Bilgin: Bir Türk gazetesinin parlamento binası içerisinde dağıtımının yasaklanması AP’ye yakışmayan açık sansürdür “Hapisteki 154 gazeteciye yakışıksız bir şekilde katil, istismarcı veya başka suçlar atfetmek bu demokrasi anomalisinin üzeri kapanamaz”

bir Türk gazetesinin Avrupa Parlamentosu binası içerisinde dağıtımının yasaklanmasını ifade ve basın özgürlüğü açısından kabul edilemez bir sansür olayı olarak kınadı.

Gelişmeyle ilgili yazılı açıklamada bulunan Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ifade ve basın özgürlüğünün Avrupa demokrasisinin bel kemiği olduğunu hatırlatarak, Avrupa’nın en temel demokratik kurumlarından birisi olan Avrupa Parlamentosu binası içerisinde Daily Sabah gazetesine sansür uygulanmasını “yakışıksız ve kabul edilemez” bir durum olduğunu söyledi. Bilgin temsili demokrasinin insanların bilinçli tercih yapabilmelerini gerektirdiği hatırlatarak “Avrupa demokrasi kültürü bilinçli tercihin de ancak ifade ve basın özgürlüğü yoluyla doğru habere ulaşma ve serbest tartışma ile sağlanacağını kabul ederek bu temeller üzerinde yükselmiş bir medeniyettir. Avrupa’nın tam kalbinde yer alan Avrupa Parlamentosu’nun Avrupa demokrasi anlayışını inkar eden bir sansür olayına imza atması akla zarar bir gelişmedir,” dedi.

Gazeteciler Cemiyeti başkanı Türkiye’de de uzun zamandır uygulanan benzer demokrasi utancı olaylar yaşandığını hatırlatarak, iktidara eleştirel bakan yayınların resmi kurumlara, havaalanlarına ve ülkenin resmi havacılık şirketinin seferlerine alınmaması uygulamasının bu gelişme üzerine gözden geçirilmesini dilediğini söyledi.
Bilgin, siyasi iktidarların ve siyasetçilerin tirajı, ratingi, siyasi duruşu ne olursa olsun yazılı, sözlü, görüntülü ve elektronik yayın kurumlarına yönelik ayrımcılık yapmalarının, bazı yayın kuruluşlarının “besleme” muamelesiyle “yandaş” hale getirilmelerinin, bazılarının ise “yok” sayılmasının, “horlanmasının” ve resmi kurum, kuruluş ve araçlara alınmasının engellenmesinin “ister Türkiye’de isterse dünyanın hangi köşesinde olursa olsun” kabul edilmesi mümkün olmayan “hastalıklı siyasi düşünce ürünleridir” dedi.

Türkiye’de hapisteki 154 gazeteci ile demokrasinin çok acı bir dönemden geçmekte olduğunun sergilendiğini kaydeden Bilgin, “Hapisteki gazetecilere yakışıksız bir şekilde katil, istismarcı veya başka suçlar atfederek bu demokrasi anomalisinin üzeri kapanamaz,” vurgusunu yaptı. Gazeteciler Cemiyeti başkanı devlet veya yerel yönetimde taşınan unvan ne olursa olsun gazetecilerin dışında kimsenin kimin gazeteci olup olmadığına karar veremeyeceğinin altını çizerek, “Sarı basın kartlarının veya sürekli basın kartlarının iptal edilmesi de gazetecilerin artık gazeteci olmadıkları anlamına gelmez. Önce hapse atıp sonra basın kartlarını iptal ederek ‘tutuklu gazeteci yoktur’ demek, ancak çok kötü bir şaka olarak görüle bilinir.

“Elbette gazeteciler de suç işleyebilir ve işledikleri suçun hesabını adil mahkemeler önünde vermelidir” diyen Bilgin, “Tutuklu gazeteciler içerisinde yazdıkları, düşündükleri, söyledikleri haricinde sebeplerle tutuklanan veya mahkum olan var ise bunların isimlerinin gazeteci örgütleriyle paylaşılmasını talep ediyoruz. Mesela, gazeteci değillerse hapisteki Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları nedir?” diye sordu.

Son zamanlarda siyasilerin medyaya ve gazetecilere yönelik “galiz ifadeler” kullanma alışkanlığına düştüklerini hatırlatan Bilgin “Kem söz sahibine aittir. Ne yakışıksız ifadeler kullanan Şanlıurfa Belediyesi başkanvekilini ne başka siyasilerin benzer şık olmayan yakışıksız sözlerini ciddiye alıyoruz. Kınıyoruz, o kadar” dedi.