Memlekette anayasa değişikliği sevdalıları referandumda evet oylarıyla, kendi partilerinin genel başkanını ve Başbakanını resmen makamından, koltuğundan indirdiler. Hatta bir an önce gitsin diye, “mühürlü mühürsüz oy, zarf ayrımı yapmayın, ne varsa evete sayın, şu Başbakanı, makamı ile tarihe gömelim” telâşıyla Yüksek Seçim Kurulu’nu bile devreye soktular. Tarih bile böyle çelişkili bir olayı yazmadı.

Ama muhalifler, hayırcılar bu oyunu bozdular, Başbakana sahip çıktılar. Memleketin yarısı, hayır oyu vererek, başta Ankara, İstanbul, İzmir olmak üzere, her yerde, partisinin “git” dediği Başbakana, “biz seviyoruz, bırakmayız, kıymayız size” dediler. Hele İzmir… Başbakan gitmesin diye milletvekili seçiminde vermedikleri oyun iki katını vererek sandıkları patlattılar.

Bu sonuçlara göre vatandaşın yüzde 49’u Başbakana tam desteğini vermiştir. Bu destekle, Başbakan, muhalif MHP’lilerle parti kursa, iktidara gelir.
Üç ay önce, 23 Ocak 2017 günü, “kıymayın Başbakana” başlıklı yazımızla evetçileri, özetle şöyle uyarmıştık:

“Eğer evet derseniz, o köprülerden, yollardan, tünellerden geçerken, hızlı trenlere, uçaklara binerken, alo derken hiç mi vicdanınız sızlamayacak? Bölünmüş yollardan, köprülerden, tünellerden gitmeyin, uçaklara, hızlı trenlere binmeyin, cep telefonlarınızı kapatın. Marmaray, Avrasya tünelleri kâbusunuz olur, hava alanlarında kaybolur, alacağınız promosyon parası boğazınıza yapışır. O yollar, tüneller, trenler, çarpar adamı. Sonra “bir Başbakan Binali Yıldırım vardı, yollar, köprüler, tüneller, hava alanları yapardı” diye dizlerinizi döversiniz

(…) O kadar iyi niyetli ki “bulunduğum makamı kaldırın, buna son verin” diye vatandaşa koşuyor, evet oyu istiyor. Kendisi evet dese de siz demeyin. Bugün bir yere gidiyorsan, bir yere varıyorsan O’nun sayendedir. Cep telefonundan facebooka daha rahat giresiniz, tweet atasınız diye 4.5 G sistemini de getiren o. Şimdi kalkıp, hiç bunlar olmamış gibi; yumuşak üslûbuyla, eskinin devlet adamı-siyasetçi dengesini hissettiren davranışlarıyla, esprili konuşmalarıyla, çatışmaya girmeyen söylemleriyle özlenen bir kişilik sergileyen, birisini sandıkta yok mu edeceksiniz? Etmeyin, eylemeyin, evet demeyin.

(…) Bu vefasızlık hiçbir başbakana, böyle bir siyasetçiye yapılmadı. Hele Sayın Yıldırım bunu hiç hak etmiyor. Böyle makam mevki düşkünü olmayan, hizmet aşkıyla yanıp tutuşan bir siyasetçiyi bir daha zor bulursunuz. Bu kadar nankörlük olmaz. Gel, bu kadar yolun, tünelin hatırına vazgeç evet oyundan. Son pişmanlık fayda etmez. Sonra elimiz kırılsaydı da evet demeseydik dersiniz”.

Demişiz ama evetçiler mühürsüz sarı zarflarla Başbakana işten çıkışını verdiler. Ama son bir fırsat var:
Başbakanı seven, “helâlık vermem, gitmesin, aydık, caydık” diyen evetçiler; Üsküdar’ı geçen atlılar gelmeden, YSK’ya koşup “mühürsüz zarfla oy atmışım, iptal edin” diye itiraz dilekçesi verin. Buna da ret kararı gelecektir ama en azından vicdanen rahatlarsınız.
Eyyy evetçiler, sahiden nasıl kıydınız koskoca Başbakanınıza?