N’oldu bizim sevgili dostumuz(!), müttefikimiz(!) Suudi Arabistan’a..?

Her Türkiye’ye gelişinde herkesi hediyelere boğan ve “zahmete girmesin” diye, kaldığı otelde Türkiye’nin Cumhurbaşkanı ile Başkanı’nı “kabul eden” Kral Hazretleri hala görevinin başında değil mi..?

Trump’un ziyareti sonrası bir şeylerin değiştiğini biliyoruz gerçi… Ama son günlerde olanlar bizi “Suudi Arabistan’ın, Amerika Birleşik Devletleri’nin en yeni eyaleti mi oldu acaba?” diye düşünmeye itiyor…

Suudi Arabistan yönetiminde güçlü bir yeri olan Veliaht Prens Muhammed bin Salman, Mısır Al-Sorok gazetesine verdiği bir demeçte Türkiye’yi “Hilafeti geri getirmeye çalışmakla” suçladı…

Bu kadarla kalsa iyi, Salman’a göre, “Ortadoğu’da bir köşesinde İran, bir köşesinde İslami Örgütler, diğer köşesinde de Türkiye’nin bulunduğu bir ‘Şer Örgütü’ var…”

Kendine göre destekçileri de var Suudi Arabistan’ın… Örneğin sürekli Türkiye karşıtı çıkışlar yapan Birleşik Arap Emirlikleri olarak Kuveyt gibi… Zaman zaman televizyonlarda gösterilen Türk dizilerinin yasaklanmasına kadar giden işler yapıyorlar…

…Ve bunların ardında, Ortadoğu’daki hâkimiyetini kaybetmekten korkan ABD var…

İkinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere’den devraldığı bu hâkimiyet ABD için çok önemli… Tek Süper güç olmanın yolu çünkü…

En büyük tehlikenin ise, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte parçalanıp küçülen Rusya olması, sanki şaka gibi…

Ortadoğu Bataklığı’nın altındaki doğal kaynaklarla izah edilemeyecek bir durum söz konusu ve bu yüzyıllardır o bölgeyi çıbanbaşı haline getirmiş…

Bunun tek nedeni de, Ortadoğu’nun çok karmaşık insan dokusu…

Tarih; bölgede kurulan devletler, bunların birbiriye yaptıkları savaşlar, Anadolu üstünden dışa yönelik saldırılarıyla doludur… Yalnızca üç büyük dinin de aynı bölgeden başlaması ve sonra kendilerini asırlarca süren savaşlara katırmış olmaları da, dikkat çekici…

Her şey Atatürk’ün ne kadar haklı olduğunu gösteriyor…

Ömrü yettiği sürece; kendi kendine yetecek, halkı eğitilmiş, ordusu güçlü, kadın eşitliğine sahip, bilime ve sanata önem veren bir ülke yaratmayı sürdürmüş olmasaydı, belki de şimdi Türkiye Cumhuriyeti çoktan yıkılmış olurdu…

Ama emperyalistler sabırla beklediler… İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra da harekete geçtiler…

En istemedikleri şey, Türkiye’de iyi eğitilmiş ve Atatürk Devrimleri’ni anlamış insanların olmasıydı… Gerçi Köy Enstitüleri’nin kapatılmasını sağlayarak bunu hallettiklerini sanıyorlardı… Ama hala o istemediklerini çoğunlukta olduğu bir Türkiye vardı…

İki askeri darbe, birkaç darbe girişimi ve post modern darbeden sonra da; aradıkları fırsat ellerine geçti… Adı Büyük Ortadoğu Projesi olan bir kandırmacaydı bu…

Ne var ki, temeli çok sağlam atılmış bir Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak o kadar kolay değildi…

Şimdi de, çaresizlik içinde Arapları kullanıp, bizi köşeye sıkıştırmak istiyorlar…

Bu da onların Türkiye’nin “Araplara güvenmemek gerektiğini bilenlerin, hala çoğunlukta olduğu bir ülke olduğunu” kavramamış olduklarının ispatı..!