Daha bir hafta dolmadı, tüm evetçiler, çelişkilere düşmeye, “geleceği savunayım” derken “kendi geçmişini inkâr eder” hale getiriyor. Öyle ki söylenenlere en fanatiğinden “can kurban” evetçiyi bile öfkelendirmeye başladı.

Birlik, beraberlik, dirlik, Yeni Kapı ruhu denilirken, daha ilk günden değişikliğine karşı olanlar, topyekûn, ayrım yapılmaksızın terörist edildi, “hayır diyenler 15 Temmuz hainleriyle birliktedir” yaftası yapıştırıldı. “Bu kadarını da hak etmediler” diyen evetçilerin sayısı hayırcıları geçti.
İkinci gün “elimizdeki prangaları sökeceğiz” denildi, evetçi “bizim lider galiba sürgünden dönüyor” demeye başladı. Evetçi “16 Nisan’da beni çilingir yerine koydular ama pranga neyin nesi” demeye başladı.

Üçüncü gün, “anayasa değişikliği ile istikrar gelecek” denildi, evetçi “bugüne kadar istikrara hep oy verdik, bilseydik istikrar olmadığını, iki makarna uğruna partimizi değiştirmezdik, koalisyonlar kuruldu, bu nasıl iş?” demeye başladı.

Dördüncü gün, “bu çift başlılıktan kurtulacağız, patinaj yapıyoruz” denildi, evetçi, “birader sen çift başlı yönetime gelmek için ne meydanlar, sandıklar eskittin, bunca miting, seçim ne içindi? ” demeye başlandı.

Beşinci gün, “sistem değişirse ekonomiye istikrar gelecek, şöyle kalkınacağız, böyle büyüyeceğiz” denildi. Evetçi, “bugüne kadar, 15 yıllık yönetimlerde yapılanlar neydi? Hepsi yalan mıydı? Yere göğe sığdırılamayan icraatlar sahte miydi? Yoksa hepsi “tek adam dönemi için” birer oyun, tezgâh mıydı?” demeye başladı.

Geri kalan günlerde “16 Nisan sandığı her şeyi düzeltecek” denilirse, evetçi: “ekonomiyi alt üst edenler, halkı üç ayda yüzde 30 fakir bırakanlar, borç batağında boğulanlar, iflas masalarında sıraya girenler, bankalarda, vergi, SGK dairelerinde insanları borcunu yapılandır öde düzenine getirenler, günlük çay simit parası benden işsize verin kampanyaları başlatanlar, en değerli kamu kuruluşlarını denetimsiz fonlara bir gecede verenler kimlerdi acaba” diye sormaz mı? Ucuzdan dolar bozduranları, “ben açken nineme maaş ne gerek” diyenleri saymaz bile.
17 Nisan sabahı herkesin iş aş bulacağı, doların bir liraya düştüğü, enflasyonun, işsizliğin yok olduğu aydınlık bir Türkiye uyanacağız” söylenirse (ki kesin söylenecektir) bu tüm evetçilerin öfkesini zirveye taşır. Demek ki evetçi 15 yıldır karanlık, hayırcı aydınlık bir Türkiye’de yaşıyormuş! En tehlikesi FETÖ, Ergenekon, açılım saçılım meseleleri. Hele bir de Suriye, terör konularına girildi mi evetçilerin öfkesini hiçbir ilaç yatıştıramaz.
Anlaşılan her gün dünü yalanlayan, bugün ile çelişen, yarına yönelik kaygıları, öfkeleri artıracak çok sözler duyacağız. Bu tablo karşısında hayırcılara fazla iş düşmüyor. Oturup “hayırlara vesile olacak hayırlı günlerin” gelişi için gün saysınlar. Senin öfken sana yeter, bırak evetçiler öfkelensin!