Şimdi birileri; kendilerine, oğluna, kızına, kuzenine, damadına, gelinine varlık fonunda iş bulmak için sıraya girmişlerdir. 200 milyar dolarlık bir kaynağı beş kişi yönetecek değil ya? Türk işi fon kamu kuruluşu değil özel sektör şirketi statüsünde.

Üst düzey yönetici, sekreter, çaycı, şoför, odacı, danışman, danışmanın danışmanı derken her kuruluşla ilgilenecek en az 50 kişi gerekiyor. Bugünkü haliyle en az 500 kişili kadro açığı var. Bu gidişle fonda çalışanların sayısı 10 bini bulur.
Esas önemlisi buradaki çalışacakların ücretleri. Tahminen en düşük maaş 5 bin liradan başlar. Koca fonu yönetecek üst ve orta müdürlerin aylık maaşları da 50 bin liradan az olmaz. Kendilerine bağlanan bankaların müdürlerinden az mı alsınlar?

Böyle bir fonu pazarlamak için yılın yarsını yurt dışında yarısını da uçaklarda geçireceklerdir. Bunlara şöyle orta hallisinden bir uçak alınsa iyi olur. Zaten yurt dışında “itibarlı” ve “ güçlü görünmek” için gelsin en az beş yıldızlı oteller, limuzinler, en lüks araçlar. Neredeyse kamu ekonomisinin yarısını yönetecek bu fon çalışanları, metroyla, halk otobüsüyle mi satış toplantılarına gidecekler? Dünya sermayesine ayıp olur.

Bu arada bu fonun binası için Ankara’da boş ve uygun gösterişli binalar var. Tüm gelirlerine el koyulmuş, bir bina daha fona verilse ne kaybeder ki bu kamu kuruluşları? Foncular bunları beğenmezlerse 20 yıl vadeli kampanyadan 50 katlı bir binayı satın alabilirler.
Anayasa değişmeden ekonomik rejim değişti. Sabah kalkıyorsunuz bir kamu bankası akşam yatıyorsunuz bir arazi Türkiye Varlık Fonu’na devredilmiş. Zaten bir Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olup biteni “sesiz devrim” olarak nitelendiriyor. Nisan ayındaki referanduma da devrim diyelim, her ikisi de “2017 Türkiye devrimleri” olarak tarihe geçsin.

Trump bizi doğruladı
5 Şubat 2017 tarihli Sonsöz’de yazmıştık. ABD Başkanları öyle sokak gösterileriyle, bildirilerle görevlerinden ayrılmazlar. Ülkede sektör temsilcilerinin oluşturduğu çok güçlü lobicilik sistemi vardır ve bunların başında silah üreticileri, yani askeri savunma sanayi gelir. Başkan adayları da en başta bunların desteğini ister. Buradan destek alan da büyük bir ihtimalle başkan seçilir ve göreve gelir gelmez bu diyet borcunu öder. Gerekçeler uydurulur, sektörü harekete geçirir. Bu sektör git demeden de başkanlar da gitmez demiştik.

Trump, üzerinden üç gün geçmeden bu yazıyı okumuşçasına açıklama yaptı ve “başkan-lobiler ilişkisini” doğruladı. Başkan, “ABD Silahlı Kuvvetlerine tarihi finansal yatırım yapacağız” demiş. Artık Trump’a bir şey olmaz, ikinci defa bile seçilir.
Umarız bu yeni silâhlarla oraya buraya savaş açmaz ve 1. Dünya Savaşı’ndan kalan silâhları da bize gönderip üzerine para istemez.

PAYLAŞ
Önceki İçerikEn iyi futbolumuzu oynadık
Sonraki İçerikZiller çalıyor
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!