Ana Sayfa Yazarlar Gelin 1 Mayıs’ı 2017’de Taksim’de kutlayıp milat yapalım

Gelin 1 Mayıs’ı 2017’de Taksim’de kutlayıp milat yapalım

70
PAYLAŞ

Türkiye için bir zamanlar içimizi çekerek bakacağımız bir ülke deşeler de gerçekten inanmazdım.

Ancak maalesef bugün adım, adım bizi oraya getirdiler.
1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı adı üzerinde bir bayram. Kimin için 365 gün kendi emekleri ve ülkeleri için çalışan insanlar için.
Yani hepimiz bir çalışan olduğu için hepimizin. Ancak Türkiye’de kutlamaları sadece bu yıl veya önceki yıllar için değil acaba ne zaman Bayram Atmosferinde kutlandı diye merak ediyorum?
İşte o yaşanmaması gereken kanlı 1 Mayıs 1977 yılındaki kutlamaları. Ancak ondan öncesi de hep karışıktı. Hep buhranlıydı. Hep olaylı hep kava, gürültü, polis ile bu bayramı kutlamak isteyenlerin arasında bir güç savaşı idi. Yani devlet ile çalışan hep karşı karşıya geldi ya da getirildi. Bir ortası bulunamadı.
1 Mayıs Türkiye’ye has kutlanmadı. Hep bir dış mihrakların etkisinde O alışıla gelmiş. Orak çekiç aslında işçi ve köylünün ortak mücadelesini simgeleyen bir semboldür. Ama kırmızı üzerine sarı renkli ve komünizmi çağrıştırdığı için sağ görüşteki insanlarımız hiç sıcak bakmamıştır bu bayraklara.
Bu simge hep Türkiye’yi anlamsızca bölmüştür. Oysa bu orak çekici, kominizim simgesinden ayrı tutup böyle bir algı operasyonu yaratılsaydı ’’İşçi ve Köylünün’’ ortak mücadelesine kim karşı çıkabilirdi?
İşte burası Türkiye ya, bölünmesi, gerekiyor ve farklı bir algı operasyonu yaratılarak, bugünlere kadar 1 Mayıs kutlamaları devlet güçleri ile göstericileri karşı karşıya getiren bir güne dönüştü.
TÜRKİYE HEP KAYBEDİYOR NEDEN?
1 Mayıs İşçi ve Emekçi bayramı için İstanbul’da yasaklanan Taksim’e çıkmak isteyen göstericiler ile polis güçleri arasındaki amansız kovalamacayı ve kargaşayı izledim. Tüylerim diken diken oldu.
Çok kötü Türkiye manzaraları ile beraber. Aynı zamanda Türkiye’nin değişik yerlerinde patlamalarda, çatışmalarda şehit olan asker ve polis haberleri ile de görünce, vay Türkiye’m dedim.
İçin, için yanıyor. Sanki sonu belli olmayan bir sona doğru gidiyor dedim ve çok kaygı ile izledim.
12 Eylül 1980 öncesinde de Türkiye aynı böyle kaynıyordu. Kardeş, kardeşi vuruyor, Her gün cenazeler törenlerle defnediliyordu. O zaman sağcı, solcu öğrenciler ölüyordu.
Benim sınıfımda yan yana oturduğum adaşım Tandoğan’ı da minibüsle evine giderken indirip, başını gövdesinden ayıracak kadar insanlar canileşmişti. Ona da buradan Allah rahmet eylesin diliyorum bir kez daha. Ruhu şad olsun.
Sol görüşlü bir arkadaşımdı ancak ülkesini ve Türkiye’yi çok seviyordu.
Peki, neyi paylaşamıyorlar? İşte bugün de aynı herkes Türkiye’yi seviyor. İşçiyi, köylüyü, emekçiyi seviyor. Peki, bu kadar yaygara niye?
Türk’ü Kürt’ü de aynı milletiz.
Yine aynı oyun. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra aynı koğuşa konan sağcı ve solcu öğrenciler, ’’Birbirimizi hiç tanımıyormuşuz” diye pişmanlıklarını yazdılar. İşte bugünde bunların arkasında bu pişmanlıklar var. Tabii bundan yararlanan çevreler var  mı? Muhakkak var ki, bu yangın bir türlü söndürülmüyor.
TAKSİM’İ
TAKSİM YAPIN
İsveç’te ve dünyada insanlar 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramını, büyük bir medeniyetle kutluyorlar. İşçilerin o meşhur işçi bayramı marşı ile yürüyen kortejlerde zulme, sömürüye meydan okurlar. Bu kesim, ülkeyi yönetenlere ve patronlarına mesajlar yollarla ellerindeki pankart ile yani bir algılamadır. Kardeşçe ve dostça bir kutlama olmalıdır.
Şu güzelim Cumhuriyet Meydanı Taksim’e de haksızlık etmeyin. Kırın şu zincirleri artık, bozun bu oyunları, Türkiye’ye Türk emekçilerine ve köylüsüne devletine yakışan bir 1 Mayıs kutlayalım gelecek yıl hem de Taksim meydanında. İşte Türkiye için bu tarih yeni bir milat olsun. Olamaz mı? İstenirse, öyle olur ki!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam