Telefonları dinlenen iki doktorun istihbarat tarafından gözaltına alınması, arkasından duvarlara yazı yazan 13 Sünni çocuğun hapse girmesinin bu kadar büyük olaylara yol açabileceğini kim bilebilirdi?

Aslında Arap baharına güzel başlamıştı oğlu Esad.
Babasına göre daha modern daha ılımlıydı. Tıp eğitimi almıştı. Askerliğini doktor olarak yapmıştı.
Ama yakınındaki isimler, Suriye istihbaratının, geleneksel yaklaşımla oğul Esad’ı da bu çemberin içine aldığını söylüyorlar.
Sonuçta ülke, İslamcılar, Kürt gruplar, özgür muhalifler ve biraz da Türkmenler tarafından ayaklanmalarla iç savaşa döndü.
Beş yıldan fazla bir süredir bu kaos ortamında hangi diktatör olsa bu kadar dayanamazdı, bütün dünya buna şaşırdı.
Artık herkesin, Suriye’de görüşmeler Esad’sız olamaz dediği bir anda Esad’ın beyin felç geçirdiği haberi geldi.
Kurnaz bir gazeteci kadın cumhurbaşkanı Esad’ın Şami hastanesinde olduğunu öğrendi.
Ancak devlet yetkilileri doğal olarak kontrolü sağlamak için bu haberi yalanladılar. Ama evvelki günden itibaren, haber ajanslarında, sosyal medyada, yabancı, yerel ne kadar güvenilir kaynak, gazete varsa hepsine baktığımda Hastane olayının doğru olduğunu sanıyorum.
Hatta durumunun biraz iyileştiği şeklinde de bir rivayet vardı.
Gerçek durum yakında ortaya çıkacak nasılsa.
Ama diyorum ki asla yerinde olmak istemezdim, diktatör Esad çok bile dayandı…