Bakanlar Kurulu esnafın, tüccarın, kira geliri elde edenin ve vergisini artırdı.

Sayın Maliye Bakanı 14 Eylül günü yaptığı basın toplantısında: “Bu yıl vergi düzenlemesi olmayacak’’ demişti. Üzerine bir hafta geçmeden bu kez 27 Eylül’de “Orta Vadeli Plan’’ açıklanırken vergi zamlarını da art arda açıkladı.

Orta Vadeli Plan ile getirilmek istenen düzenlemeler Torba Yasa Tasarısı ile TBMM’de görüşüldükten sonra yasalaşacağı için, biz şimdilik Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren vergi zamları üzerinde duralım.

Bakanlar Kurulu, Gelir Vergisi ve Katma Değer Vergisi kanunlarındaki yetkilerini kullanarak bazı vergileri hemen artırdı bile. Halka ağır vergiler salarken, dillere pelesenk edilen ‘’faiz lobisi’’ ve ‘’rantçıların’’ vergi oranı sıfır (0) olarak tespit edildi.

En yüksek katma değer vergisi oranı uygulayan ülkeler gurubunda olan Türkiye oran artışına gidemedi. Katma değer vergisi oran yükseltilmesi konusunda duvara dayanıldığı için, ötesi toslamak.

Bu nedenle sadece, yapım işleri ve bu işler ile birlikte ifa edilen mühendislik-mimarlık ve etüt-proje hizmetlerinde uygulanacak katma değer vergisi tevkifat oranları 2/10’dan 3/10’a yükseltildi. Yani, daha fazla katma değer vergisi Hazine’ye hapsedilmiş oluyor.

Diğer bir husus ise öteden beri, Katma değer vergisi iadelerinin ya hiç yapılamaması ya da uzun ve uğraşılardan kırpılarak kuşa çevrildikten sonra ödenmesinden Maliye Bakanı da şikayetçi ama bir şey yapamıyor. Maliye iadeleri kırparak uzun sürelerde vermek şeklinde mükellef alacaklarını bir finansman aracı olarak ve sıfır faizle, yani gizli uzun vadeli borçlanma şeklinde kullanıyor.

Sayın Maliye Bakan bir ara katma değer vergisi için ‘İngiliz modelinden’ sözeti.

“Katma değer vergisinin bir satış vergisine dönüştüğü, üretim ve yatırımı engellediğini’’ söyledi. Ama, 140 milyar devreden katma değer vergisini görünce sus pus oldu.

Bakanlar Kurulu gelir vergisi oranlarında da düzenleme yaptı. Düzenleme ile halkın vergi oranları artırılırken, zengin ve yabancıların vergi oranları sıfıra indirildi. Yani vatandaşın gıda ve zaruri ihtiyaçlarına, kira gelirlerine yüksek vergi koyan Bakanlar Kurulu, varlıklı ve yabancılar için sıfır vergi kesesinin ağzını ardına kadar açmış oldu.

Hisse senetleri, hisse senedi endekslerine dayalı olarak yapılan vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri, Borsa İstanbul’da işlem gören aracı kuruluş varantları dahil olmak üzere, hisse senedi yoğun fonların katılma belgelerinden elde edilen kazançları, Hazine Müsteşarlığınca ihraç edilen altına dayalı Devlet iç borçlanma senetleri ve Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen altına dayalı kira sertifikalarından elde edilen kazançların vergilerini, bu kararın yayınlandığı 27 Eylül tarihinden itibaren sıfır (0) olarak uygulama kararı aldı.

Ayrıca, bankalar tarafından yapılan türev işlemlerde Banka Sigorta Muameleleri Vergisi istisnası, finansal kiralama ve finansman şirketlerine özel karşılık ayırma ve bu karşılık tutarı kadar vergi matrahından indirme imkanı, finansal kiralama ve finansman şirketlerine bankalar gibi takip sonucu elde ettikleri taşınmazların satışı kapsamında oluşan kazanca vergi istisnasından yararlanma gibi istisnalar da cabası.

Yukarıda sayılan finansman ve sermaye piyasası araçlarını kim alıyor?

Özellikle yabancılar ve varlıklı kesimler. İşte “adalet.’’ Halka vergi zammı, banka, finans kuruluşları ile yabancılara sıfır vergi.

Göstermelik olarak kurumlar vergisinin oranı 2 puan yükseltiliyor. İyi de zaten büyükler kurumlar vergisi ödemiyor ki. Kurumlar vergisini artırsanız ne olur artırmasanız ne olur. Zaten vergi gelirleri içindeki payı yüzde 8. Onu da küçük işletmeler ve kobiler ödüyor.
OHAL ve yasal kısıtlılıklar nedeniyle yurttaşlar Bakanlar Kurulu kararlarına doğrudan dava açamıyorlar. Kısıtlı olmayan hallerde de vatandaş dava açmanın beyhude olacağı, mahkemeler ise üzerlerinden baskı his ettikleri için Devlet aleyhine karar verememektedirler. Hangi mahkeme hakimi Devlete karşı açılan davada halk yararına karar verme cesaretini gösterir.

Böylece dava hakları açık olsa da örtülü olarak kapalı. Zaten OHAL nedeniyle bazı dava yolları da kapalı. Onun için yüksek vergilere karşı halkın boynu bükük.

Mensuplarının ekonomik ve demokratik haklarını savunacak odalar ve borsalar ve esnaf kuruluşları sus pus. Seçimleri ertelenerek rüşvet verildi. Koltuk kaygısıyla onlar da seslerini çıkartamıyor.

OHAL nedeniyle halkın, sendikaların, kitle örgütlerinin da sesi kısılmış. Gösteri yasak, toplantı yasak. Polis göz açtırmıyor sokaklarda.

Sadece Ana muhalefet bazen meydanlarda bazen de salonlarda sesini yükseltebiliyor. İktidar ve yanlıları ise basın ve yayın kuruluşlarını alabildiğine pervasız bir şekilde kullanıyor. Yani örgütlü muhalefet yok edilmiş.

Bakanlar Kurulunun bu düzenlemeleri ile; ekonominin canlandırılması, işsizliğin azaltılması, halkın refahının artırılması sağlanamaz. Banka ve finans sektörlerine sağlanan bu kolaylıklarla savaş ekonomisine hazırlık için Hazine daha kolay iç ve dış borç alabilecek, faturayı da halk ödeyecek.

Neyse… Aslında turpun büyüğü heybede Motorlu Taşıtlara yüzde 40 hata 50, 60 vergi artışı geliyor.

Sayın Maliye Bakanımız Naci Ağbal Maliye ekolünden geliyor. Bürokrat kökenli olan Ağbal, Maliye Müfettişliği ve müsteşarlığı yapmış, yani bu işin mutfağında yetişmiştir. Vergiyi, algıyı, hazineyi, ekonomiyi çok iyi bilir. Talihsizliği ekonominin duvara toslamakta olduğu bir döneme Maliye Bakanı olması.

Öyle bir talihsizlik ki, ‘’ bu yıl vergi düzenlemesi yapılmayacağını’’ söylüyor, bir hafta sonra vergi zamlarını açıklamak zorunda kalıyor. Hem de taşıt vergilerini mahcup bir şekilde savunmak durumunda kalarak.

İyi polis kötü polis hikayesi. Cumhurbaşkanı iyi polis olarak ‘’vergi artışı çok olmuş’’ diye haykırır. Oran biraz aşağıya çekilir, diye yazmıştım ki bu kez açıklama Hükümetten geldi.

Motorlu taşıtların zam oranı yüzde 50 – 68 oranlarını bulacaktı

Sayın Bakanın açıklamasına göre; 2018 yılında binek otomobiller için ödenecek motorlu taşıtlar vergisi %40 artırılacaktı. Ama aşağıya çekeceklermiş. Ama ne kadar çekerse çeksinler yine de yeniden değerleme oranının çok üzerinde olacağı kesin. Biz zam oranını belirtmeden devam edelim.

Özel Tüketim Vergisi Kanununda yapılacak değişiklikle; lüks ve donanımlı taşıtlar vergisi zam oranına ek olarak yüzde 10 ile yüzde 20 oranında daha zamlı olacak. Nedeni de 2018 yılından sonra tescil edilecek binek otomobillerin motorlu taşıtlar vergisinin hesabında, aracın motor silindir hacmi ve ağırlığı yanında değeri de dikkate alan yeni bir sistemin getirilmesi.

Özel tüketim vergisi hesaplamasında aracın değerinin de esas alınması bu düzenlemenin eşitlik açısından en önemli yönü.

Motor hacmi aynı olmakla birlikte donanım farkları nedeniyle araçların değerlerinin çok farklı oldukları biliniyor. Birkaç tüy yaban kazlarından da yolunacak!

Bu düzenleme akıl sır erdiremediğimiz bir nokta da şu: Aynı model aracı bir gün farkla alan bir tüketicinin ödeyeceği vergi çok daha fazla olabiliyor. Yani 31 Aralık’ta alınan bir otomobil ile 1 Ocak’ta alınan bir otomobilin vergi farkının ciddi bir boyutta olması, eşitlik ve genellik açısından da Anayasa’ya aykırılık teşkil etmektedir.

Gelelim Hükümetin neden geri adım attığına. Ülkemizde tahminen 22 milyon emlak vergisi, 12 milyonu aşkın da taşıt vergisi mükellefi bulunmaktadır. Büyük bir mükellef kitlesini yani halkı etkileyen zammın hükümeti zor durumda bırakacağı kesin. Bu nedenle de bu düzenleme basın, yayın ve hatta sosyal medyada da çok eleştiri aldı.

İyi ki, 2017 yılı taksit süreleri geçtiği için taşıt sahipleri bu yılın vergilerini zamlı olarak ödemek zorunda kalmadılar. 2018 yılında ise kurtuluşları yok.

Engellilerin istisnasına kısıtlama

Engellilerin özel tüketim vergisi istisnası da kısıtlanıyor. Vergisiz fiyatı 70 bin liranın altında olan araçlara sınırlama getiriliyor. Sınırlamanın gerekçesi ise konunun istismara açık olması. Yani engelliler uygulama aksaklıklarının cezasını çekmek zorunda bırakılıyor. İstisnanın düşük model ve donanımsız araçlara uygulanması dar gelirli engellileri koruyor.

Yatlara kotralara zam yok

Bakanlar Kurulu 3 Şubat 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan kararı ile gezinti gemileri, yatlar, kotralar ve teknelerden alınan özel tüketim vergisini herhangi bir süre sınırlaması olmaksızın sıfırlanmasına karar vermişti. Aynı Kararname ile katma değer vergisi de yüzde 18’den yüzde 1’e indirildi.

Deniz taşıt araçlar Allah’tan 2017 yılı taksit süreleri geçti de taşıt sahipleri bu yılın vergilerini zamlı olarak ödemek zorunda kalmadılar. 2018 yılında ise kurtuluşları yok.

2009’dan beri yapılan kanun değişikliği ile motorlu taşıtlar vergisi kapsamından çıkartılmıştı. Yani, motorlu taşıt vergisi ödemiyorlar. Bunun yerine ruhsat aldıklarında bir defaya mahsus olmak üzere maktu bir harç ödüyorlar. Beş metreden küçüklere ise harç da yok!

Önceki yazımda da belirttiğim gibi halka ağır vergiler, finans ve banka sektörüne sıfır vergi uygulanması, Hazinenin daha kolay borçlanması ve muhtemel savaş ekonomisine hazırlıkla açıklanabilir.

‘’Vurun abalıya’’ derler ya işte öyle.  Kümesteki kazlarda tüy kalmadı Yaban kazlar yine her zamanki gibi vergi dışı.

FİNANS SEKTÖRÜNE İSTİSNALAR
İŞÇİ MEMUR ESNAFA VE KİRA
GELİRİ ELDE EDENE VERGİ ARTIŞI

Gelir vergisi tarifesi değiştiriliyor. Ücretliler yani işçi ve memurların 2018 gelirlerine, esnaf ve tüccarın ise 2017 gelirlerine %27 yerine yüzde 30, 35 oranında uygulanacaktır. Yani dar gelirliler; ücretli ve küçük esnaf daha fazla vergi ödeyecek.

Memura 2018 yılından verilecek yüzde 3,5 zam da 2018 gelmeden elinden alınmış oldu. Yasaların geriye yürümeyeceği hukukun temel prensibi de ihlal edildi. Yani yüzde 30 oranı geriye dönük olarak uygulanacak.

Kira gelirleri ile geçinen dar gelirli yurttaş da vergi tarifesinden gelen 3 puanlık vergi zammı ile vergisi yüzde 30, 35 yükselmiş olacak. Ayrıca, kira gelirlerinin beyanında %25 oranında uygulanmakta olan götürü gider de %15’e düşürüleceği için kira geliri sahiplerinin vergi yükü yüzde ona yakın fazlalaşacak. Yanı aldığı 100 liranın 40 lirasını vergi verecek.

TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE!

2018 yılında binek otomobiller için ödenecek Motorlu Taşıtlar Vergisi  %40 artırılıyor. Allahtan bu yıl taksit süreleri geçti de millet kurtuldu. 2018 yılında kurtuluş yok. ÖTV kanununda yapılacak değişiklikle Motorlu Taşıtlar Vergisi artışı yüzde 50’yi de bulacak. Çünkü 2018 yılından sonra tescil edilecek binek otomobillerin motorlu taşıtlar vergisinin hesabında aracın motor silindir hacmi yanında değeri de dikkate alınmaya başlanacak.

2018 yılından sonra satın alınacak binek otomobillerin motorlu taşıtlar vergisinde taşıtın değerinin de esas alınacağı yeni bir sisteme geliyor. Vergilemede motor silindir hacmi yanında aracın değeri de vergilemesinde etkili olacak. Yani yüzde kırka aracın durumuna göre yüzde %10 veya %20 daha eklenebilecek. Bu durumda zammın yüzde 50, 60’ı bulması kesin gibi. Engellilere tanınan özel tüketim binek aracı alma imkanı da kısıtlanıyor. Vergisiz fiyatı 70 bin liranın altında olan araçlara sınırlama getiriliyor. Sınırlamanın gerekçesi ise konunun istismara açık olması.

Vurun abalıya derler ya işte öyle. Motorlu taşıt mükellefleri kümesteki kazlar. Onlarda tüy kalmadı. Yaban kazlar yine her zamanki gibi vergi dışı.

AYILANA GAZOZ BAYILANA LİMONA VERGİSİ

Kola üzerinden %25 oranında alınan özel tüketim vergisi meyveli gazozlar ile enerji içeceklerine uygulanacak. Ayrıca, makaron olarak tabir edilen sigara kağıdı da ÖTV kapsamına alınıyor. Alkollü içkiler vergi yüzünden ateş pahası. Türkiye gibi dört tarafı denizle çevrili, dağlarında kayak yapılan, yaylaları cennet gibi ülkede alkolün adeta esrar, eroin sayılacak işlem görmesi nasıl bir tezat? Tahmin etmek güç, ama oluyor işte. Gazoz ve benzeri gazlı içecekler de artık kola gibi yüzde 25 oranında özel tüketim vergisine tabi olacak.

Torba Yasa ile makaron veya yaprak sigara kâğıdına ticari amaçla sarmalık kıyılmış tütün doldurulması, satılması, bulundurulması ve nakledilmesi yasaklanıyor. Yasağa aykırı hareket edenlere cezai müeyyide getiriliyor. Bazı kimseler makaron’un ne demek olduğunu bilmeyebilirler. Makaron, sarmalık kıyılmış tütün ürününde kullanılan boş filitreli sigara tüpü. Yaprak sigara kağıdı ise, sarmalık kıyılmış tütün ürününde kullanılan yaprak şeklindeki sigara kağıdıdır.

Tasarı ile tütün üretiminde açık artırma sistemi kaldırılmakta, tütün üretiminin sadece sözleşmeli olarak yapılmasına izin verilmekte, sözleşmeli üretim dışında tütün üretene idari, ticaretini yapanlara adli cezai müeyyide getirilmektedir. Sözleşmeli olarak ürettiği tütünü alıcısına satmayıp, yasa dışı yollardan satmak isteyenlere idari para cezası getirilmektedir. Kendi ihtiyacı için 50 kilograma kadar üretenler hariç olmak üzere, uygulanan idari para cezasının tek kademe olarak uygulanması düzenlenmektedir.

Yani yerli tütün ekimi açıkça yasak ve cezalarla engelleniyor, Türk tütün üreticisi cezalandırılarak meydan yabancı sigara tekellerine bırakılıyor.

Tasarıda, ısıtma yöntemi kullanılarak sigara üretimine imkan veren yasal düzenleme ile sadece işleyip tekrar ihraç edilmek üzere tütün işleme fabrikalarına tütün ithalatı izni verilmesi öngörülüyor. Satış fiyatının yüzde 90’a yakın kısmı vergi ve bayi karından oluşan bir ülkede yaşıyoruz.

Amerika sigaralarına para yetiştiremeyen tiryakiler sigara kağıdı temin ederek daha ucuza bu illet ihtiyaçlarını gideriyorlardı. Maliye ise vergi yasak ve cezalar koymak suretiyle herkesi Amerika sigaralarına mahkum ediliyor.

BU VERGİLER SAVAŞ EKONOMİSİ İÇİN Mİ?

Yukarıdan beri anlatmaya çalıştıklarımızdan anlaşıldığı üzere; bu düzenlemeler ile ekonominin canlandırılması, işsizliğin azaltılması, halkın refahının artırılması öngörülmüyor. Kolay borçlanma ve savaş ekonomisini öngörüyor. Hazinenin daha kolay iç ve dış borç alması için banka ve finans sektörüne vergi kolaylıkları getiriliyor, yükü ise Bakanlar Kurulu Kararı ve Torba Kanun Tasarısıyla halkın sırtına yükleniyor.

Yapılan açıklamalardan anlaşıldığı üzere; bu vergilerin yatırım ve işsizliğe de bir yararı olmayacak. Bu düzenlemelerin temel gerekçesini Bakanlar yaptıkları basın açıklamasında şöyle açıkladılar: ‘’Ülkemizin güvenliği için gerek içeride, gerek dışarıda güvenlik güçlerimiz yoğun bir mücadele veriyor. Gerek silahlı kuvvetlerimiz gerek emniyet güçlerimiz hem terörle mücadele ediyor hem de Irak ve Suriye’de devam eden güvenlik risklerini büyük bir başarı ile yönetiyor.

Ayrıca artan jeopolitik-güvenlik riskleri savunma ve güvenlik birimlerimizin silah-teçhizat kabiliyetlerinin artırılması ve modernize edilmesini zorunlu kılıyor. Bu çerçevede artan ihtiyaçları karşılamak üzere Savunma Sanayi Müsteşarlığı bünyesinde olan savunma sanayi fonuna yeni kaynaklar oluşturmak üzere düzenlemeler yapılmaktadır.’’

Dedim ya tasarıda benden başka her şey var diye. Yazımın başlığında da belirtiğim üzere; Yaban kazlar yine vergiden kaçtılar, kümestekileri yolmaya devam…

Vergi dışında da çok önemli düzenlemeler var. Hepsi ısmarlama, ‘‘bazı itimada mazhar kişi ve kuruluşlara’’ özgü. Onlara bir sonraki yazımızda değinelim.

FACEBOOK YORUMLARI