“Fatihalı evet” de gördük!

0
88

Her akşam yatarken “ne gündü be” demeye başladım…

Her gün öyle şeyler oluyor ki Türkiye’de; insan şaşırıyor, üzülüyor, kahroluyor… AKP Diyarbakır İl Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın, 1 Nisan’da yapacakları ziyaret öncesi valiliğin karşısına astığı afiş örneğinde oldu gibi…

“Her Evet Şeyh Sait ve arkadaşlarına bir Fatiha’dır” yazıyor afişte…

İnsan “şaka gibi” demek istiyor ama ne yazık ki, alabildiğine ciddi durum… “Asıl niyeti buran buram belli eden” bir itiraf gibi… Altındaki AKP imzası ise bu itirafı ürkütücü hale getiriyor…

Kimdir Şeyh Sait..?

1865 yılında Elazığ’da doğmuş. Nakşibendî Tarikatı’na katılarak, zamanla dergâhın başına geçmiş. Hilafetin kaldırılmasının ardından 13 Şubat 1925’te Piran’da, İngiltere’den aldığı destekle Türkiye Cumhuriyeti ve devrimlerine karşı isyan başlatmış. Ardından önce Darhani ilçesini sonra Elazığ’ı işgal etmiş. Onlarca yurtsever askeri öldürdükten sonra güney doğuya yönelmiş…

Ama bundan sonraki faaliyetleri ise giderek azgınlaşmış ve sonunu hazırlamış… Diyarbakır’ı kuşatması bardağı taşırmıştı… İsyan Ankara’yı karıştırdı. Başbakan Fethi Okyar istifa etti ve görev bir kez daha İsmet İnönü’ye verildi. Büyük Millet Meclisi devreye girdi ve Takriri Sükûn Kanunu çıkarılıp İstiklal Mahkemeleri’ni kuruldu…

İsyanın en önemli ve en olumsuz etkisi ise İngilizlerin cesaret bulup, Musul kozunu masaya sürmesi olmuştu… Türkiye, Lozan’da vermediği Musul’u, bu isyan yüzünden kaybetti…

Bu arada Şeyh Sait ve adamları yakalanarak İstiklal Mahkemesi’nde yargılandılar ve idama mahkûm edildiler. Karar 29 Haziran 1925’te Diyarbakır’da uygulandı…

AKP Diyarbakır İl Başkanlığı, “her ‘evet’in bu adam ve arkadaşlarına Fatiha olduğunu” yazan afişi ile asılında çok güçlü bir “hayır” propagandası mı yapmak istiyor acaba..? Yoksa, Nakşibendî Tarikatı’na bağlı olanlara yapılan bir “evet” çağrısı mı..?

Referandum öncesi yapılan “evet” propagandalarında “hayır” diyeceklerin terörist ilan edilmesine şaşırmış ve kızmıştık… İpin ucunu kaçırıp “hayır diyeceklerin kanıyla yıkanmaktan” söz edenler de gördük…

Hedefi Türkiye’yi parçalamak olan bir isyanın malzeme olarak kullanılması, “önümüzde kalan kısa süre içinde başka neler yapılabilecek acaba?” endişesini soktu içimize… Hırs ve yaranma hevesi birleşince, her şey olabilir..!

Paylaş
Önceki İçerikTrump’ın Sağlık Hizmetleri Yasası ertelendi!
Sonraki İçerikKim yalan söylüyor?
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.