Ulucanlar Cezaevi Müzesinde bulunan sanat sokağındaki keçe sanatçısı Yaşar Cengiz Çınar ve Yeni Kurtuluş Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi ortaklaşa çalışma yapıyorlar.

Yeni Kurtuluş Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezin de tedavi gören çocuklar Uzman Aile Danışmanı ve Psikolojik Danışman Vildan Üstün gözetiminde Keçe sanatçısı Yaşar Cengiz Çınar ile yaptıkları etkinlik hem çocukların rehabilite olmasını sağlarken hem de çocukların el becerilerini geliştiriyor.

Uzman Aile Danışmanı ve Psikolojik Danışman Vildan Üstün; “Engelli bireyler sanat sokağında bulunan atölyelerde resim, keçe işi, oymacılık, mozaik gibi çeşitli etkinlikleri öğrenip bu alanlara ilişkin çeşitli ürünler ortaya koymaktadırlar. Bu eğitim ve uygulama süresi sonunda bir ürün ortaya çıkarmış olmanın gururunu ve başarı duygusunu yaşayan engelli bireyler psikolojik alanda kendilerine ilişkin olumsuz anlamlandırmalardan uzaklaşmakta ve özgüvenleri gelişmektedir. Bu etkinlikler sonunda kendine güvenen engelli bireyler toplum içinde daha etkin ve olumlu iletişim biçimleri geliştirmeye başlamıştır.

Etkinlikler süresinde ve sonrasında bu etkinliklere katılan engelli bireylerin davranış problemlerinin azaldığı ve okul başarılarının arttığı da gözlenmiştir” diyerek aslında projenin bir anlamda amacını da özetlemiş oldu.

“Devlet memuruyum 20 yıldır keçe ile ilgiliyim. Bir yandan memuriyetime devam ediyorum bir yandan da keçe yapıyorum”

diyen keçe sanatçısı Yaşar Cengiz Çınar keçe sanatının Türk tarihi adına önemini şu şekilde anlattı;

“Keçe bizim Türklerin dünyaya yaydığı ama maalesef şu an yok olmak üzere olan geleneksel bir el sanatımız. Keçe yünün sabunlu suyla sıkıştırılmasından elde ediliyor. Yün sabunlu su belirli şartlarda basıncın etkisiyle şekil değiştiriyor ve keçe oluyor. Keçenin en büyük özelliği çok iyi bir yalıtkan olmasıdır. O yüzden atalarımız Orta Asya da Yurt dedikleri o büyük çadırların yapımında keçe kullanırdı. Keçe literatürde tekstilin atası olarak bilinir ve dokusuz doku olarak geçer. Yabancılar keçeye bizden çok daha fazla ilgi gösteriyorlar”.

Keçe sanatçısı Yaşar Cengiz Çınar; “Keçeden çok farklı şeyler yapıyorlar. Bu genç arkadaşlarımız haftada bir kere geliyorlar ve biz onlara keçe sanatını öğretiyoruz. Gençler hem öğreniyor hem de rehabilite oluyorlar. Onlar boş vakitlerini değerlendiriyor hem de yok olmak üzere olan bu geleneksel sanatı devam ettirmeye çalışıyorlar” dedi.

Yaşar Cengiz Çınar Keçe yaparken doğal malzemeler olan yün ve sabun kullandığımız için rehabilitasyon etkisi yapıyor diyerek keçe sanatının çocuklar üzerindeki etkilerini ve yaptıkları çalışmayı şu sözlerle dile getirdi;

“Bu keçede boya yok cam gibi kesici delici bir malzeme değil alerjik bir durumu yok sağlıklı doğal bir ürün. Doğal kuzu yünü olduğu için çok sağlıklı çocukların bir anlamda tedavileri için uygun bir ürün. Basit şeyler yaptıkları için çocuklarda çok çabuk adapte oluyor. Bu eserleri ortaya çıkarırken çocukların dikkat süreleri artıyor ve kendileri için bir şeyler yapmaya başlıyorlar”.

Çınar; “Keçe biz Türklerin kullandığı ana malzemelerdendir ama maalesef bizde fazla bilinmiyor. Fakat Avrupa da ve Amerika da yaşlılar huzur evlerinde çocuklar kreşlerde veya yetiştirme yurtlarında keçe ile tanışıyorlar. Çok sağlıklı doğal bir malzeme olduğu için hem gençlerin sağlığına zarar vermiyor hem de rehabilite oluyorlar. Bizim açımızdan da önemi şu; ben Kültür Bakanlığı Sanatçısıyım bu yok olmak üzere olan kültür varlığımız keçeyi gençlerimize bir şekilde aktarmaya çalışıyorum.

Amacımız hem özel durumda olan çocuklarımızı gençlerimizi sanatla beraber toplumla kaynaştırıp onların hayatlarını renklendirmek hem de bu kaybolmaya başlayan geleneksel sanatımızı ileri kuşaklara aktarabilmek” diyerek keçe sanatına gereken değerin verilmediğini dile getirdi.

Sanat terapisi, kişinin kendi içindeki duyguları sanat yoluyla dışa vurma yöntemidir. Sanat, engelli bireylerin sahip oldukları engele ilişkin kendilerini olumsuz anlamlandırmalarından kaynaklı olarak yaşadıkları psikolojik ve sosyal problemlerin çözümünde iyileştirici bir yöntem olarak kullanılmakta diyen Uzman Aile Danışmanı ve Psikolojik Danışman Vildan Üstün yaptıkları etkinliği ve uygulamalar sonucunda çocuklar ve aileleri üzerindeki değişimleri şu sözlerle dile getirdi;

“Çocuklara verdiğimiz bu derslerde hedeflediğimiz amaçlar sanatın psikolojik yönden iyileştirici özelliğini kullanmak, bu anlamda çocukların yaptıkları ürünle başarı duygusunu hissettirmek. Çocuklarda öz güven gelişimi sağlamak ve böylelikle topluma daha uyumlu bireyler olmalarında yardımcı olmaktır. Biz bu çalışmaları yaparken sanatın çeşitli alanlarını kullanıyoruz.

Çocukların iletişim becerilerinin geliştiğini gözlemledik. Kendine güven konusunda daha çok toplumda daha uyumlu yaşadıkları aykırı davranışlar da bulunmadıklarını gözlemledik. Öğretmen, kardeş ve aile ilişkilerinde daha uyumlu bireyler oluyor. Akademik anlamda da ders başarılarının arttığını çeşitli sanat alanlarında geçişlerini gözlemledik. Bu tür etkinliklerle rehabilitasyon merkezlerinde özel eğitim gerektiren engelli çocukların bu eğitimlerden faydalanarak psikolojik yönde iyileşmelerinde fayda sağlayacağını umut ediyoruz”