Ana Sayfa Yazarlar “Gençlerimiz ve İdeal ”

“Gençlerimiz ve İdeal ”

57
PAYLAŞ

Namık Kemal’i biz daha çok şiirleriyle ve tiyatro eserleri ile tanırız. Onun yazmış olduğu Osmanlı Tarihi adlı eser tarihçiler arasında fazla rağbet bulmamıştır. Buna karşılık Namık Kemal eserinde bazı tarihi olayları ibret teşkil etsin diye detaylandırmış, faydacı tarihçilik örneği vermiştir. Onun üzerinde durduğu olaylardan birisi de Sofya’nın fethi meselesidir:
Lala Şahin Paşa, Balkanlarda fetihlerde bulunduğu sırada yüksek Sofya surlarını aşamamış, şehrin etrafını yağma ve tahrip ile yetinmek zorunda kalmıştı. Ancak Filibe sancakbeyi olan İnce ise ne yapıp edip Sofya’yı ele geçirmek arzusundaydı.
İnce Balaban Bey’in emrinde Uzunca Sevindik adlı bir delikanlı vardı. Uzunca Sevindik, her zaman kendisini tarihe geçirecek bir kahramanlık yaratmak hayalleri kurardı. Bu arzu ile yalnız başına Sofya’nın fethini gerçekleştirmek için planlar yapmaya başladı.
Uzunca Sevindik bir gün Filibe’den firar etmiş gibi kaçarak Sofya’ya gitti. Kendisinin Hrıstiyanlığı kabul ettiğini şehre kabulünü istedi. Sofya’nın Bulgar muhafızı tam bir av hastası idi. Uzunca Sevindik ise avcılıkta ve doğan terbiyesinde ustaydı. Bu yolla kısa zamanda Bulgar komutanın ilgisini çekti ve güvenini kazandı. Komutanın doğancıbaşısı oldu. Artık sürekli olarak komutanla birlikte ava çıkıyordu.
Bir gün av peşinde koşarken Tatarpazarcığı kasabası yakınlarına kadar geldiler. Buraya yakın bir İslam köyü civarında iken akşam oldu. Uzunca Sevindik Bulgar komutandan izin alarak yem ve yiyecek temin etmek üzere köye gitti. Köyde bulunan Deli Balaban ve Gazi Ahmet isimli iki Osmanlıya durumu anlattı. Uzunca Sevindik tekrar ormana döndü ve Türklerin kendisini yakalamak üzere hazırlık yaptıklarını bildirdi. Komutan korktu ve “ne yapalım?” diye sordu. Uzunca Sevindik de: “Ben sizi eşyalar arasına saklayayım ve gidip Sofya’dan yardım alıp getireyim” dedi. Komutan razı oldu. Ancak Uzunca Sevindik, Sofya’ya değil İslam köyüne gider; Deli Balaban, Gazi Ahmet ve arkadaşlarını alarak ormana gelirler ve Bulgar komutanı esir alıp İnce Balaban Bey’e götürürler. İnce Balaban Bey, Uzunca Sevindik’in kılavuzluğuyla Sofya’ya gelir ve komutansız kalmış olan şehri sulh yoluyla ele geçirir.
Namık Kemal, Uzunca Sevindik’in yardımıyla İnce Balaban Bey’in Sofya’yı barış yoluyla feth etmesini “bir kahraman millet içinde yalnız Uzunca Sevindik’e nasib olmuş” bir kahramanlık olarak anıyor ve onun adının bu şekilde tarihe geçmesine önem veriyordu.
Her millet kendi kahramanlarını yaratır ve yaşatır. Her kahraman yeni kahramanların doğmasını sağlar. Bu yüzden insanlar tarihe yön veren kahramanların isimlerini yaşatmak isterler. Bu hafta Çanakkale Zaferinin 100. Yılı kutlanmakta. Çanakkale kahramanlarına, Çanakkale şehitlerine sahip çıkmak, onların destanlarını yazmak, gençliğin yeni kahramanlıklar için hazırlanması demek. İnsanlar ideallerle yaşıyor. Gençler kendilerini kanıtlayacak bir şeyler yapmak istiyorlar. İçlerindeki iyi ve güzel şeyler yapma arzusu çılgınca akan bir nehir gibi. Kendilerine örnek insanlar, ideal tipler arıyorlar. Yerli ve yabancı liderler, aksiyon ve fikir adamları örnek tip olarak alınıyor.
Gençler inandıkları şeylere samimiyetle inanıyor ve samimi olarak bir şeyler yapmak istiyorlar. Ancak bu samimi inanış ve gençlerin enerjisi birçoklarının sömürü arzularını artırıyor. Gençleri sokak çatışmalarına çekmek, polisle, güvenlik güçleri ile çatıştırmak, siyasi arenanın malzemesi yapmak bazılarının geçim vasıtası, varlık sebebi olmuş. Küçük yaştaki çocuklar bile hiç acımadan, hiç utanma, arlanma duymadan siyasi arenada kullanılıyor. Küçük yaştaki çocuklara cinsel istismar bile bunun yanında daha adi bir suç kalır. 10- 15 yaşındaki çocukların okullarından alınarak siyasi arenalarda kurban edilmesine hiçbir ideoloji, hiçbir akıl ve hiçbir vicdan sahibi kişi izin vermemelidir.
Gençlerimize Uzunca Sevindik’lerin kahramanlıklarını anlatamadık, Seyit Çavuşların, Kara Fatmaların, Mustafa Kemal’lerin kahramanlıklarını anlatamadık. Şimdi gençlerimizden bir kısmı kendilerine yeni kahramanlar bulmaya, onları örnek almaya; birileri de onların omuzlarına basarak yükselmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki benim görebildiğim manzara bu.
ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN 100. YILI KUTLU OLSUN.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikÇanakkale geçilmez
Sonraki İçerik100. yılda Çanakkale Platosu Bağcılar’da
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.

1 YORUM

  1. Gerçekten gençlere bu hikayelerin öğretilmesi gerek…
    Sokak serserilerini ,çakal takımını örnek alıyorlar ..

Comments are closed.