Kasım ayında enflasyon son 15 yılın rekorunu kırdı. Ne yapıldı da enflasyon düşmedi? Bir koca Kasım ayı; Atatürk açılımı, liranın değer kaybındaki, faizlerdeki rekor artışlar, asgari ücret, belediye başkanların değişim, akaryakıt zamları, torbaya sokulmuş yasalar, “büyümede dünya birincisi olacağız”, “Sarraf davası” derken gelip geçti, enflasyona karşı herhangi bir kalıcı, somut, elle tutulur, gözle görülür önlem, çözüm, reform getirildi mi? Hayır.

Merkez Bankası ihaleli vadeli döviz satış sistemi uygulamaya soktu. Hadi buna önlem diyelim ama değişen bir şey oldu mu? Olmadı. Lira daha kırılgan hale geldi, “spekülasyon, manipülasyon, geçici, geriye, itibarlı günlerine dönecek” lafları arasında lira, dolar 3.98, avro 4.74 paritesine vurdu, aylık kayıp yüzde beşleri buldu. Dış ticaret açığı daha da büyüdü. Her an gelecek bir haberle liranın nereye varacağını kestirmek güç.

Bu arada yeni bir tez geliştirdik, enflasyonun nedenini faizleri bağladık. “Faizleri şöyle yapacağız, böyle yapacağız, bankalarla konuşacağız, yoksa fena yakarız” denildi ama tahvili, reposu, mevduatı faizleri de son yılların rekorlarını kırdı. O zaman enflasyon niye böyle arttı diye yakınmayalım.
Şimdi önümüzdeki maçlara bakacağız. Şu anda yılsonuna kadar enflasyon konusunda yeni kararlar bekleniyor mu? Yok. Gelecek on gün, 14 Aralık’a kadar, enflasyonla mücadelede resmi görevli Merkez Bankası “faizleri artıracak mı, artırırsa kaç puan yükseltecek?” totosu oynayacağız. 11 Aralık’ta da bütçe görüşmeleri var. Aynı gün büyümede “dünyanın birincisi olduk” şenlikleri de yapılacak. Torba yasa çıktı ama enflasyona ilişkin bir düzenleme içermiyor. Sarraf davasının süreçleri, belgeler savaşı derken Aralık ayı da heba olacak.

Esas enflasyonun kralını gelecek yılın ilk üç ayında yaşayacağız. Yılsonu geleneksel zamlarla birlikte bir de hava koşulları sertleşirse bugünleri ararız. Maaş artışları da yok olur gider.
Tek çare, diğer konularda olduğu gibi enflasyonda da “milli duruş” sergilenmesi. Nasıl durulur bilmeyiz ama çağrı bugün yarın gelir, hazır olalım.
****
Tuna bir efsaneyi daha yıktı
Mustafa Tuna’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına geldiği ilk günlerde “Başkan bir şey yapmak istiyorsan işe Çankaya’dan başla, delik deşik sokakları, caddeleri onar, Çankayalılarla barış” diye yazmıştık.
Tuna, bu çağrımızı duymuş olacak ki kar kış demeden Çankaya caddelerine dalmaya başladı. Asfalt çalışmalarına da evimizin bulunduğu noktadan start vermesi ilginç bir tesadüf oldu.
Başkan, bu kararı ile Ankara caddelerine “kış mevsiminde asfalt dökülmez” efsanesini yıkmış oldu. Bundan sonra yol işleri için yaz aylarını, okulların açıldığı günleri beklemeyeceğiz artık.
Başkan’ın önünde çok fırsatlar var; su, doğal gaz bedellerinde, emlak vergisinde indirim, Kızılay ve bağlantılı yolardaki trafiğe çözümler “değişiklik sonuç vermeye başladı” dedirtebilir. Yoksa parkla, kapıyla, dinozorla uğraşmak nafile işler.