoruz. Tek kazancımız ise bizlere duyulan inanç ve güven.

Soru: Üye portföyünüz kimlerden oluşuyor?

Allıoğlu: Derneğimizin üye profili çok geniş. Çok değişik sektörlerden iş adamları var. Sağlıktan turizme aklınıza gelebilecek her sektörden üyemiz var. Daha önce de belirttiğim gibi 450’ye yakın üyemiz var. Bu aslında şöyle bir artı doğuruyor; biz her konuda kendi kendimize yetebilen bir dernek haline geliyoruz.

Birkaç ana başlıktan örnek vereyim; inşaat firması da var, inşaat malzemesi satan da, var. Emlakçı, otel sahibi, sigortacı, avukat, doktor, yazılımcı aklınıza ne gelirse her alandan üyelerimiz var. Üyelerimiz arasında iş yapanları geçtik, artık ortak olanlar var. GGYD çatısı altında tanışıp ortak oldular. Tabi bütün bunlar bizim için sevindirici gelişmeler.

Soru: Diğer sivil toplum kuruluşlarıyla bağınız var mı?

Allıoğlu: Tabi ki. Biz aynı zamanda Ankara Sivil Toplum Kuruluşları Platformu’nun (ASTOP) da üyesiyiz. Geçtiğimiz yıllarda sözcülüğünü de yaptım. Orada da Ankara’daki 13 dernekle ortak faaliyetler gerçekleştiriyoruz. Örneğin her yıl vefa ödülleri veriyoruz. Zamanında kapısında birçok insanın beklediği ama mevkisinden ayrıldıktan sonra kimsenin aramadığı insanlara bir vefa örneği gösterip onlarla ilgileniyoruz. Ayrıca sivil topluma hizmet etmiş veya halen hizmet eden kişileri de unutmuyor, ödüllendiriyor, destekliyoruz, görüşlerini alıyoruz.

Soru: Türkiye sivil toplum anlamında etkili mi?

Allıoğlu: Türkiye’de sivil toplum henüz istenilen oranda etkili değil. Bir defa biz ülke olarak sivil toplumdan kaçıyoruz, korkuyoruz. Sivil toplumu bırakın, apartman yönetiminden bile korkuyoruz. Apartman yönetim toplantılarından kaçıyoruz ki sorumluluk verilmesin. Başım ağrır ileride diye, bir sorun çıkar üzülürüm diye sorumluluk altına girmiyoruz. Bunu yavaş yavaş zamanla ilkokuldan başlayarak insanlara özendirmemiz lazım. Sivil toplumlara katılımın arttırılması gerekli.

Soru: Girişimcilik hakkında bilgi verir misiniz?

Allıoğlu: Girişimcilik, kar etmek amacıyla bir teşebbüste bulunmak şeklinde tanımlanıyor. Bir iş yeri açmak veya bir iş yerini satın almak, girişimcilik olarak tanımlanıyor ama asıl amaç kar elde etmek. Tabi bunun için bazı önemli şeyler var, bilgi birikimi gibi.

Sermaye çok önemli değil, olmasa da olur, bir şekilde bulursun. Ortak bulursun, kredi kullanırsın. Ama önce bilgi, birikim ve cesaret olmalı. Mesela birçok tanıdığımız vardır; ‘aman aman bir şey olmasın, ben burada memurum’ deyip risk almazlar, cesarette bulunmazlar.

Bu son derece yanlış. Bizim girişimcilere ihtiyacımız var. Bu bakımdan girişimciliğin okullarda ders olarak okutulması lazım. Ülkemizin gelişmesi, sanayimizin ilerlemesi için bu girişimcilere ihtiyacımız var. O nedenle gençlere tavsiyemiz cesur olun, fikrini varsa hayata geçirmek için gayret gösterin.

Soru: Gençlere yönelik çalışmalarınız oldu mu?

Allıoğlu: Biz 2016 yılında bir proje çalışması yaptık ve 40 civarında gencin projelerini değerlendirdik. Bu projelerden birinciye ödüller verdik. Diğer projeler arasında üyelerimizin dikkatini çekip ortak olanlar oldu. Bir yerde finans bulanlar oldu. Dolayısıyla ne kadar çok kalabalıklara girip faaliyetlerde bulunursanız o kadar da geri dönüşünü alırsınız.

Soru: Dernek olarak sosyal faaliyetler yürütüyor musunuz?

Allıoğlu: Tabi biz dernek olarak sadece üye sayımızı artırmak veya dernek faaliyetimiz olarak iktisadi konulara değil sosyal konulara da çok önem veriyoruz. Geçtiğimiz yıl bin 500 çocuğumuza yardımda bulunduk. Bunu yaparken kimseyi rencide etmeden kamyonların üzerinden atmadan, tek tek özenle paketleyerek, çocuklara kendi ellerimizle teslim ettik.

Çocukların daha önceden okullardan isimleri, bedenleri ve ayakkabı numaralarını alarak poşetlerde isimleri yazarak onlara kışsa yılbaşı hediyesi adı altında yazın da karne hediyesi adı altında yardım ettik. Bu tür faaliyetlerde de bulunuyoruz. Dernek olarak ‘Nilüferler’ fonumuz var.

İhtiyaç sahibi olan üniversite öğrencilerine ‘Nilüferler’ bursu veriyoruz. Bunu derneğimizin kasasından ve üyelerimizden gelen gelirler ile karşılıyoruz. Bu bursu verirken not ortalamalarına bakıyoruz, aile durumlarına bakıyoruz. Diğer yandan kimsesiz çocukları, huzurevinde kalan yaşlılarımızı da unutmuyor, her fırsatta hediyelerimizle, sevgimizle onları ziyaret etmeye özen gösteriyoruz.

Soru: Sanayi anlamında hangi noktadayız?

Allıoğlu: Biz sanayi 4.0 derken dünya sanayi 5’e geçiyor artık. Üretim teknolojilerimiz çok geri. Sıkıntımız var yeniliklere açık değiliz. Gençlerimizi bu yönde yönlendiremiyoruz. İnovasyon, AR-GE yok. Katma değerli ürünleri üretmekte sıkıntı yaşıyoruz. Üniversite sanayi iş birliğini sağlayamıyoruz. Diğer ülkeler 5.0’a geçerken biz daha 4.0 nedir, ne değildir onu çözmeye çalışıyoruz. Sanayide almamız gereken çok uzun bir yol var diye düşünüyorum. Milletçe daha çok çalışmamız lazım. Çalışan bir insan zaten fark ediliyor. Üç kişinin çalıştığı bir işte bile birisi biraz daha hevesli, hırslı, daha çalışkansa diğerlerinden fazla satış yapıyor ve kazanıyor.