Ana Sayfa Güncel Fakiriz siz gönderin

Fakiriz siz gönderin

170
PAYLAŞ

“ŞEHİDİMİZİ GELİN ALIN” DİYE TELGRAF ÇEKTİĞİMİZ AİLESİNDEN YANIT:

 

Yaralımızı Van’a helikopter ile göndermek için de Hakkari İl Jandarma Komutanlığının Nöbetçi Amiri Binbaşı’yı, “ Gazeteciyim eğer Helikopter ile göndermezsen seni Günaydın Gazetesinde haber yaparım” diye tehdit ettim. O da beni nezarette attırdı.
İLK 2 BÖLÜMÜN ÖZETİ: Bölük Komutan Vekili olarak Yüksekova’dan Beytüşebbap ilçesinin 3 bin rakımlı Kavaklı mezrasına operasyon görevi aldım. Hakkari girişinde Jandarma Yüzbaşı’nın emir ve komutasına girdim. Ancak komutan’ın hatalı kararlarından 1 erim Şehit, 2 erim yaralandı ve Gazi oldu.
10 yıllık sarı basın kartı sahibi 30 yaşında evli bir oğlu olan Gazeteciyim ve bir savaş yaşıyorum.
Elimde G-3 piyade tüfeği. 50-60 santim yakınıma mermi yağıyor.
Ya öleceksin, ya öldüreceksin.
Kollarımda şehidim, yanımda yaralılarım. Ve başka şehit vermemek için 3 bin metre rakımda Allah’a yalvarıyorum bu Cehennem’den askerimle sağ çıkalım diye.
Postam Sakaryalı Sabahattin kayadan kayaya sürünürken, “ komutanım sen evlisin çocuğun var önden ben gideyim” diyor.
Mermi yağmur gibi yağıyor ve anons geliyor, “ komutanım birini vurdum” diye. Kaldı 14 diyorum.
10-15 kişi tepelerde bize ateş eden ’lılar.
Elimdeki telsizden bir umutla anons ediyorum, “ beni duyan asker, polis var mı?”
Ama yanıt yok.
AĞIR SİLAHLARA GEÇİŞ
Telsizimden, “Roket atar ve Havan’ları kullanacağız. Hedefleri belirleyin, hazır olunca emir bekleyin” diyorum.
Hazır olana ateş emri veriyorum.
Önce Law silahı ile kuzey doğu istikametine roket attık. PKK’nın o an ki deyimimizle Peşmerge ateşi kesiyor. Ne olduğunu anlamaya çalışıyor.
Bu kez daha ağır bir mermi yağmuru başlıyor.
Biz askeri birliğiz mermimiz biter diye tek tek atıyoruz. Peşmerge otomatiğe alıp şarjör boşaltıyor.
Öğleden sonra oldu. Çatışmamız devam ediyor. Ortada ne Yüzbaşı ne gelen takviye var.
Roket ve havan atışlarımızı arttırıyoruz ve Peşmerge ateşi tek tük oluyor, daha hızlı sürünerek hakim tepeye varıyoruz. Çatışma bitiyor.
YARALILARIN HAKKARİ’YE GÖTÜRÜLMESİ VE HELİKOPTER
2 yaralı ve şehidimiz ambulans koyuyoruz ama şoförler, “ Komutanım yakıtlarımız bitti gidemeyiz” diyor ve tüm araçlardakileri yakıtı çekip ambulansa koyuyoruz
Şoför askere “yolumuz genelde yokuş aşağı boşa atarsın” diyorum ama “komutanım gece hiç uyumadık. Ambulansı kullanamam” diyor ve gerçekten ayakta zor duruyor. Genç Astsubayların ise ehliyeti yok.
Astsubay’a emir komutanı bırakıp direksiyona oturuyorum. Elimde telsiz bir yandan anons ediyorum.
Ancak Hakkari’ye yaklaşınca yanıt alıyorum ve öncü polis ve Jandarma araçları ile Devlet hastanesine gidiyoruz ama ilk müdahaleyi yapan doktor, “ameliyat gerekli ama hastanede bu imkan yok, acilen Van’a götürün ben müdahaleyi bitirip gönderirim ambulansı oraya” diyor.
Yanımızdaki Jandarma astsubay, “ İl Jandarma’da helikopter var” diyor ve onunla hemen Nöbetçi amiri Binbaşı’ya gidiyoruz.
Elimde G-3 üstüm başım kan için odasına giriyorum ve heyecanla, “Birliğimiz dağda yakıtımız bitti. Acil yardım lazım” diyorum.
Binbaşı “Tamam yardım yola çıktı bile anonslarını duyunca” dedi.
Komutanım 2 askerim yaralı. Acilen Van’a helikopterle gönderelim diyorum,
Binbaşı, “ Asteğmen bana emir mi veriyorsun. Haddini bil “ diye bağırınca ben de masasına vurarak, “ Ben Günaydın gazetesinde Gazeteciyim. Bu 2 askerim şehit olsun, seni haber yapar hesabını sorarım, doktorlar acil götürün diyorlar “ diye bağırmaya başlıyorum.
Binbaşı nöbetçi subayı ve askerleri çağırıyor, elimden silahı alıp, nezarete koyuyorlar beni. Pencereden de bağırmaya devam ediyorum ki Başçavuş sus işareti yaparak geliyor ve ,” Binbaşı durumu her yere iletti, Alay komutanı da gelmek üzere bağırma suçlu duruma düşme “ diyor.
Az sonra albay geliyor, durumu anlatıyorum ve “ Talimat geldi. Pilotlar hazır, hadi helikoptere bindirelim” diyor.
2 yaralımız sedyede ile bindirilirken,” Komutanım Şehit olamadık vatan için” diye bana sarılıp ağlıyorlar. Ben, Binbaşı ve Albay dahi herkes gözyaşları ile 2 yaralımızı uğurluyoruz. Hayatları kurtuluyor.
YARIN: YÜKSEKOVA’YA DÖNÜŞÜM, EŞİM VE OĞLUM

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikKayyum’ların görevi bu mu?
Sonraki İçerik30 Bin öğretmen atandı
Orhan Uğuroğlu
1969 yılında Yeni Tanin Gazetesinde 10 yıl, 1981'de Haldun Simavi'nin Günaydın Gazetesinde 10 yıl, 1990'dan 2005'e kadar Türkiye'nin ilk özel televizyonu Star'da, 2014 Ekim'den beri Sonsöz'de...