, sinemacılıkta bir oynun bütününü taşıyan şerit ya da şeritlerin topu, olarak tanımlanmakta.Çocukların ve gençlerin ilgi odağı olan filmler, taklit edildiği zaman, adeta yeni bir insan yaratmaktalar.

Sözleri, davranışları, kıyafetleri, konuları ve olay akışı ile sürükleyicilik ve özendiricilik vasfı olan filmler, kendilerine göre insan tipi yaratmaktalar.
Etkili bir görsel bir araç olan filmler, İnsanlık tarihinde yönlendirici, bilgilendirici ve taklit edilen olarak görevlerini yapmaya devam etmektedirler. Zamanla gelişen teknolojilerden de etkilenen bu sektör, toplumun kültür, sanat ve sosyal hayatında önemli bir yere sahip olmuştur. Bu alanda özel yasa ve yönetmelikler yanında uluslararası alanda yarışmalar, ödüller ve gösterimlerle kendisini gündemde tutan film sanayii etkisini ve yankısını sürdürmeye devam etmektedir.
Açık ve kapalı alanlarda başlayan gözterimlerin yerini , en etkili olan görsel medya organları televizyonlara kaydırmıştır. Nerdeyse 24 saat film gösterimi ile karşı karşıya kalan insanlar, filmlerle yatıp filmlerle kalkmaktalar. İnsanlarla ve toplumlarla bu denli iç içe olan film sektörü dillerde, gözlerde ve gönüllerde etkili yerini hep korumaya devam etmektedir.

Çocukları , gençleri, aileyi ve toplumu dikkate almayan, çok olumsuz gösterimler, adeta suç işlemeye yönelen insan tipini yaratmaya teşvik vermekteler.
Tarihe,sanata ve sanatsal yapımlara ve bunlara omuz veren, gönül ve emek veren sanatçılara evet, ama bunlarla hiç ilgisi bulunmayan yapımlara da hayır demesini bilmeliyiz.

Toplumda gördüğümüz çocuk ve kadın tacizleri hergün artmaktadır.İnsanlarımızda meydana gelen sosyal hastalıklara neden olanların başında filmlerin geldiği, akademik olarak incelenmeli-araştırılmalıdır.Gösterimlerin psiko-sosyal, sosyo-kültürel etkileri incelenmelidir.
Bilim adamları , haberleri çocuklara izletmeyiniz, bazı filmlerden çocukları uzak tutunuz demekteler. Filmler başlamadan önce “7 yaş üzeri” gibi uyarı sözleri, yazılmaktaysa da hiçbiri çözümleyici olamamaktadır.

Filmlerin üzerine düşen gölgeleri ,yine yapımcılar, sanatçılar, film sektörü ve halkın duyarlılığı kaldırabilir. Toplum için , doğayı ve insanı koruyan, taklitciliği özendirmeyen,etkili belgeseller, sanat yapımları,tarihi ve kültürel gösterimler öncelikli ve önemlidir.
Her alanda uzman kadrosunun danışman olarak görev aldığı bir senaryo çalışması yapılması gerekirken, bir kişinin yazdığı senaryo kişisel olmaktan öte gidememekte ve yanlışlıklar ile boşluklar birbirini takip etmektedir.Senaryolarda, dil,konu, içerik, olaylar , yer ve zaman önemlidir.
Bu durumun kişisel ve toplumsal etkileri ise halka fatura edilmektedir. Toplumun düşüğnce yapısında ve kültür değerlerinde aşınmalara sebeb olan bu yanlışlıkların önlenmesi için resmi ve özel kuruluşlar ile üniversitelerin ilgili bölümleri her yıl sektörle ilgili olarak sorunlar, çözüm yolları ve yapılması gerekenler konularında raporlar ortaya çıkarmalılar.Böylece tartışılan sektörün sorunları daha kolay çözülür , olumsuzluklar giiderilir ve gelişmeler yaşanır.
Akşam sabah izlenen filmlerin büyük çoğunluğunda, silah çekme, vurma, kırma,anlamsız bağırma çağırmalar, kırp dökmeler, kaba argolar, espri diye söylenen gülünç deyimler ve tanımlar ve daha nice yanlışlıklar sürüp gitmektedir.

“Beğenmediğini düğmeye bas ve kapat” derler. Ama hangi kanala geçsen hemen hepsi aynı.Hatalar, yanlışlıklar, kötü örnekler,kötümser ve karamsar toplumu yaratmak için diizi dizi diziler, hasta senaryolar ve hastalıklı roller, konular, mekânlar ve olaylar…
Bazı sektörler kendi sorunlarını ve çözlerini oto kontrol sistemi- öz denetim sistemi Vb. yollarla giderebilirler. İlla da sansür kurulu yasakları, RTÜK yasakları ve cezaları, devlet yasakları, mahkeme yasakları olması mı gerkir? Topluma büyük sorumluluklar düşmekte.
Kendi işimizin sorumluluğunu, kendi üzerimize almamız medeni bir yaklaşım ve çözüm yoludur.Sorumluluk,bilimsellik,otokontrol-özdenetim, sektörü için esas olmalıdır.