Ana Sayfa Yazarlar Gazete patronu-siyasetçi ilişkisi ve diğer patronlar!

Gazete patronu-siyasetçi ilişkisi ve diğer patronlar!

76
PAYLAŞ

Yıllardır hep okuruz, her devrelerin siyasetçileri, kendi patronlarını ve zenginlerini oluşturur diye. Bunu Türkiye’de kimse inkar edemez. Eski gazete patronlarından Dinç Bilgin’in açıklamalarını okurken, aklıma bu düştü. Süleyman Demirel’in Başbakan  ve Cavit Çağlar’ın Bakan olduğu dönemde gazete patronu ve siyasetçi ilişkilerini açıklamalar.  İşte Türkiye gerçeği, olacak gibi değil dedim. Tabii ki, Türkiye’yi unutmuşum demek ki, buralarda yaşantımın son 30 yılında bunlara tanık olmadığım için ilginç buluyorum. Belki de okuyanlar, ‘’Uyanda balığa gidelim’’diyebilir. Biri Başbakan biri Bakan biri de bir gazete patronu ve ilişkinin düzeyi. Herkes birbirine ‘Gebe’ gibi. Birisi medyanın gücünü elinde tutuyor. Öteki ya iktidarı kaybedersem kaygısında. Öteki de devlete ait kredi musluklarını ona akıtalım susturalım gazını veriyor. Yani 3 tarafı da kirli deynek misali.

AK PARTİ DE KENDİ DÜZENİNİ KURDU

Böyle bir Türkiye’den bugünlere gelen bir Türkiye işte. AK Parti de işte bu tecrübeleri bildiği için o da kendi medyasını ve patronlarını oluşturdu. Ancak tek patron Ak Parti ve tek adam Recep Tayyip Erdoğan var. Yani değişen bir şey yok. Eski Türkiye başka bir format ile yoluna devam ediyor. Tek farkı, Recep Tayyip Erdoğan, hepsinin gırtlağına bastı. Medya da tek sesi sağladı.

PEKİ GAZETECİLİK BU MU?

İşte Türk kamuoyu yıllardır, gazete patronu-siyasetçi ve diğer patronlar ilişkilerini bilerek okuyarak bugünlere gelmedi mi? Balık baştan kokar deriz ya, artık halkta kanıksadı. Şimdi özgür basın susturuluyor desen ne olur. Ona kim itibar eder. Okuyucu ile gazeteler ve gazeteciler arasında bir sevgi köprüsü yok. Oysa Gazeteciler hep deriz ya kalemini satmayacak. Oysa bizim solcu geçinen gazeteciler bile plaza gazetecisi olup, cepleri para görünce onlar bile değiştiler. O nedenle bugün ödenenler bunların faturasıdır. Asa’sı ile  gezip puro içen gazetecilere Cağaloğlu’nda çalışırken tanımıştım. İşte o zaman gazetecilik hapı yutmuştu.

Para o tarihte gazetecilerin ruhunu satın almaya başlamıştı. Sonra bu aşırı uçlara geldi. Halkın yanında olacak gazeteciler artık patronların esiri oldu. Patronun istediği gibi gazeteler hazırladılar.

ASIL SUÇLU OKUYUCU

Burada bir suçlu arayacak ise bu kirliliği gören okuyucu iyi ile kötüyü ayırt edemedi. Körü körüne sanki bir futbol takımı tutarcasına o çıkarcı patronların gazetelerini aldılar. Sadece kendilerini düşünen bu patronlar, hem halkı hem de devleti soyarak bugünlere geldiler. Sonuçta ne oldu gerçek gazetecileri silip süpürdüler. Batıyı inceleyin işte böyle bir ilişki bulamazsınız. Her devrin zengin medya patronları ve diğer patroncukları ortaya çıkmazlar. Bu da Türkiye’ye ait bir olmazsa olmazların başında geliyor.

BENCE HAK ETTİLER

Benim de uzun yıllar çalıştığım gazete de başımdan çok şeyler geçti. Türkiye’yi sarsacak haberlerin zamanın Genel Yayın Müdürü tarafından nasıl hasır altı edildiğine tanık oldum. Yani o dönemde iktidar ile yakın olan bu gazete ekonomik çıkarlarını düşünerek, gazetecilik açısından büyük uğraşı ile edilen haberleri engelleyebiliyordu. Sonra da bu gazete Türkiye’nin en yüksek gazetesi ve saygın gazetesi oluyordu. Türkiye’de bu gazete patronlarının saltanatı kırılmadan maalesef gazetecilik olmaz. Türk halkı da ortada sandık olur. O nedenle içim el vermiyor ancak bugün medyanın başına gelen ve yaşananların geçmişin bir faturası ve kamuoyu da sessiz kalıyor. Okuyucu benim için ne yaptın da yüzünü sıvazlayayım diyor sanırım….

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam