Ana Sayfa Yazarlar FED bekleneni yaparken, MB seyirciliğe mahkum

FED bekleneni yaparken, MB seyirciliğe mahkum

52
PAYLAŞ

Yeni yıl, iyi başlamadı.
Vahabi/Selefi tekfirci S.Arabistan’ın 47 kişi ile birlikte. Şii Alimi-Aktivist Nemr’i idam ettirmesi, örtük olarak/vekalet savaşı biçiminde savaşan İran ile S.Arabistan’ı savaş haline getirdi. Türkiye ise safını, Erdoğan’ın ziyareti ile S.Arabistan’ın yanı olarak açıkladı. Durum giderek içinden çıkılmaz hale gelmekte.
Özellikle 2015 in ikinci yarıyılı öncesinden başlayarak küresel piyasaların gündemi kaplayan Merkez Bankasının (FED) faiz artırımı, Aralık ayının ikinci yarısı başında gerçekleştirildi. FED Açık Piyasa Komitesi, oy birliği ile 30 Haziran 2006’dan bu yana 0-0.25 aralığında tuttuğu gösterge faizi olan federal fonlama faizini 25 baz puan artırdı. Böylece faizin 0.50 çıkmış olması, piyasalarda geçici bahar yaratarak, ABD borsalarının yükselmesine neden oldu.
Beklentinin satın alındığı piyasalarda, örneğin Türkiye’de önce düşen dolar, arkasından yeniden yükseldi. Yükselme, yeni yılın ilk Pazartesi’nden başlayarak sürüyor.
FED Başkanı Yellen, ilk faiz artırımının abartılmaması gerektiğine dikkat çekerek, para politikasında genişleyici tutumun sürdürüleceğini, ancak zaman içinde aşamalı artış göstereceğini belirterek, faizlerin 2016 için 1,5, 2017 için 2,5 ve 2018 sonunda 3.25 olabileceğinin altını çizerek, normale yönelmenin takvimini ve sınırlarını da ortaya koymuş oldu.
Yellen, para politikasındaki kararların enflasyon, büyüme oranı ve işsizlik verilerine bağlı olduğunu para politikasındaki kararların enflasyon, büyüme oranı ve işsizlik verilerine bağlı olduğunu, küresel ekonomiden kaynaklı risklerin sürmekte olmasına karşın, ABD ekonominin güç kazandığını belirtti.
Türkiye gibi, ekonominin döndürülmesini, dış kaynaklardan sağlayan, yani yabancı tasarrufları, kendi tüketimini karşılamak amaçlı olarak kullanan ülkeler, küresel ekonominin başat ülkesi para ve sermaye piyasalarındaki değişimlere duyarlılık göstermesi kaçınılmazdır. Çünkü para ve sermaye akımlarının faiz değişmelerinin bu küresel fon kullanan ülkeler açısından iki sonuç doğurur. Öncelikle, faiz artışı, bu ülkelerin para ve sermaye piyasalarından sağladıkları fonların maliyetleri yükseltir. İkinci olarak da, güçlü ve başat ekonomilerin faiz artışına gitmeleri, fona gereksinim içinde olan ülkelerin fona erişim olanaklarını güçleştirir.
Bu türden etkilenmelerin önüne kesebilmenin yollarından birisi, borçlanma gereksiniminin azaltılmasıdır. Bu en sağlıklı yolduk. İkincisi, fon akımının sürebilmesi için, faiz oranının, başat ekonomideki yönelime göre arttırılması ve ülke risklerinin azaltılmasıdır.
Olayı ülkemiz açısından çözümlemeye kalktığımızda, petrol fiyatlarının olağanüstü, düşmesi ve 30 – 40 $/varil çevresinde dolaşması, dış açıklarımız açısından olumluluk taşımaktadır.
Ancak MB’nın bağımsızlığını yitirmesi, bırakınız sorumlu Hükümetin, sorumsuz Cumhurbaşkanının ve anlı-şanlı danışmanlarının doğrudan MB politikalarını belirler olmaları, MB’nın, politika üretimini ve strateji geliştirmesini önlemiştir.
Buna ek olarak, ikbal ve istikballerini Türkiye’nin iç savaşa sürüklenmesinde görenlerin ateşle ve kanla oynamaları, yabancı fonlar açısından Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülke konumunun dışına düşürmüş bulunmaktadır.
Bu nedenden olacak, Türkiye’de en çok kazandıran yatırım araçları Dolar ve Euro olmuş, borsadaki kayıplar ise, önemli boyuta ulaşmıştır. Enflasyonun 8.81 olarak açıklanması, yeni yılın zamlarının uygulamaya konulması, önlem alması gereken MB’nın elinin-kolunun bağlanması ve her şeye üç şapkalı Erdoğan’ın karar vermesi, Türkiye’yi içinden çıkılmaz bir sarmala ve sona sürüklemektedir.
Muhalefet partilerinden HDP can derdine düşürülmüş, MHP içten çökertilmek istenmekte, CHP yönetimi ise, Kurultayda yerlerini koruma çabasında.
Daha önce de yazmıştım. Türkiye’nin başlıca sorunu, sorumsuzların tüm yetkiyi kendinde toplamalarından kaynaklanmaktadır.
Türkiye, 7 Haziran – 1 Kasım 2015 döneminde, AKP’nin tek başına iktidar olması amaçlı karmaşaya ve çatışmaya itelenmişken, 1 Kasım’dan sonra, bu kez Başkancı bir rejime dönüşmek için, her araç kullanılmakta, hemen her gün öldürümler, gündemimizi oluşturmaktadır. Hükümet, muktedir değil. Muhalefet ise, aciz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam