Kadın Hastalıkları ve , döneminde telefon kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslı Alay, “Gebelik planladınız, belki de bu ay adetiniz gecikecek ve bebeğiniz olacağını öğreneceksiniz. Anlık endişelerinizi duyar gibiyim. Alışveriş merkezinde X-ray cihazından geçtim, bu ara telefonla çok konuştum, neredeyse laptopumla uyudum.

Endişelenmede haklı mısınız? Tüm bu çevresel etkenler tehlikeli miydi? Bebeğimi nasıl koruyacağım? Zararları kesin olan radyasyonu iyonize ve iyonize olmayan manyetik radyasyon olarak iki bölümde inceleyebiliriz.

İyonize radyasyon etkileşimde bulunduğu canlı dokunun yapısını bozar. X ışını, Gamma ışını ile temas eden hücreler ya mutasyona uğrar ya da ölür. Ancak iyonize özelliği olmayan ışınların hücrelere zarar verecek enerjileri yoktur. İyonize olmayan radyasyon güvenlik kapıları, cep telefonları, televizyon, hatta çamaşır makinelerinde bile bulunur” dedi. X-ray cihazının sabit bir X-ışını kaynağından nesnelerin geçirilmesi ve içerikleri hakkında bilgi veren sistem olduğunu kaydeden Op.Dr. Alay, “Havaalanlarında ve alışveriş merkezlerinde çantamızı, valizimizi kontrol eden bu kapalı cihazlar Xışını içerdiği için zaralıdır.

Kapı dedektörü: Özellikle alışveriş merkezleri, havaalanları, hastanelerin girişinde bulunan güvenlik kapıları veya güvenlikçinin elinde tuttuğu bir aletle tarama yaptığı cihazlar manyetik alan etkisi ile çalışır.

Manyetik alanı gebelikte güvenlidir. Biz doğum hekimleri gerekli durumlarda gebelerimizde MR (manyetik rezonans) görüntüleme isteyebiliyoruz. Son yıllarda özellikle bebeğin beyin gelişimini ultrasonla değerlendiremediğimiz veya tanı koyamadığımız durumlarda MR kullanmaktayız.

Güvenlik kapılarındaki manyetik alan ise çok daha kısa ve düşük oranda olup, gebelikte sakıncası bulunmamaktadır
.
Bu konu ile ilgili Türkiye Atom Enerjisi Derneğinin de açıklamaları kapı dedektörlerinin iyonlaştırıcı radyasyon içermediğini ve sonuç olarak radyasyon özelliği olmadığı doğrultusundadır.

Cep telefonları son yıllarda yaşamımızda ayrılmaz bir parçamız. Bir yandan işlerimizi yaparken, bir yandan sosyal medyada Face’den Instagram’a, oradan Twitter’a geçiyoruz. Çantamızda tutmaya bile tahammül edemiyoruz.

Hep yanımızda, hep elimizde. Bazen çocuklarımızı oyalamak için kullanıyoruz. Ağlayınca veriyoruz ellerine ve sakinleşiyor bebelerimiz. Yaşam alanlarına giren cep telefonları zararlı mı? Her geçen gün artan kanserler, kronik hastalıklar, çocuklarda artan davranışsal sorunlarda katkısı var mı?” diye konuştu.

Op. Dr. Alay, “Büyük bir para getirisi olan cep telefonlarının zararları paranın hakim olduğu, insan hayatının ve sağlığının önemsenmediği bir dünyada açıklanılabilir mi diye sorası geliyor insanın.

Tahmin edersiniz ki bu konuyla ilgili geniş katılımlı çalışmalar yok. Bazı çalışmalarda ise gebelikte kullanılan cep telefonlarının çocuklarda hiperaktivite ve davranışsal sorunlara neden olabileceği yönündedir. Yine bu çalışmalarda cep telefonlarının yaydığı radyasyonun hücrenin DNA’sında hasara yol açtığı ve kanserojen riski olduğudur.

Cep telefonlarının yüksek frekansta yaydığı dalgalar çoğunlukla beyin olmak üzere tüm vücudu etkileyebilmektedir. Ancak son yıllarda hayatımızda olan cep telefonlarının etkisini ki, özellikle kanserojen etkisini yaklaşık 10-15 yıl sonra görebileceğiz. Net sonuçlar olmadığına göre biz dikkatli ve temkinli yaklaşmalıyız” ifadelerini kullandı.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslı Alay, gebeler için telefon kullanımındaki önerilerini şu şekilde sıraladı:

“Telefonunuzu gerekli durumlarda kullanın. Konuşma süresini uzatmayın. Üzerinizde telefonunuzu taşımayın. Kulaklık ile konuşun. Arabanızda arabanın ses sisteminden, bluetooth’dan yararlanın.

Telefonunuzu yatak odanızda tutmayın. Hem gebelerimiz hem de tüm anneler çocuklarını güvenlik kapılarından geçirmek istemezler. Unutulmaması gereken ise cep telefonlarındaki tehlike. Özellikle çocuklarımızı oyuncak yerine kullandığı ve eğlendiği cep telefonlarından uzak tutmak. Telefonu sadece iletişim aracı olarak kullanalım. Telefonlar olmadığı dönemlerde de yaşayabiliyorduk, üstelik mutluyduk.”