Ana Sayfa Kültür-Sanat Genç bir deha ile söyleşi

Genç bir deha ile söyleşi

150
PAYLAŞ

Osman OLCAY-

Gazetemizde birçok değerli yazarımızın yazdıklarını okudunuz, okuyacaksınız.
Bu kere, gerçekten müzik alanında bir deha olan bir dostumun başarı dolu yaşamını anlatan bir röportaj ile karşınızda olmak istedim. 1969 yılında Ankara’da doğan önemli bir sanatçı Can Atilla’dan bahsetmek ve kendisiyle yaptığım küçük bir söyleşiden bazı parçalar aktarmak istedim naçizane…

Kiminiz bilirsiniz, esasında new age music (yani günlük müziği dinlerken aklınıza bazı resimler gelen) bir tarzda çalışan ve günlük uğraşılarınız içinde, ‘Görsel Müzik’ kavramını umarım algılayabildiğiniz bir tarzda çalışıyor bu genç yetenek.
Bu genç kardeşimiz, ülkemizin dışında en iyi tanınan birkaç meşhur müzisyen/kompozitör/tarihçilerden biridir! Kendisiyle yaptığımız söyleşi zaten bunları size aktaracaktır sanırım.
1980 yılında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı Yaylı Sazlar Bölümü’nde Keman ustalığına başlayan Can Atilla, on yıllık eğitiminin ardından Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda iki sezon müzik yapmıştır.
Kendi başına orkestrasyon ve orkestra şefliği eğitimine devam ederek, sonuçta kendi müzik yapım şirketini kurmuştur.

5

Atilla, kendisine ilham veren kişilikler olarak, özellikle müziğin matematiksel ve aritmik (ritimle aynı olmayan) tarzlarını bütünleştirebilen Bach ve özellikle müzikte ‘Genç Romantikler’ dönemi olarak algıladığı 1800’li yılların Barok Dönemi bestekârları Bruckner, Wagner, Strauss ve diğerleri gibi müzisyenlerden etkilendiğini saydı ve kendi ifadesiyle bu besteciler hayatına yön verdi!
Kendi stüdyosunu kurduğu 1996-2005 yılları arasında yarattığı bestelerle Atilla, uluslararası alanda söz sahibi birçok müzik kuruluşunun elemanı olarak çalışmış ve 160 binden fazla cd satarak önemli bir başarıya imza atmıştır. Bu başarısıyla da ‘Görsel Müzik’ yapmaya çalışan birçok meşhur guruptan fazla CD ve kaset satışını fark eden konuyla ilgili şirketlerin dikkatini üzerine toplamıştır.
Atilla, yaptığı müziği, bir şekilde tarihsel olayları, kahramanları ve onların yakın çevresini duyumsal olarak anlatmayı seçmiş bir genç. Ve özellikle Osmanlı öncesi ve Osmanlı dönemini sizlere müzikal açıdan çalışmayı amaç edinmiş biri!
2005 yılında çıkarmış bulunduğu ‘Cariyeler ve Geceler’ adlı çalışması, Osmanlı’nın ilk dönemlerini anlatan bir üçlemenin ilk albümüdür. Nitekim bu çalışmayı 1453 (İstanbul’un Fethi) Sultanlar Aşkına adlı çalışması takip etmiştir. Bu üçlemenin sonuncusunu, Kanuni’nin eşi Hürrem’e ( ki Kral TV’de yılın klipi seçilen!) adadığı ‘Aşk-I Hürrem oluşturmuştur.
Atilla aynı zamanda, bu dönemdeki kahramanları da ifade edebilmek adına albümlerinde Piri Reis ve Barbaros Hayrettin Paşa’nın yaşadıklarını müzikal olarak aktarmaya da çalışmıştır.

23
Bir kültür hizmetinde bulunmaya çalıştığını ifade edegelen Atilla, önümüzdeki beş yıllık bir dönemi kapsayacak bestelerine devam etmektedir. Bunlardan birincisini Can-I Yunus oluşturmaktadır. Osmanlı döneminden önceki Anadolu Selçuklu döneminin edebi mimarlarından birini teşkil eden Yunus Emre’nin barış, merhamet, dürüstlük, misafirperverlik ve vatan aşkı konusundaki algılamalarını Ahmet Yesevi kültürüne oturtmaya çalışmıştır. Yakından izlediğimiz bu genç müzikoloğun bizce en önemli aşamasını, müzik konusunda tüm uluslararası otoritelerin tanıdığı ve önem verdiği firmaların kataloğuna girmesi teşkil etmiştir ve bu, ülkemiz açısından gurur verici bir durumdur!
Bu seride iki albümü daha önümüzdeki günlerde çıkacak olan bu genç ve aydın sanatçımıza en iyi dileklerimizi iletmek isteriz. Bu genç yetenekle ilgili bazı çalışmalara YouTube’dan erişmeniz mümkündür!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam