Ana Sayfa Yazarlar Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönem mi?

Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir dönem mi?

153
PAYLAŞ

Değerli okurlar, bildiğiniz gibi Türkiye-Avrupa Birliği () Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı dün akşam Brüksel’de sona erdi.

Toplantıya Hükümeti temsilen Başbakan Ahmet Davutoğlu ile AB İşlerinden Sorumlu Bakan Volkan Bozkır katıldı.
Bu toplantıda göze çarpan bazı kararlara, Toplantının ardından yayınlanan Sonuç Bildirgesi ışığında bir bakalım:

  • Taraflar, uluslararası terörizmle mücadele konusunda daha yakın işbirliği içinde bulunacaktır.
  • İki taraf arasında yılda iki kez, gelişmelerin gözden geçirileceği Zirveler düzenlenecektir. Bu çerçevede, 14 Aralık 2015 tarihinde düzenlenecek Hükümetler arası Konferans’ta 17. Başlığın (Bilim ve Araştırma) açılması öngörülmektedir.
  • Önümüzdeki yıl ayına kadar geçecek süredeki gelişmelere bağlı olarak, vatandaşlarımız 2016 yılı sonundan itibaren Schengen Vizesinden muaf olarak AB ülkelerine seyahat edebileceklerdir.
  • AB tarafından, 2,2 milyon Suriyeli sığınmacıyı barındıran Türkiye’ye acil ve sürekli biçimde insani yardımda bulunacaktır. Bu bağlamda Türkiye’ye 3 Milyar EURO tutarında nakdi yardım da yapılacaktır.
  • 15 Kasım 2015 tarihinde taraflar arasında kabul edilmiş bulunan ‘Ortak Hareket Planı’ derhal yürürlüğe konacaktır. Bilindiği üzere bu plan, Türkiye’ye ve AB’ne yönelik yasadışı göçün durdurulması için oluşturulmuştur.
  • Taraflar arasında Yüksek Düzeyli bir Ekonomik Diyalog mekanizması kurulacaktır.
  • Yine taraflar arasında Yüksek Düzeyli bir Enerji Diyaloğu mekanizması kurulacaktır.
  • Türkiye ile AB arasında mevcut Gümrük Birliği’nin güncelleştirilmesine yönelik temasların 2016 yılı sonunda başlatılması öngörülmüştür.

Dikkatinizi belki çekmiştir; yukarıda bahsedilen ‘Ortak Hareket Planı’ ile Türkiye’nin, AB ile bir Geri Kabul Anlaşması imzalamaya söz verdiği anlaşılmaktadır.
Böyle bir anlaşma, ülkemiz üzerinden AB’ne bir şekilde ulaşabilen tüm göçmen ve sığınmacıların sorgusuz-sualsiz ülkemize iade edilebilmesine zemin oluşturacaktır.
Bu konuda yıllardır ayak sürümüş olan ülkemize bu anlaşma, vatandaşlarımıza Schengen vizesi almaksızın seyahat imkanı tanıyacak olmakla birlikte, önemli bir mali külfet de yükleyecektir.
Türkiye-AB ilişkileri çok eskidir ve yıllardır her iki tarafın samimiyetten uzak tutumları nedeniyle ülkemiz AB’ne bir türlü tam üye olamamıştır.
Bir kez daha, bu samimiyetin sınanacağı bir ortamı hep birlikte yaşayacağız. Ancak akla gelen soru şudur:

Eğer ülkemizin AB’ne tam üyelik hedefi bulunuyorsa; yapılacak en kestirme çalışma, yaklaşık 108 bin belgeyi bulan AB hukuki belgelerini iç hukukumuzun bir parçası haline getirmek değil midir?

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam