Terör ile mücadele sürerken, Cumhurbaşkanlığı Sistemi için referanduma hazırlanırken bir önemli sürpriz Merkez Bankasından geldi.

Banka 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin enflasyon tahminlerini yükseltti.
2017 enflasyon tahminini yüzde 6,5’ten yüzde 8’e, 2018 tahminini ise yüzde 5’ten yüzde 6’ya yükseltip, 2019 için enflasyon tahminini yüzde 5 olarak belirledi.

2019’a kim öle kim kala diyelim ve günümüze gelelim.
Son aylarda dolarda meydana gelen aşırı yükselmenin sonuçlarını biz çarşıda pazarda yaşıyorduk.
Başbakan Binali Yıldırım ve bakanlar ise ekonomide sıkıntı olmadığı vurgulayarak yaz aylarında ferahlama sağlanacağını vurguluyorlardı.
Bunlar da bir yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yüksek faizlerin Türkiye’de yatırımları engellediği vurgusuyla düşürülmesi gerektiğini ısrarla sürdürüyordu.
Merkez Bankasının enflasyon hedeflerini değiştirmesi tabii piyasalardaki fiyat artışlarının sonucunda ama bu durum da vatandaşları özellikle dar gelirli kesimi çok olumsuz etkileyecek.

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, “Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla temel amacımız doğrultusunda elimizdeki bütün araçları kullanmaya devam edeceğiz. Döviz piyasasında iktisadi temellerle uyumlu olmayan sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi halinde likidite araçları ile gerekli tedbirleri alacağız” dedi.
Bu tabii çok iyi niyetli ve piyasalara güven verecek bir açıklama.
Ancak Türkiye’de siyasi gelişmeler ne yazık ki bu iyi niyetli açıklamaları olumsuz etkiliyor.
Çetinkaya küresel piyasalarda yaşanan oynaklığın yanı sıra, jeopolitik gelişmelerin ve belirsizliklerin 2016 yılının dördüncü çeyreğinde yurt içi finansal piyasaların dalgalı bir seyir izlemesine neden olduğunu söyleyerek işte yukarıda yazdığım yorumu da teyit etmiş oldu.
Umarım hükümet bu fiyat artışlarının dar gelirli vatandaşları olumsuz etkilememesi için verdiği maaş artışları ile emeklilere ek zam uygulamasını kısa sürede gerçekleştirir.