Gerçek gazetecilik dediğin…

0
97

Gazetecilik onurlu bir meslektir. Gazeteciler, öncelikle, içinde yaşadıkları toplumu, sonra da dünyanın her köşesinde ki insanları bilgilendirmek ve uyarmak görevini üstlenirler.

Bu aslında o kadar kutsal bir görevdir ki, insanlığı, bir çok önemli olaya karşı hazır kılar ve kendilerini korumalarını be ya düşünmelerini sağlarlar.
Gazetecilik bazen haberin ayağına gitmektir, bazen de ayağına haberin gelmesidir. Önemli olan, haberin doğruluğunun tespit edilmesidir. En zoru da bıdır aslında. Yani edindiniz bir haberi doğruluğunu araştırmadan sunmak gazeteciye yakışmaz, sorumlulu büyüktür çünkü. Bir haberin doğruluğu araştırıldıktan sonra da başka değerler göz önüne alınarak iyice tartılır milli menfaatler gibi ve yine her zamanki gibi insanlığın menfaati önce tutularak yayınlarlar veya en uygun zamanı beklerler. Aslında gazetecilerin elinde çok fazla bilgi vardır ama hepsini yayınlamazlar çünkü hepsinin bir zamanı vardır. Gazeteci olacaksınız, hem dürüst, hem araştırmacı olacaksınız, ve de sorumluluk sahibi olacaksınız. Gerçek gazeteci bütün bu özelliklere sahip olandır. Bu kadar özelliğin bir arada olduğu insana ancak “gerçek gazeteci” diyebiliriz. Ben böyle bir kaç kişiyi tanıdım; kendimi de öyle adlediyorum. Çok cesur olduğumu söyleyemem belki ama en azından, dürüstçe, dobra dobra yazamayacağım bir konuyu da asla kaleme almadım almam da.

Aslında gazetecilik mesleği ile ilgili yazılacak pek çok şey var ama şimdilik burada sadece “kısa fikrimi” yazdım.
Hürriyet gazetesinde yazan Melis Alphan, kendisine, sosyal medyada reklam yapmasıyla ilgili verilen bir teklifi ifşa edip, “gazeteci dürüst olur, para almaz” demiş. Çok ta doğru söylemiş. Umuyorum söyledikleri doğrudur fikri de aynen böyledir.

Ama merak ediyorum, aynı gazetedeki bir çok gazeteci arkadaşının yıllardır bu şekilde para kazandığını bilmiyor mu acaba? Sadece sosyal medyadan değil üstelik, direkt eşlerinin adına açtıkları “pr, halkla ilişkiler, reklam, tanıtım, organizasyon” vb gibi şirketlerden su gibi para kazandılar ve hala kazanmaya da devam ediyorlar. Türkiye’de öalesef muhtelif gazetelerde çalışan bu tarz gazeteciler (!) var. Müşterilerine vaat ettikleri periyodik zamanlarda haberler yaparlar ve gazetelerinin üzerinden para kazanırlar. Yani gazeteden aldıkları para dışardan kazandıkları para yanında sembolik kalır. Yaptıklarının hiçbirinin gazetenin menfaatine de olduğunu sanmıyorum. Çünkü gazeteler reklamlarla ve günlük satış rakamlarıyla ayakta durur. Ama ben uzatmayayım, bu yarz gazeteci geçinenler saldırgan oluyorlar; bakarsınız ellerindeki çamuru yüzümüze sıvayıverirler.

Melis Alphan’a gelince, benim söylediklerimin çoktan farkında olduğunu düşünerek, öyle yazmıştır diye umuyorum. Pek çok dürüst gazeteci yazdıkları yazı veya haber için bir bedel öderken, menfaatgöz olanların ortalıkta edayla dolaşması rahatsız ediyor. Gerçek gazeteciliğin İtibar görmesi dileğiyle…

Paylaş
Önceki İçerikVarlık Fonu, Hazine’yi kuruttu
Sonraki İçerikDünya Bilgesi Prof. İbrahim Agâh Çubukçu
Rana Elik

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6’ya geçti,6 ay sonra Amerika’ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.