Azerbaycan tarihinin en önemli olaylarından “”ı anlatan sergisi, Azerbaycan İstanbul Başkonsolosluğundan Konsolos Yadulla Paşayev ve Ataşe Ramiz Hacızade’nin de katılımıyla İstanbul Aydın Üniversitesinde açıldı.

Karabağ Savaşı ve Dağlık Karabağ Sorunu’nun dönüm noktası olan “Kara Ocak” katliamıyla ilgili düzenlenen fotoğraf sergisi, Azerbaycan İstanbul Başkonsolosluğu’ndan Konsolos Yadulla Paşayev ve Ataşe Ramiz Hacızade’nin de katıldığı bir törenle İstanbul Aydın Üniversitesi’nde açıldı.

“FOTOĞRAFLAR GERÇEKLERİ YANSITIYOR”

İstanbul Aydın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yadigâr İzmirli, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Zafer Utlu ve Prof. Dr. İbrahim Hakkı Aydın başta olmak üzere birçok akademisyen ve öğrencilerin katıldığı törende bir konuşma yapan Paşayev, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin hâlihazırda son derece kuvvetli olduğunu, Azerbaycan tarihi için bir dönüm noktası olarak kabul edilen Kara Ocak ile ilgili açılan bu sergiye bu ilişkilerin daha da kuvvetleneceğini belirterek, “Azerbaycan ile Türkiye için hep kullanılan ‘bir millet iki devlet’ ifadesinin ne kadar haklı ve isabetli olduğuna bugün bir kez daha şahit olduk. Sergide emeği geçen herkese tek tek teşekkür ediyorum” diye konuştu. Daha sonra fotoğrafları inceleyerek, fotoğrafların yansıttığı olaylar hakkında bilgi veren Paşayev, sergideki eserlerin Azerbaycan halkının yaşadığı acıları son derece başarılı ve gerçekçi bir üslupla yansıttığının altını çizdi.

KARA OCAK HAKKINDA

Azerbaycan halkının tarihine Kanlı Ocak Faciası gibi dâhil olmuş 20 Ocak 1990 tarihli olayların üzerinden 27 yıl geçiyor. 1990 yılı 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece Azerbaycan halkı Sovyet rejimi tarafından acımasız şekilde katliam zulmüne maruz kaldı.

Soğuk Savaş’ın bitmesini simgeleyen Batı ile Sovyetler Birliği arasında yol almaya başlamış ısınma Sovyetler Birliği’nin içinde önemli siyasi değişmelerin eşliğinde sürüyordu. 1970-80-li yılların ekonomik durgunluğuna, her tür yolsuzluklara, adaletsizliklere bir de siyasi değişim havası eklenince durum Politbüro’nun kontrolünden çıkmaya doğru hızla ilerlemeye başlamıştı. Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan SSC’ye yönelik adaletsiz tutumuna boyun eğmeyen Azerbaycan halkı bağımsızlık ve özgürlük için hareketler başlattı. Bütün bu olanlar azmış gibi, yaranmış durumu kendi çıkarlarına kullanmak isteyen Sovyet ve Diaspora Ermenileri Azerbaycan’ın tarihi toprakları olan Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’dan koparılarak Ermenistan’a verilmesine çalışmakta idiler. 20 Ocak 1990’da Azerbaycan’a karşı toprak iddiaları ileri süren Ermenistan’ın işgalci girişimlerine ve eski Sovyetler Birliği yönetiminin buna göz yummasına öfkelenen, Bakü sokak ve meydanlarına çıkarak buna itirazını ve bağımsızlık talebini dile getiren halka karşı Sovyetler Birliği ordusunun askeri güç ile karşı koyması katliam ile sonuçlandı.

O dönem Sovyetler Birliği yönetiminin başında olan Mihail Gorbaçov Sovyetler Birliği Anayasası’nın 119’uncu, Azerbaycan SSC Anayasası’nın 71’inci maddelerine aykırı bir şekilde başkent Bakü ve Azerbaycan’ın önemli kentlerinde 20 Ocak 1990 tarihinden itibaren olağanüstü hal ilan edilmesi yönünde kararname imzaladı. Söz konusu olağanüstü hal kararnamesinin halka ilanı gerçekleştirilmeden, halka herhangi bir bilginin verilmesinin önüne geçilmesi amacıyla aynı gece Azerbaycan Devlet Televizyon ve Radyo binasının elektrik trafosu Sovyetler Birliği’nin istihbarat birimleri tarafından patlatıldı.

19 Ocak 1990 tarihinde gece yarısına yakın saatlerde ateş açarak ilerleme emri alan Sovyet özel askeri birlikleri 20 Ocak sabahına doğru silahsız sivil halka hücum ederek, kadın, çocuk, yaşlı demeden yüzlerce sivili öldürdü ve sakat kalacak şekilde ağır yaraladı. Yüzlerce kişi de totaliter rejim tarafından hapse atıldı. Katliamı gerçekleştirmiş Sovyet özel askeri birlikleri görevi tamamladıktan hemen sonra 20 Ocak sabahında artık Azerbaycan’ı terk etmiştir. Bakü sokak ve caddelerinde ise ülkeye yeni getirilmiş çok sayıda sıradan Sovyet askerleri dolaşmakta idi.

20 Ocak 1990 katliamı Azerbaycan’ın bağımsızlığı için mücadele tarihine kahramanlık sayfası gibi dahil oldu.
1990 yılında Azerbaycan’da baş vermiş Kanlı Ocak olayları Türkiye’de de yankı bulmuştur. Kardeş Türk halkı Azerbaycanlılarla dertlerini paylaştıklarını göstermek ve kardeşlerinin acısını dünyaya duyurmak amacıyla Türkiye’de ve başka ülkelerde yürüyüşler düzenlemiş, medyada kamu ile bilgi paylaşmıştı. Bütün bunlar kardeşliğimizin içtenliğinin göstergesi olmakla yanaşık bağımsızlığımıza kavuştuktan sonra Türk-Azeri ilişkilerinin daha da güçlenmesine sağlam zemin teşkil etti. Bu gün milli bağlara dayanan Azerbaycan-Türkiye ilişkileri gibi dünyada başka böyle ilişkisi olan iki devlet bulunmuyor.