Ana Sayfa Güncel Gezi’de insanlar, sanki birer hayvan gibi hatıralarını savundu

Gezi’de insanlar, sanki birer hayvan gibi hatıralarını savundu

55
PAYLAŞ

NOBEL ödüllü Yazar Orhan Pamuk, romanlarında betimlediği İstanbul ile son 13 yılda “çarpık” bir şekilde hızla değişmiş olan İstanbul arasındaki farka dikkat çekerken, bir şehir değişince hatıraların da değiştiğini, Gezi protestolarının temelinde de, siyasi boyut kazanmış haliyle “sanki bir hayvan gibi hatıraların savunulması” durumunun yaşandığını belirtti. Pamuk, 8 yıl evvel vapurlar değiştirilirken halka sorulurken, şimdi sorulmadığına dikkat çekerken de, “AKP o zaman bence daha saygın bir yerdeydi” ifadelerini kullandı.
Kamera kaydırarak, imajları eşliğinde izleyenleri dokümanterinin içine çeken Grant Gee, Türkan Şoray, Ara Güler ve bir taksiciden de istifade ederken, Gezi Parkı’nı da görüyor.
İlk kez bir kitabı beyazperdeye esin kaynağı olan Pamuk, bu konudaki görüş ve duygularını Venedik’te Doğan Haber Ajansı ile paylaştı.
“BU MASUMİYET MÜZESİNİN FİLMİ DEĞİLDİR
Soru Film hakkındaki değerlendirmeleriniz nelerdir Orhan Pamuk Film, çok özenli, şiirsel ve derin. En zor şey filmin üç çizgisi var. Benim masumiyet müzesi adlı romanımın hikayesini, romanın içindeki küçük bir kahramanın gözünden, ama 12 yıl sonra kısaca yeniden gözden geçiriyor, ama yalnızca masumiyet müzesinden çıkan bir film değil. Ayrıca benim eserlerimi ve diğer kitaplarımı; İstanbul adlı kitabı Kara Kitap’taki metinleri gören bir film. Üçüncüsü günümüz. Benim romanlarımdan ancak Kafamdaki Bir Tuhaflık’ta yetişebildiğim günümüz İstanbul’u. İnşaat çılgınlığını, beton binaları, yeşilin yok edilişini, şehrin kimyasının değişişini, hep sürekli aynı kalışını da bunda seviyorum. Grant’ın filminin özelliği, gören bir film. Çok yoğun, ama popüler bir aşk melodramı değil. Masumiyet Müzesi’nin bir dizisi de yapılabilir, popüler bir aşk melodramı olarak.
“SEBALD HAKKINDA YAPTIĞI FİLM GİBİ YARATICI BİR ŞEY YAPMASINI İSTİYORDUM”
Soru Grant Gee bu işe nasıl dahil oldu
Orhan Pamuk Grant Gee’nin ben, Alman Yazar Sebald’ın ‘Rings of Saturn’ kitabı üzerine yaptığı filmi hayranlıkla seyrettim. Sonra başkaları bana, Gee’nin İstanbul’a geldiğini, Masumiyet Müzesini gezdiğini ve belki bir şeyler yapmak istediğini söyledi. Bizi temsil eden kişiler 6 ay sonra bizi Londra’da buluşturdu ve hemen yapılacak yeni bir film için aklımıza gelen parlak düşünceleri söylemeye başladık. Arkadaşlık çalıştı bilmem anlatabiliyor muyum Birbirimizin yanında rahat konuşmaya başladık. Ben, benim filmimin resimlenmiş şekline meraklı değildim. Sebald hakkında yaptığı gibi bir film, yaratıcı, kişisel bir film yapmasını istedim. O da onu yapmak istiyordu. Böylelikle konuşa konuşa Masumiyet Müzesi romanındaki küçük bir önemsiz, kenarda kalmış, dikkatsiz bir okurun gözünden kaçacağı bir kahraman olan Ayla’nın gözünden, 12 yıl sonra yeniden bir kahramanın şehre geldiğini ve Kemal ile Füsun’un öldüğünü, olayların arkasından 12 yıl geçtiğini, ama karşımızda bir müze olduğunu görüp şaşıran bir insanın bakış açısından romanın hikayesine, uzaktan yeni bir bakış oldu böylelikle bu film.
Romanın hikayesini resimliyor değil, romanın hikayesini yeniden anlatıyor kahramanımız Ayla ve böylelikle İstanbul’un son 12 yıldaki büyük değişimini de hikayenin bir parçası olarak görebiliyoruz.
“ARA GÜLER VE TÜRKAN ŞORAY, GRANT GEE’NİN KATKILARI
Soru İstanbul fotoğrafları denilince akla ilk gelen isimlerden Ara Güler ile Türk sinemasının önemli simalarından Türkan Şoray, bir taksici ve sokaklarda çöp toplayanları da görüyoruz. Bu öğeleri nasıl değerlendiriyorsunuzOrhan Pamuk Bunlar Grant Gee’nin katkıları. Halbuki Masumiyet Müzesi’nde Ara Güler diye bir kahraman ve bir taksi şoförünün maceraları yok.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam