FETÖ ekonomisi tasfiye edilmeli

0
99

Üzerinden bir yıl geçti. 15 Temmuz’da olup bitenler, mahkemelerde, savcılıklarda verilen ifadelerle silâhlı boyutuyla gündemde tutuldu. O hain gecede kimin ne yaptığı, neler planladığı gün ışığına çıktı ama böylesine genişlemiş bir örgütün ekonomik yapısına ilişkin ayrıntılar sırrını koruyor.

Örgütün nedense özenle pas geçilen, geri planda tutulan, yokmuş gibi gösterilen siyasi bağlantıları gibi ekonomik yapılanması da derin çözümlemelere muhtaç.
Verilen en son bilgi, geçen yıldan buyana Kanun Hükmündeki Kararnamelerle 43 ilde 965 şirkete el koyulduğu ve kayyum atandığı şeklinde. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin açıklamalarına göre, bu şirketlerin toplam aktif büyüklüğü yaklaşık 41 milyar, öz kaynak toplamı yaklaşık 18,2 milyar, ciro toplamı yaklaşık 21,9 milyar lira. Bu şirketlerde 46 bin 357 kişinin istihdam ediliyor, 107 gerçek kişinin de mal varlığının kayyum tarafından yönetiliyor. Ama bu makro rakamlar ayrıntıları anlatmıyor.

Eğer bu hainlerin kökünün tamamen kazınması isteniyorsa, FETÖ’cülerin tüm parasal işleri, ilişkileri bağlantıları bir bulmaca gibi sabırla çözülmeli. Bu kadar şirketin en azından beş yıl geriye giderek kimlerle alış veriş yaptığı, nasıl destek bulduğu, ne zaman ve hangi dönemlerde sermaye büyüttüğü, ödedikleri vergiler, aldıkları teşvikler, bankalarla, malî işler kurumlarıyla ilişkileri, kayıtlarında ne varsa tek tek araştırmalı. Tüm ayrıntılara inip bu şirketlerden sürekli ticaret yapanlar, alacakları, borçları, senetleri, çekleri incelenmeli.

Dahası yurt dışı para transferlerinin, bu şirketlerin kendi aralarındaki bağlarının belgelerle ortaya koyulması FETÖ olayına yeni boyutlar getirecektir. Bunu yapmak çok zor iş olmasa gerek. Sıradan bir internet bankacılığında bile insanlar son iki yıldaki hesaplarına gireni çıkanı görebiliyorlar da koca devlet bunları ortaya çıkaramayacak mı? En azından geçen Temmuz ayı içinde yurt dışına ve yurt dışından kimlere, hangi ülkelerden ne kadar para gelmiş, bunları biliriz. Hainlerin başında yer alan Adil Öksüz’ün ABD’ye yaptığı geziler hangi yoldan, nasıl finanse edilmiş bunu bilelim.

Umarız kayyumlar, TMSF, savcılar, müfettişler, MİT, malî kaçakçılıkla ilgili biriler bu konudaki ilk bulguları kamuoyu ile paylaşırlar.
15 Temmuz’un ülke ekonomisine verdiği zararları gidermek için de bu şirketler bir an önce elden çıkarılmalı veya tasfiye edilmeli. Üstelik bu şirketlerin ekonomik varlıklarını sürdürmek için devlet kaynak aktarıyor.Madem Hazine’ye bütçeye para lâzım alın size istemediğiniz kadar kaynak. En azından ilk aşamada kolay paraya dönüşecekler, boş arsalar, binalar, benzeri gayrimenkuller satış listesine koyulmalı.
Bu gidişle o gece “şurada şu oldu, o bana dedi ki, ben ona dedim ki” açıklamalarıyla FETÖ olayında hiçbir yere varılmayacağı gibi olay daha da sulandırılacak, cıvıklaşacak, magazinleşecek. Ama işin içinde para oldu mu hiç kimse bir şeyleri inkâr edemez. Bir dolar taşımakla kendi haberleşme sistemini kuranlar, kim bilir daha ne gibi akıllara durgunluk veren işler çevirmişlerdir.
O zaman her bir yerde oda oda, ev ev, sokak sokak örgütlenen bu hainlerin para imamı, banka imamı kim veya kimlermiş görürüz.
Yoksa birileri işin hem siyasi hem de ekonomik boyutunda olup biteni daha iyi anlamamızı engellemek mi istiyorlar? Ya da “bunlar hapisten çıkıp şirketlerini, paralarını geri isterler” kaygısı mı var?

Paylaş
Önceki İçerikİnatlaşma değil, uzlaşma vakti!
Sonraki İçerikRuslar, İEF’ye geliyor
İsmet Hazardağlı

1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz’de ekonomi yazıları ile sizlerle!