Faizi bırak vatandaşa bak

0
122

Son iki aydır lira döviz faiz bulmacasında gidip geliyoruz. Dolar şu oldu, faiz bu olacak, Merkez Bankası bunu yaptı, şunu yapsın demeyi bir kenara bırakalım, esas ekonomiye hayat veren vatandaşın durumuna bakalım.

Bir resmi rakam:
Türkiye genelinde 23 Ocak 2017 Pazartesi günü icra ve iflâs dairelerine “günlük” gelen:
Dosya sayısı 27 bin 657.
Karara bağlanıp işleme sokulan dosya sayısı günlük 14 bin 411.
Son bir yılda işleme alınan dosya sayısı 412 bin 359.
Bu rakamlar Adalet Bakanlığına ait. Demek ki her gün en az 10 binin üzerinde vatandaş icra iflâs, mahkemelerine taşınıyor, hacizlerle uğraşıyor. Rakamlar yorum bile istemiyor.

Diğer taraftan devlete bankaya ödeme yapamayanlara nerdeyse tüm borçların faiz ve vadesine göre yeniden yapılandırma imkânları getirildi. Özellikle banka borcu geri ödemeleri en az beş milyon insanı kapsıyordu. Ama geçen sürede görüldü ki bugüne kadar sadece bir milyona yakın vatandaş borçlarını yapılandırabilmiş. Geri kalan 4 milyon kişiden haber yok.

Şimdi umudumuz sicil affında. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasını bekleyen af yasasıyla bankaların geçmişte öyle veya böyle kredi geri ödemesinde sorun yaşamış vatandaşların, şirketlerin yine borcunu öderlerse bu listeden çıkarılması imkânı gelecek.
Şu soralım, mevcut kredi kartı ve diğer kredi borcunu bırakın ödemeyi, yapılandırma imkânı bile bulamayanların sayısı dört milyon ise bu sicil affı ne işe yarayacak? Kim gidip sicil affı için başvuruda bulunacak?

Eğer dört milyon vatandaş bankaların önünden geçemiyorsa sicil affına giren 12,5 milyon vatandaş ne yapacak? Ödeyebilse borcunu yeni vadeye bağlayacak, bitirdiğinde de sicil affı kapsamına girmesini talep edecek zaten.
Gerek vergi, sigorta diğer cezalar, gerekse banka kredi geri ödemelerine getirilen kolaylıklar için başvuran vatandaşların sayısına bakınca sicil affı da pek işe yaramayacak gibi. Sonuç yukarıdaki rakamlar katlanarak artacak; ver elini icra iflâs mahkemeleri, gelsin hacizler, hapis cezaları.
Tehlikenin, toplumsal huzursuzluğun, karamsarlığın, ümitsizliğin farkında mısınız?