Bir zamanlar tarım ve hayvancılıkta kendine yeten nadir ülkelerden biri olan ülkemizde tahıl ürünlerinden sonra et, süt, yumurta üretimde de alarm vermeye başladı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Haziran ayı verileri havyasal ürünlerdeki gerilemeye gözler önüne seriyor. Geçen Haziran ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam kırmızı et üretimi, yüzde 3.4, sığır eti yüzde 5.6, koyun etti yüzde 2.1 oranlarında azalmış.
Aynı dönemde toplanan inek sütü yüzde 7.3, peynir üretimi, yüzde 3.6, yoğurt üretimi yüzde 11 gerilemiş.
Kümes hayvancılığında, yumurta üretimi; geçen Haziran’da bir önceki aya göre yüzde 2.9, kesilen tavuk sayısı yüzde 5.1, hindi sayısı yüzde 3.2, tavuk eti yüzde 5.9 azalış göstermiş. Hayvansal üründe üretimi tek artan milli içeceğimiz yüzde 5.1 oranla ayran.
Şimdi şunu soralım. Bu ürünlerin üretimi, talebe göre mi azalmış yoksa üretimdeki sorunlardan mı? Enflasyonda gıda ürünlerinin fiyat artışına bakarsanız talep de gerileme yok. Dahası bu veriler Ramazan ayının yaşandığı günlere ait. Üretim az, fiyatlar yüksek o zaman vatandaş Ramazan’da ne yedi ne içti?
Esasında hayvansal ürünlerindeki bu gerilemelere şaşırmamak lazım. Çiftçiler, maliyetlerin artışıyla ekip biçmemeye başladı. Ortalama hesapla ürettiğinin dörtte üçü mazota, tohuma, ilâca, elektriğe, gübreye ve işçiliğe gidiyor. Ürün para etmeyince de ele avuca bir şey kalmıyor. Toprak ürünleri gerileyince yem, saman, kuru ot olmuyor, hayvanları besleyecek bir şey kalmıyor. Buna bir de yok olan yer altı suları ve kuraklık da eklenince çiftçi kendini sıfırlıyor. Sofralarda hayvansal ürünler azalıyor, insanlarımız yeterli ve sağlıklı kendi toprağının ürünleri tüketmekten mahrum kalıyor.
Daha önce de belirttik. Tarımda ve buna bağlı tüm sektörlerde kökünden yeni uygulanabilir ve sürdürülebilir stratejiler, politikalar üretmek gerekiyor. Destekleme politikalarında yanlışlıkları eksiklikler giderilmeli. İthalat yoluyla yokları var etmek geçici ve pansuman tedbirler olarak kalıyor. Başka ülkelerin çiftçisini mutlu ve zengin ederken kendi çiftçimizi ekonomik çıkmazlara sürüklüyoruz, tarlalar, ahırlar, kümesle boş kalmaya başlıyor. Yakında süte bağlı ürünlerde de ithalata gidilirse hiç şaşırtıcı olmaz.
Üretim yetersizliğinin de aylık yüzde 10’nun üzerindeki oranla enflasyonu patlatan gıda ürünleri ortaya koyuyor. Ekonomi yönetim neredeyse beş aydır gıdadaki fiyat artışını düşürmek için çalışmalar yapıyor ama ne tür önlemler alacağını bir türlü açıklamıyor ya da açıklayamıyor.
O zaman ayran içmeye devam.