Feyzioğlu, Cumhurbaşkanı’nın 13 mart 2017 tarihli ATV-A Haber kanallarındaki ortak yayında Türkiye Barolar Birliği’ni ve Birlik Başkanı’nı hedef alan konuşmasına cevabımızdır adı altında video yayınladı…

Feyzioğlu, “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tarafımı hedef alan “gerçek dışı” sözlerine ilişkin düzenlediğimiz basın toplantısı…”

Erdoğan’a sert yanıt

Feyzioğlu, “Mücadelemiz torunlarınız da dâhil gelecek nesillerimiz ve Türkiye içindir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nu ATV-A Haber Kanallarındaki ortak yayında eleştirince gazetemizi ziyaretinde Genel Yayın Koordinatörümüz Orhan Uğuroğlu’na söylediği, “ Anayasa ve Avukatlık yasası gereği vatandaşa Anayasa değişikliğini anlatmak görevimizdir” sözlerini anımsadım.
Başkan Feyzioğlu’nu aradım ve beni basın toplantısına davet etti.
Toplantıya, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın 13 Mart 2017 tarihinde basına yaptığı Türkiye Barolar Birliği ile ilgili gerçeklerle örtüşmeyen açıklamaları dehşetle izledik. Sayın Cumhurbaşkanı’nın yine aldatıldığını gördüğümüz için üzgünüz” diye başladı.
“Öncelikle Hollanda’nın, Almanya’nın ve bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bakanlarına yönelik kısıtlamalarını kınıyoruz” diyen Başkan Feyzioğlu, “Türkiye Barolar Birliği ve baroların Avukatlık Kanunu uyarınca görevi Anayasa değişikliği paketini ve içerdiği tehlikeleri Cumhurbaşkanına, Bakanlar Kuruluna, milletvekillerine ve Türk Milletine anlatmaktır” diye konuştu.

“Şimdi Sayın Cumhurbaşkanına sözümüz var” diyen Başkan Profesör Feyzioğlu şunları söyledi:

“Siz, Bakanlar Kurulu ve Anayasaya rağmen fiilen başkanlığını yaptığınız iktidar partisi, en milli kaygılarla ve yürekten dile getirdiğimiz uyarılarımızı tartışmaya bile gerek görmediniz. Bu sebeple, Türkiye Barolar Birliği ve pek çok baromuz halk oylaması öncesinde en üst makamı, yani vatandaşlarımızı bilgilendirmek için kanuni görevlerini yerine getirmektedir.”
Türkiye Barolar Birliği Başkanının, “Biz, Sizden farklı olarak elbette tarafız” sözleri gerçekten çok anlamlıydı.

Şimdi sözü Başkan Feyzioğlu’na bırakayım da “taraf” kelimesine açıklık getirsin:

“Siyasi partilerden yana değil tarafımız. Yargı bağımsızlığından, hukukun üstünlüğünden, bağımsız ve etkin savunmadan yana tarafız. Getirmek istediğiniz sistemde memleketin tüm hakim ve savcılarının bir siyasi parti genel başkanına ve onun vasıtasıyla kendisinin il ve ilçe başkanlarına bağımlı kılınmak istenmesinin karşısındayız.”

Feyzioğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ATV ve A Haber’deki eleştirilerini de şöyle yanıtladı:

“Sayın Cumhurbaşkanı, bizi, Avrupa’da dolaşarak Anayasayı anlatmakla suçladınız. Yurt dışında bu amaçla ve birkaç saatliğine tek bulunduğumuz tarih, 18 Şubat 2017’dir. Anladığımız kadarıyla bu defa da tarih konusunda aldatılmışsınız. Aynı tarihte Başbakanınızın da Almanya’da “evet” mitingi yaptığı eminiz malumlarınızdır. Sayın Başbakana yönelik bir öfkenizi görmedik. Bizden sonra 1 Mart’ta Hollanda’da “evet” propagandası yapan İktidar Partisi Milletvekili Sayın Mustafa Köse’ye de bir söz söylediğinizi duymadık. Demek ki tarafsızlık yemini etmiş ve Türk Milletinin tamamını temsil etmesi gereken Siz, halk oylamasında Milletimizin önüne konacak iki seçenekten “evet”i savunanları vatandaş, diğerlerini terörist olarak görmektesiniz. 16 Nisan tarihi yaklaştıkça maalesef bu suçlamaların dozu artmış, akıl ve mantıkla izah edilebilirliği giderek kalmamıştır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Hayır” oyu verecekler konusundaki benzetmelerine Feyzioğlu’ndan çok çarpıcı örneklerle yanıt şöyle geldi:

“Türkiye’yi terörist unsurlarla dolaşarak bir çalışma yaptığımızı da söylemişsiniz. Maalesef yine aldatılmışsınız. Türkiye’nin yetişmiş en vasıflı Anayasa hukukçularından biri olan ve bildiklerini Türk Milletiyle paylaştığı için üniversitesindeki görevine sizi kızdırma korkusuyla son verilen Prof. Dr. Süheyl Batum mu terörist unsur? Yoksa hayatını Türk tarihi araştırmalarına adamış, Anadolu’da devletlerin nasıl yıkılıp kurulduğunu ve Selçuklu ile Osmanlı tarihini en iyi bilen, maalesef bildiklerini Türk Milleti ile paylaştığı için partisinden ihraç edilen Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu mu?

Birlikte yol yürümekten onur duyduğumuz, Anayasa değişikliğinin tehlikelerini kendi şehirlerinde anlatmak için gece gündüz çalışan baro başkanlarımız ve on binlerce avukat meslektaşımız mı?
Evet – hayır seçenekleri arasında “hayır” seçeneğini tercih edecek milyonlarca vatandaşımız terörü desteklemekle suçlanabilir mi?
Anayasanın Türkiye’ye maliyetini anlatmak üzere yola düşmüş Kardak kahramanları, kumpas mağduru kahraman asker ve polislerimiz terör destekçisi olmakla suçlanabilir mi?
Elbette biz avukatların arasında da Anayasa değişikliğine olumlu bakan meslektaşlarımız da var. Biz bunlara saygı duyuyoruz. Onları vatan hainliğiyle ya da terör örgütünün değirmenine su taşımakla suçlamayı aklımızın köşesinden bile geçirmeyiz. Üstelik biz sürecin başında 100 bin meslektaşımızın görüşünü alarak yola çıktık. Hep şunu söylüyoruz; halk oylamasında tercihi ne olursa olsun her vatandaşımız Türk Milleti’nin asli unsurudur.”

Sanırım Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “hayırcı terörist” eleştirilerine en çarpıcı yanıtı verdi Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatlar hakkındaki sözlerini de gündeme taşıyan Feyzioğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şöyle bir cümle sarf ettiğinizi duyduk; ‘Avukatların tamamı hayır mı diyor ki Türkiye Barolar Birliği Anayasa değişikliğine hayır verilmesi gerektiğini söylüyor?’
Keşke böyle demeseydiniz. Türk Milleti’nin yüzde ellisinden fazlası hayır dediği halde, Siz ettiğiniz yemine ve Anayasa madde 103’e göre Türk Milleti’nin tamamını temsil etmeniz gerektiği halde Milletimizin yüzde elliden fazlasını nasıl dışlar, düşman ilan edersiniz. Gerçekten Sizin için üzgünüz.
Anayasa değişikliği sürecinde Milletimizi biz bilgilendirmeyecektik de, Size göre bu görevi acaba hangi meslek örgütü veya sendika üstlenmeliydi? Elbette bu ülkede yaşayan herkesin ve her meslek örgütü, sendika ve sivil toplum örgütünün görevidir Anayasa konusunda bilgilendirme yapmak. Ancak elini vicdanına koyan herkes bilir ki bu öncelikle Türkiye Barolar Birliği ve baroların görevidir. Yoksa Siz sadece futbolcular konuşsun ve “evet” propagandası yapsın mı istiyorsunuz?

ERDOĞAN’IN KAPISINI KAPATMASI

Feyzioğlu Erdoğan’ın televizyon konuşmasında söylediği bir kararını da şöyle eleştirdi:
“Sayın Cumhurbaşkanı, demişsiniz ki; “Bundan sonra kapımız TBB Başkanı’na kapanmıştır.” Bizi sanırım Sizden ikbal bekleyen bazılarıyla karıştırdınız. Bugüne kadar Sizinle ve Sizden önceki cumhurbaşkanlarıyla, Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin en milli meseleleri dışında hiçbir görüşmemiz veya yazışmamız olmamıştır. Ayrıca bu cümleniz 16 Nisan’da geçmesini arzu ettiğiniz Anayasa değişikliği ile nasıl bir devlet yapısı hayal ettiğinizin de üzücü bir ikrarıdır. Yani benden olana devletin kapısı açık, benim emrime girmeyene devletin kapısı kapalıdır demektesiniz.

Peki hatırlayalım. Ne zaman, hangi durumlarda biz devletimizi yönetenleri yine en milli duygularla, en milli kaygılarla uyarmıştık?
Savcısı benim dediğiniz kumpas davalarla Türk Silahlı Kuvvetleri’nin omurgasına balyoz indirilirken uyarmıştık.
Önceki Genel Kurmay Başkanı Sayın Başbuğ, devletin içine yerleştirilmiş bir çete tarafından tutuklamaya sevk edilirken uyarmıştık. O tarihte Başbakan olarak Size ve Sayın Cumhurbaşkanına yazmış olduğumuz açık mektup devletin arşivindedir. Bu çetenin hedefinde sırada siz varsınız demiştik.
2010 Anayasa değişikliği yazılırken bununla yargıyı belirli yapılara teslim ediyorsunuz diye uyarmıştık.
Habur’daki çadır tiyatrosu kurulduğunda uyarmıştık.
21 Mart 2013’de bölücü terör örgütünün İmralı’daki mahkum reisinin yazdığı söylenen “barış mektubu” denilen yazının, aslında Ortadoğu’da başlayacak savaşların habercisi olduğu konusunda uyarmıştık.

Sözde barış sürecinde devletimizin kandırıldığını, bazı şehirlerimizin bir büyük kalkışma için terör örgütü tarafından cephaneliğe çevrildiği konusunda uyarmıştık.
Bu uyarılarımız dinlenmediği için maalesef evlatlarımız şehit oldu. Uluslararası hukuk alanında Türkiye Cumhuriyeti itibar kaybetti. En haklı davamızı bile üst üste yaptığınız yanlışlar sebebiyle devletimiz yurt dışında savunamaz hale geldi.
Daha önceki her uyarımızın maalesef gerçekleştiği ve her aldatılmanızın ülkemizin büyük bedeller ödemesine neden olduğu gerçeğinin altını çizerek şimdi de uyarıyoruz.
16 Nisan 2017’de halk oylamasına sunulacak olan paketin iç katmanlarında Cumhurbaşkanına denetimsiz ve sınırsız bir güç verilmesinin çok ötesinde Türkiye’nin altına saatli bombalar yerleştirilmek isteniyor.

Küresel kuklacıların Sevr Antlaşması’ndan beri Türkiye’ye dayatmaya çalıştığı ve İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çekmekte olan bölücü örgüt liderinin teşvik ettiği eyalet sistemi adı değiştirilerek Cumhurbaşkanının tek imzasıyla kurulabilir hale geliyor.
Türkiye’nin vatanı ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması açısından hayati önem taşıyan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na koyduğumuz çekinceler de Cumhurbaşkanının tek imzasıyla kaldırılabilir oluyor. Bu, sonu felakete yol açacak yetkilerden haberiniz olduğunu düşünmek dahi istemiyoruz. Peki iki sene sonra kimin cumhurbaşkanı olacağını, ondan bir sonraki cumhurbaşkanının kim olacağını bilebiliyor musunuz?

Size defalarca seslendik. Davet edin, Sizi aldatmak isteyen küresel kuklacıların oyununu yüzlerine vuralım ve birlikte bozalım dedik. Siz ise her milli davada Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yanında dimdik duran bizleri yine düşman ilan ettiniz. Biz de gerçekleri Türk Milletine anlatmak için yollara düştük.
Sayın Cumhurbaşkanı, mücadelemiz Türkiye içindir, Sizin torunlarınız da dahil gelecek nesillerimiz içindir.
Biz, bunun için konuşmanızda bir tehdit olarak algıladığımız “Bedel ödeyeceksin” cümlesindeki her türlü bedeli Türk Milleti için ödemeye hazırız. Türk Milleti dışında hiç kimseye minnetimiz, hiçbir makam-mevki sahibinden bir ikbal beklentimiz yoktur. Tek borcumuz, Allah’a olan can borcumuzdur, vadesi geldiğinde onu da verir alnımızın akıyla gideriz. “