Ey vatandaş; anayasa düzenlemelere evet derseniz gerçekten çok ayıp edersiniz Başbakan Binali Yıldırım’a. Eğer evet derseniz, Yıldırım’ın işine, görevine son vereceksiniz, başbakanlık ve parti genel başkanlığı koltuğundan indireceksiniz.

Şimdi o köprülerden, yollardan, tünellerden geçerken, hızlı trenlere, uçaklara binerken, alo derken hiç mi vicdanınız sızlamayacak? Gelin kıymayın Başbakana. Yazıktır, günahtır. Atmayın, kovmayın Başbakanı. Evetçiler, sizi Binali Bey affeder, tarih affetmez.
Yok “illâki ben evet oyu vereceğim, onu aşağı indireceğim” diyorsanız, bölünmüş yollardan, köprülerden, tünellerden gitmeyin, uçaklara, hızlı trenlere binmeyin, cep telefonlarınızı kapatın. Marmaray, Avrasya tünelleri kâbusunuz olur, hava alanlarında kaybolur, alacağınız promosyon parası haram olur, boğazınıza yapışır. O yollar, tüneller, trenler, çarpar adamı. Sonra soranlara, “bir Başbakan Binali Yıldırım vardı, yollar, köprüler, tüneller, hava alanları yapardı” diye dizlerinizi döve döve zor anlatırsınız. Evet derseniz, büyük insafsızlık yaparsınız Başbakana. Böyle bir alçak gönüllü, mütevazı, “bir lokma bir hırka” anlayışıyla, Ferhat misali elinde kazma kürek yollar açan, dağlar delen, boğazı alttan üsten defalarca geçen, “vatanı değil yolları böldük” siyasi anlayışına sahip Başbakanı işinden mi çıkaracaksınız? Yollarla yattı, tünellerle kalktı. Süleyman Demirel barajlar, Binali Yıldırım da yolların kralı oldu. Bu kadar iş yaptı, adını bile koydurtmadı hiçbirine.
O kadar iyi niyetli ki “vatan için bir değil, bin Ali feda olsun” sözleriyle “bulunduğum makamı kaldırın, buna son verin” vatandaşa koşuyor. Kendisi bile kendi işine son vermek için evet oyunu kullanıyor. Kendisi evet dese de siz demeyin.
Zaten Sayın Başbakanın şu dokuz ayda başına gelenler (kendisinin çok sık kullandığı deyimle) pişmiş tavuğun başına gelmedi: Bari bunları hatırlayın da eveti hayır yapın:
Başbakanlık görevine başladı, iki ay geçmedi, darbe girişimini Kastamonu dağlarında bastırdı. OHAL ilân etti, her deliğin altından çıkan hainleri tek tek kulağından tutup adalete teslim etti, devletten uzaklaştırdı. Büyük terör saldırıları oldu ama yüzlerce teröristi de dağ, taş, çöl demeden etkisiz hale getirdi. Ekonomide da dolar lira filân sıkıntıları yaşandı ama herkese aflar getirdi, sosyal yardımlar bağladı, krediler verdi. Bu sürede daha ne yapsın?
Muhalifleriyle sürekli bir araya geldi, çay, sohbet toplantıları düzenledi. Bizim siyasette hiçbir başbakan muhalefetle bu kadar içi dışlı olmadı. Ötesi; her konuşmasında “başkanlık” konusunda siyasi çizgisindeki tutarlılıktan dem vuran ve söylemediğini bırakmayan MHP Genel Başkanı Bahçeli’yi bile ikna etti, yanına çekti, evetçi yaptı ama siz bunlara bakıp evetçi olmayın.

Memleket için çalışmaktan doğru dürüst, ağız tadıyla yurt dışına gidemedi. Gittiği yerler de Rusya, Irak, Barzani. Obama’yı gönderdi, yerine gelen ve kendisi gibi yol köprü yapacağını söyleyen yeni başkan Trump’a “gel acemiliğini burada çıkar, nasıl yapılıyormuş gösterelim” dedi. Daha ne desin ey vatandaş?
Sayın vatandaş, Başbakanın, Ulaştırma Bakanlığında hayata geçirdiği projelerden bahsetsek, yaptıklarını yazsak iki cilt roman olur. Bugün bir yere gidiyorsan, bir yere varıyorsan O’nun sayendedir. Bugün, uçağa binmeyen, köprüden geçmeyen nine, dede bile kalmadı. Cep telefonundan facebooka daha rahat giresiniz, tweet atasınız diye 4.5 G sistemini de getiren o.

Şimdi kalkıp, hiç bunlar olmamış gibi; yumuşak üslûbuyla, eskinin devlet adamı-siyasetçi dengesini hissettiren davranışlarıyla, esprili konuşmalarıyla, çatışmaya girmeyen söylemleriyle özlenen bir kişilik sergileyen, Başbakan olduğunu adına kayıtlı resmi web sitesine bile yazdırmayan birisini sandıkta yok mu edeceksiniz? Etmeyin, eylemeyin. Eleştirebilirsiniz, ama yiğidi öldür hakkını ver ama evet deme.
Sayın “evetçi vatandaş” bu vefasızlık hiçbir başbakana, böyle bir siyasetçiye yapılmadı. Hele Sayın Yıldırım bunu hiç hak etmiyor. Böyle makam mevki düşkünü olmayan, hizmet aşkıyla yanıp tutuşan bir siyasetçiyi bir daha zor bulursunuz. Bu kadar nankörlük olmaz. Gel bu kadar yolun, tünelin hatırına vazgeç evet oyundan. Son pişmanlık fayda etmez. Sonra elimiz kırılsaydı evet demeseydik dersiniz.