Manken ve oyuncu Özge Ulusoy’a sormuşlar; “mankenler neden hep zengin iş adamlarıyla çıkıyor?” diye, o da “mankenler fakirler mi çıksınlar? cevabını vermiş. İletişim, halkla ilişkiler kavramları açısından kırk sene çalışılsa böylesine gündem yaratılamaz, bir insanın popülerliğini bu kadar artmaz. Kendisini kutlarız.

Benzeri bir tartışmayı, yıllar öncesinde yine manken Aysun Kayacı’nın “ benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi?” şeklindeki derin bir lafıyla yaşamıştı. Koca koca bilim adamları, siyasetçiler etmedik söz bırakmamışlardı. Gelen tepkiler üzerine kızcağız Amerika’ya yerleşmiş ama bu sözü yadigar kalmıştı.
İfade ve düşünce özgürlüğünün sorgulandığı bu günlerde insanlarımız, önce bir anda fakirsever olur, sonra toplu linç kampanyası açılır. Hukuki soruşturmaların dayanağı, “toplumunda kin ve nefret yaratarak sınıfsal farklıklarla bölmeye teşebbüs” üzerine kurulur, ifadeye bile çağrılır. Mankenlik örgütlerinden ve ajanslarından kınamalar, sözleşme fesihleri yapılır. Varsa, fakirlere yönelik yardım kampanyalarından çıkarılır, daha önce bu gibi işlerden verilen ödül, madalya geri alınır.
Bir de Maliye, “bu zenginsever mankenlerin ne kadar vergi ödediklerini inceliyoruz” derse ortalık tam podyum arkası kulise döner. Ünlü ekonomistler, “bunun temelinde gelir dağılımdaki adaletsizlikler yatıyor” diye geniş analizler sunarlar. Sıfırdan gelmiş bir patronun “bu laflar kanıma dokundu, zenginsever mankenlere iş vermem” açıklamaları yankı bulur. Emekli mankenler de “biz de gençliğimizde” sözleriyle başlayan anılarını anlatırlar.
Dahası “fakirsever/zenginsever mankenler” diye boy boy resimli haberler çıkar. Mankenler de “Özgeciler” ile “anti Özgeciler diye ayrışır. Hatta bu mankenlerin bir moda gösterisinde itişip kalkışmaları vallahi değme referandum sonucundan daha büyük ilgi toplar. Memleket bir de bu konuda kutuplaşır.
Esasında manken kızımızın söylediğinde çok yanlış bir şey yok. Arz talep meselesi. O meslek dünyasının kendine özgü “Özge” anlayışları, yaşam biçimleri var. O zaman diğer mesleklere de soralım. Mesela bir sekreter de kalkıp “ne yani, patron yerine odacıyla mı çıkalım?” desin, ne eğleniriz! Rahmetli Turgut Özal da “ben zengini severim” demişti de yer yerinden oynamıştı.
Bir de kendimize bakalım. Genç kızlara “ayol manken gibi” diyen de, akşama kadar “zenginin parası zügürtün çenesi” misali onun bunun evinden, arabasından, parasından konuşan dedikodu yapan da, “beş kuruşu yoktu şimdi hanlar hamamlar, paraya para demiyor” diye gizli hayranlık besleyen de biziz. Kızlar, erkekler eş ararken öncelik verdikleri konu zenginlik değil mi? Düğünlerde hep “damat zenginmiş, aferin kıza, iyi birini bulmuş” deriz, damat herkesin gözünde bir anda Brad Pitt olur. Şimdi kalkıp Özge’leri eleştiriyoruz.
Buradaki çarpıklık, Özge Hanımın sanki tüm mankenler adına konuşuyor gibi olması. Şimdi güzel mankenlerimizden birinin çıkıp “ben yoksul, fakir biriyle çıkabilirim” demesini bekliyoruz. Gün reklam yapma günü. Cıvık konulara meraklı medyamız için iyi malzeme olursunuz. Anlı şanı bayan yazarlarımız gelip sayfalarca röportaj yaparlar.
Bu arada AKP Kongresi, Trump, Suriye, zıpladı, domates on lira, turist yok, FETÖ tartışmalarında, “konu mankeni” gibi duranlar var. En tehlikelileri bunlar.