Evde sigara sararak büyüyoruz!

0
205

Bayramdı, seyrandı, koca yaz geride kaldı. Günlük hayatımız artık normale dönüyor. Güneş, kum, deniz bitti, şimdi gerçekleri yaşama günleri başlıyor.

İşe eğitim ekonomisinden başlayalım. Hesaplamışlar, bu yıl bir ilkokul öğrencisinin okula hazırlık giderleri 400 liradan başlıyor. Ayakkabısı, defteri, kitabı, kalemi, boyası, üstü başı, servisi, yemeği derken bu tutar, aylık ortalama bin lirayı geçiyor. Okusunlar, adam olsunlar, verilen paralar da helal olsun da nasıl karşılanacak giderler? Hadi çocukların eğitimine, öğretimine para harcadık, sınavı kazanamayan öğrenciyi üniversiteye yerleştiren bir düzen, mantar gibi türeyen üniversitelerde doldurulamayan 300 bin öğrenci kontenjanı, hocasızlıktan boş kalan kürsüler ne olacak? Ne çalışan ne eğitim gören, sadece aylak aylak dolaşan 4 milyon “boşta gezer” gencimize nasıl bakacağız?

Uzatılmış, bayramlar, tatiller derken kredi kartları patladı, herkes sınıra geldi. Tek çare bankalar. Yine “yaz TC numaranı al krediyi” reklamları başladı. Alalım da nasıl geri ödeyeceğiz? Maaş zamları, zam yapılmadan önce eridi, gerçek alım gücü eksiye geriledi. Bir alınan bir daha alınamıyor. Gıdada enflasyon zaten inmiyor. Nasıl insin ki? Bayram öncesinde tavuk etine yüzde 20 zam geldi. Dahası, saman ithal etmeye başladık, hem de aynı iklimde bulunduğumuz Bulgaristan’dan. Ağustos enflasyonu açıklanıyor ama birileri halen tek mi çift mi oynamaya devam ediyor

IMF ve Moody’s memleketin ekonomik büyümesindeki tahminlerini yükselttiler diye neredeyse bayram ilan edeceğiz. “Bu yıl yüzde 7 den aşağı büyüme olmaz” diyen ekonomi yönetimi sevinçten yerinde duramıyor, “Avrupa birincisi, dünya ikincisi, dünyanın en büyük ilk on ekonomisinden biri olduk” unvanlarını ekonominin omuzlarına apolet gibi çakıyorlar. Doğrudur, üretmeden, sadece tüketime ve ithalata dayalı bir büyüme, oh ne ala memleket. İyi de bunun geri dönüşümü; artan iç, dış borç, enflasyon, işsizlik olarak geri dönüyor.
Büyüme derken ekonomini yanı sıra diğer rakamlar da büyüyor. Kredi faizleri en az yüzde 17, mevduat faizi yüzde 14, Hazine, borç ödeyeceğim diye piyasalardan para çekiyor. Sadece Ekim ayıda ödenecek iç borç 13 milyar lira. Konut, taşıt şişmiş, alan yok, Merkez Bankası rezervleri çoğalmıyor, dış ticaret açığın ikiye katlanmış gidiyor, ha babam altın ithal ediyoruz. Bunun adı büyüme oluyor.
Bütçe delik deşik, açıklar; uçuşa geçmiş vaziyette. Diğer yanda tüm sektörler “aman vergileri kaldırın” diye sıraya girmiş, bekliyor. Haa, üç beş tane fırın, yatak, ısıtıcı, ütü sattık diye büyüdüysek, bilemeyiz. Üstelik bu sektörlerde vergi indirimleri de bugün yarın bitiyor. Sıfır KDV’ye devam mı göreceğiz.

İstihdam seferberliği denildi, yer gök inletildi, görüldü ki net 250 bin kişiye iş bulunmuş. O da tarımda ve hizmetler sektöründe. Sanayide çalışan sayısı geriliyor. Elde kalan sabit 3,5 milyon işsiz iş aramaya devam ediyor.
Yine “üretimi artıracağız, zeytinlikleri kesememiz lazım” denildi, zeytinler kurtuldu ama yükselen bir fabrika duvarını göremedik. Keza “cazibe merkezi oluşturacağız, arsası, makinesi bizden işletmesi sizden” kampanyası başlatıldı, niyetlisi, AVM’de vitrin bakar gibi bakıyor olup bitene.

Ya bu Varlık Fonu? Adı var kendisi yok. Bir yıldır faaliyette, yüksekten maaş ödemeleri dışında ne iş yapar, memleketin paraları nereye gidiyor, bilen yok. Devletin günlük gelirlerini yutan ve Hazine’yi tamtakır eden böyle bir fonun kurulmasından yoksa pişmanlık mı duyuluyor?
Bu arada dolar, avro düşüyor diye sevinmeyin, her şey bizin dışımızda gelişiyor. Dünya piyasaları nereye gidiyorsa biz de oraya gidiyoruz.
Gündemde siyasi iradenin altı aylık eylem planı var. Geleneksel olarak “kurtuluş reçetesi” diye sunulacak. Tahminimiz her cümlesinde bol bol teşvik, prim, destek kelimeleri yer alacaktır, Yani teşvik, destek olmasa hiç kimse kılını oynatmayacak.
Bugünlerde tüm evler sigara ve alkol üretim merkezine dönüştü. Vatandaş, kendi sigarasını kendi sarıyor, içkisini kendi damıtıyor. Evler, 10 liraya sigara saran, 40 liraya içki damıtan KOBİ’lere döndü.
Yeni eylem planında bu sektör unutulmasın, teşvik verilsin, hatta evde sigara saranların, içki üretenlerin SGK primlerini devlet ödesin. İşsizlik azalır, büyüme ikiye katlanır. Bizden söylemesi.

Paylaş
Önceki İçerikHesap hatası!
Sonraki İçerikEnflasyon yeniden çift haneye çıktı
İsmet Hazardağlı

1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz’de ekonomi yazıları ile sizlerle!