Ana Sayfa Yazarlar Gabriel Noradunkyan Efendi

Gabriel Noradunkyan Efendi

138
PAYLAŞ

Gabriel Noradunkyan (Kabriel Noradunkya) Efendi, Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşıdır. XIX. Yüzylda Ekmekçibaşı unvanıyla tanınan ünlü bir Ermeni aileden gelmektedir.

Dedesi Harutyun Amira Noradunkyan Tophane ekmekçibaşısı iken 1807 yılında ortaya çıkan Yeniçeri ayaklanması sırasında öldürülmüştü. Torun Gabriel 6 Kasım1852 tarihinde İstanbul’da Üsküdar semtinde doğmuş, Kadıköy Fransız Okulu’nu bitirdikten sonra Paris’e gitmiştir. Sorbonne Üniversitesi’nde hukuk ve siyasal bilimler okumuş ve 1875’de yurda dönmüştür.
1878 yılında Hariciye Nezareti’nde göreve başlamış 1882’de Karadağ’da Osmanlı Elçiliği’nde birinci sekreter olarak görev yapmıştır. 1898 yılında Bâb-ı Ālî’ de hukuk müşaviri iken yıldızı parlamaya başlamış ve iki ayrı Osmanlı nişanı ile ödüllendirilmiştir.
II. Meşrutiyetten sonra Ermeniler, Rumlar ve Bulgarlar devlet idaresinde daha etkin olmak fırsatı buldular. Gabriel Efendi de Nafia ve Ticaret nazırlığı makamına kadar yükseldi. Temmuz 1912’den Ocak 1913’e kadar Hariciye Nazırı olarak görev yaptı. 1913’de Aʿyân Meclisi üyesi oldu. Ermenice Punç adlı haftalık bir gazete yayımladı.
Recueil d’actes internationatoux de l’Empire Ottoman isimli 4 ciltlik eserinde Osmanlı Devleti’nin imzalamış olduğu uluslararası antlaşmaları derleyerek kitaplaştırdı1.
Gabriel Noradunkyan Efendi Osmanlı Devleti için Hrıstiyan bir Ermeni ancak sadık bir Osmanlı idi. Tanzimata kadar Müslüman olmayan bir kişi devlet yönetiminde görev alamazdı. Tanzimatla birlikte “Gâvur’a gâvur demek yasaklandı” ve Etmekçibaşılar ailesinin yurt dışında tahsil görmüş olan oğulları Nafia ve Ticaret Bakanı oldu sonra Ayan Meclisi üyesi oldu. Dışişleri Bakanlığı görevine kadar yükseldi. Hem de devletin en kritik bir zamanında. Bölücü Ermenilere karşı devletin sadık bir vatandaşı idi. Osmanlı Devleti onun üzerinden Avrupa devletlerine Ermeni vatandaşlarına karşı ne kadar hoş görülü olduğunu göstermek imkânı buluyordu. Böylece Batılı devletlerin Ermeniler üzerinden Osmanlının iç işlerine karışmalarının önü alınmaya çalışılıyordu.
Gabriel, 23 Ocak 1913’te gerçekleştirilen Bâb-ı Ālî Baskını sonucunda kurulan İttihad ve Terakki iktidarından sonra gözden düştü. 1912 Balkan Savaşları sırasındaki icraatları eleştiri aldı ve Paris’e giderek oraya yerleşti. Osmanlı Devletinin sadık tebaʿası olan bu Ermeni asıllı vatandaşımız I. Dünya Savaşı’ndan sonra Paris Barış Konferansı’nda, Ermenilere Osmanlı topraklarından pay verilmesi için çaba harcamaktaydı. Artık içerisindeki

 Silvart Kayar-Malhasyan, Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 1999, s.371.

Osmanlılık ruhu sanki ölmüş, Ermenilik damarları kabarmıştı. 1923 Lozan Barış Konferansı’nda Bogos Nubar Paşa’nın yanında Ermenilere hak almak için çalışıyordu. Lozan’da başarısız olunca Ermeni Hayırseverler Birliği başkanı oldu. Ermeni Yardım Fonu’nun fahrî başkanlığını yaptı. 1936 yılında Paris’te öldü.

yılmlaz kurtGabriel Noradunkyan Efendi’den önce Aleksandros Karatodori Paşa (1878-1879) ve Sava Paşa (1879-1880) Dışişleri bakanlığı yapmış olan gayr-ı Müslim Osmanlı vatandaşları idi. 1878 Osmanlı-Rus harbinden (93 Harbi) Osmanlı Devleti Ruslara yenilerek Batılı devletlerin yardımını istemişti. Gayr-ı Müslim dışişleri bakanlarının bu tarihten sonra göreve gelmiş olmaları bu yardımı daha kolay alabilmek ve Rusya’ya karşı Avrupa’ya daha şirin görünebilmek içindi. Osmanlı Devleti’nde yabancı dil bilen bürokrat sayısı fazla olmadığı için en az iki dil bilmekte olan gayr-ı Müslimler son derece şanslı konumda idiler. Askeri Tıbbiye açıldığında o kadar çok gayr-ı Müslim öğrenci başvurmuştu ki bu sayıyı düşürmek için Askerî Mülkiye’nin dersleri arasına “fıkıh” ve “ilmihal” dersleri konulmak gereği duyulmuştu.

Gabriel Noradunkyan Efendi, Taşnak ve Hınçak Ermeni çetelerine karşı Osmanlı Devleti’nin yanındaydı. Bir “Osmanlı” gibi davranması için en kritik görevlere getirildi. Ama o, bu görevler sırasında bir Ermeni olduğunu hiçbir zaman unutmadı ve Ermeni menfaatlerine hizmet için çalıştı. Bunu Paris’te, bunu Lozan’da açıkça ortaya koydu ve Osmanlı’dan toprak koparmaya, soydaşlarına hizmet etmeye çalıştı.

Onu Taşnak ve Hınçak çetelerine katılmaktan koruduk ama hiçbir zaman gerçek bir Osmanlı yapamadık. Umarım Kandil’in emir erliğini yapan bazı Kürt siyasetçilere karşı gerçekten Kürt ve Türk halkının refahı için çalışan basiretli siyasetçileri ortaya çıkarmakta başarılı oluruz.

 

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikSavcı görevini yapmalı…!
Sonraki İçerikTürk tarihinin kahraman kadınları
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.