Pazartesi günü gazetemizi aldığınızda göreceksiniz ki dördüncü sayfada daha önce sadece benim yazdığım sayfada üç tane köşe yazarının yazısı var.

Gördüğümde ben de bir anda şaşırdım ama tahmin ediyorum gelen reklamlardan dolayı böyle bir yola gidildi.
Estetik açıdan üç köşenin birbirine iç içe geçmiş halde yayınlanması güzel değil elbette ancak gazeteciler ayakta durmak için ilan ve reklamlar ile yaşar ayakta kalırlar.
Yani ne kadar çok reklam alırsanız bir anlamda kaleminiz o denli özgür olur.
Gazeteler özgürlük demektir.
Gazetecilikte özgürlüğü ve doğruluğunu timsali olmalıdır.
Eldeki gazeteyi kimseye yandaşlık ya da hakaret ve zarar verme gibi bir amaçla kullanmamalıdır ki bu da mesleğin etik yanıdır.
Bunun dışında demokratik ülkelerde her gazete özgürce haberlerini yapabilmeli, gazeteciler de bilgiyi halka çarpıtmadan yansıtabilmelidirler.
Bana göre kalemler tarih boyunca demokrasinin ve özgürlüğün sembolüdürler.
Yeter ki o kalemler onun bunun tetikçisi silahşörü olmasınlar.
Farkındaysanız gazetemizde kimseyi küçük düşürücü ya da kimseyi hak ettiğinden fazla yüceltici bir yayın yapılmıyor.
Ne şakşakçılık, ne de hedef gösterme gibi, gazetecilik ahlakına uymayan bir yayın çizgisinde değiliz.
O yüzden bizim gibi gazetelerin bedeli ödenerek bayilerden satın alınması ve desteklenmesi gerekir.
Maalesef günümüzde dünyanın hemen her yerinde belli bir zümreye hizmet eden gazeteler var.
Bunun oranı medeni ve demokratik ülkelerde çok daha azdır diğerlerine daha fazladır. Çünkü gazetelerin özgürlüğü ülkelerin medeniyeti ve demokratik anlayışıyla  ilintilidir. Bu yüzden köşemi yazdığım sayfadaki sıkışmadan dolayı rahatsız değilim.
İLK YARDIM ÖNEMLİ
Aile Bakanı uçakta fenalaşan bir hastaya müdahale etmiş. Almanya’dan Türkiye’ye dönerken yoğun kar yağışından, belli ki etkilenen yaşlı bir hasta fenalaşmış. Aile Bakanı Sayın Betül Kaya’da kendisine müdahale etmiş.
Bunu bir kahramanlık olarak algılamamakla beraber, doktorluk mesleğinin aslında ne kadar kutsal olduğunu bir daha hissettim. Ancak bu tarz müdahaleler için doktor olmaya da pek gerek yok.
Avrupa’da çocuklar çok küçük yaşlarda ilk yardım müdahalelerini basitten başlayarak öğreniyorlar. Daha sonra bu ilk yardımlar ileri eğitimlerle de öğretiliyor.
Ben Türkiye’de maalesef bunun çok yetersiz olduğunu görüyorum. Yıllarca Star TV haber stüdyolarından, kaza sonrası insanlara ilk yardımdan haberdar olmayan kişilerin bir daha ailelerindeki verdikleri zararları anlatan haberler yaptık.
O yüzden ilk yardımın ne kadar önemli olduğunu çok yıllar önce öğrenmiş biri olarak diyorum ki, herkesin bir şekilde ilk yardım yapmayı öğrenmesi gerekir.