Elçiye zeval olmaz… Osmanlı hayranları bu sözü unuttular mı acaba..? Ya da, Türk diplomatları hedef alan ASALA terörünü hatırlamıyor muyuz..?

Bence bu iki soruyu; Rusya’nın Ankara Büyükelçisi’nin “konuklar ve kameraların önünde, belli mesajlar vermeye çalışan ve o ana kadar görevde olduğu anlaşılan bir polis tarafından” öldürülmesinden sonra, hem de yüksek sesle sormamız gerek kendimize…

Büyükelçi’nin korumasız gezmesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin onun güvenliği konusundaki sorumluluğunu zerrece azaltmaz. Böyle bir suikastı gerçekleştirebilecek birinin, “nasıl olup da polis yapıldığı” konusu da, mutlaka cevabı bulunması gereken başka bir sorumluluk konusu…

Suikastçının etkisiz hale getirildiği haberinin “bir müjdeymiş gibi” verilmesi de garip üstü bir durum. Son zamanlarda “öldürüldü” dememek için kullanılan bir deyim oldu “etkisiz hale getirildi” lafı…

…Ve ne yazık ki, sadece “sorgulanıp bilgi alınması açısından” etkisiz hale getirildiği için de doğru olan bir laf bu…

Nedeni belli olmayan bir güven duygusu yaratıp bunun arkasına sığınmayı alışkanlık haline getirmiş bir ülkede yaşıyoruz. Türkiye’ye bir şey olmaz diye düşünüyoruz. Buna inanınca da, gerçekten hiç bir şey olmazmış gibi geliyor. Kendine güven çok tehlikeli, tıpkı “bir kere yakalanıldığında asla kurtulamayacak bir hastalık” gibi.

Taam güven duygunun altında yatan şey, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde yaşanan olaylar, imkânsızlıklar karşısında pes etmeyerek sonunda zafere ulaşan kadrolar ve onların sonuçta ulaştıkları göz kamaştırıcı başarı.

O sürecinin liderinin yerleştirdiği kavramlar ise artık yalnızca kulağa hoş gelen tekerlemeler gibi. Mevcut duruma bakacak olursak; bu tekerlemeleri ikide birde tekrarlayarak, yalnızca tekrarlayarak her türlü sorunun üstesinden geleceğimize inanıyoruz…

Etnisizmin fitili ateşlendiğinde bunu görmeyi reddettik. Ya da daha doğrusu, görmezden gelerek bundan sıyrılabileceğimize inanarak kendinizi kandırmaya çalıştık.

Devlet mekanizmasına gelince…

Cumhuriyet kurulurken bunun temeli de atılmıştı. Sonra ne oldu peki..?

Evet, sayıları giderek azalsa bile, Türkiye böyle adamlardan oluşan bir mekanizmaya sahip hala. Ama Türkiye’yi yönetenler bunu kullanmak istemiyorlar ki…

Korkarım Türkiye’yi zor, daha zor günler bekliyor..!