Yılbaşından buyana sürekli yükselen enflasyonu kontrol altına alınması için tüm ekonomi yönetimi “milli seferberlik” ruhuyla davranıyor. Bakanlar bir yandan, Merkez Bankası diğer yandan gece gündüz fiyatları takip ediyor.

Yapılan tahminlerde Mayıs enflasyonun yüzde birin altında çıkacağı ancak yıllık bazda yüzde 12-13 düzeyinde olacağı yönünde. Sektörel bazda Ramazan ayının etkisiyle Nisan ayında olduğu gibi gıda enflasyonun yüksek çıkması doğal. Ürün bazında ise şampiyonluk domatesten alınacaktır. Burada demir, tekstil ürünleri ve kira artışları ilk sırayı alabilir.
Ama geldiğimiz nokta enflasyon oranlarının kaç olacağından çok, emekli, ücretli maaşlarına nasıl yansıyacağı. Daha enflasyon rakamları irdelenmeden “emekliye, memura şu kadar zam geliyor” haberleri şimdiden hazır, yayınlanmayı bekliyor.
Hesaplara göre, Temmuz ayında yüzde 5,7 oranında zam öngörülüyor. Buna göre, en düşük zam 70 lira, aylık maaş bin 500 TL olacakmış. Olsun da geçmiş zaman enflasyon oranlarını ile bugünün gerçek alım gücüne göre maaşları yerine koyulmuyor ki. Gelecek günlerin enflasyonunun maaşlardan neler götüreceğini unutuyoruz.
Bu, ülkemizdeki tezatlıkları gözler önüne seriyor. Ekonomi yönetimi enflasyon düşün diye kendini parçalıyor, diğer yanda emekliler, ücretliler neredeyse ellerini ovuşturup “daha fazla zam alır mıyız?” diye içinden gizli hesap yapıyorlar. .
Enflasyon düşük çıkarsa ekonomi ile ilgili bakanların “yendik, ezdik, kontrol altında, kötü günler geçti, açıyor beyaz güller geliyor güzel günler” demeçlerini izleriz artık. Bu koroya hiçbir yetkileri olmadığı halde tam yetkiliymiş gibi davranan, atanmış, seçilmiş bakanlardan önce veri açıklayan, bazen talimat verircesine konuşan Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanları da katılacaktır ve ekonomideki “iyimser gidişattan” nasiplenmeye çalışacaklardır. Ayrıca, yükseldiğinde “spekülatif hareketler”, düştüğünde “ekonomik önlemler sonucu da denilmesin” lütfen
Ama biliyoruz ki enflasyonun bu yıl içinde tek haneye düşmesi çok zor. Her şey yolunda giderse bile ciddî oranda gerileme gelecek Mart ayında görülebilecek.
. Bugünlerde yüksek faizler ve borsaya yabancı yönelişi dolara talebi düşürmüş gibi. Koç grubunun oranı küçük ancak parasal tutarı 1.7 milyar lirayı geçen hisse satışlarına da bunda etkili rol oynadığı söylenebilir. Ortada vergi erteleme, öteleme, yapılandırmanın yapılanması dışında köklü bir ekonomi kararı, kayda değer yerli yabancı yatırım olmadığına göre temkinli davranmak lazım.
Zaten uzmanlar her gün “rekora doymuyor” diye yansıtılan İstanbul endeksindeki hızlı artışa, “şişkinliğe” dikkat çekiyorlar. Kar amaçlı satışların yanı sıra – yakına ortaya çıkar-, global bir çatışma, sürtüşme veya geleneksel “FED faizleri artıyor” haberleri endeksi bir anda aşağı çekebilir ve dolara olan talebi artırabilir.
Bize göre şu anda bankalarımızda tutulan 196 milyar doların ne yapacağını iyi izlemek lazım. Nisan ayının son haftasında 7 milyar dolar artan ve Mayıs ayında aynı düzeyde değişmeden kalan döviz hesaplarında yaşanacak hareketlilik, gelecek günlerin ekonomisini belirleyecek. Yüksek oranlı maaş zamlarını Aralık ayında yeniden hesaplarız artık.