Önde gelen kamu kuruluşlarının gelirleri varlık fonuna aktarılmaya başlandı. Bu fonun kullanımında tüm yetkiler Başbakan’da toplanıyor. Eğer evet çıkarsa yeni anayasal sistemde Başbakanın tüm yetkileri doğrudan Cumhurbaşkanına geçecek.

Bu durumda Cumhurbaşkanın emrinde bir yanda örtülü ödenek, diğer yanda varlık fonu olacak. Bu iki kaynağın gelirleri, giderleri, imkânları ve kullanımları sınırsız, bir kişinin iki dudağına ve tek imzasına bakıyor

Cumhurbaşkanı arzu eder ve gerek görürse devletin tüm gelirlerini bu fona alabilir, aynı şekilde harcayabilir. Denetim olmadan “memleketin hayrına iyi işler” denilerek bu fon uygulamasıyla hazine ve maliye devre dışı bırakılabilir. Buna hiçbir yasal engel bulunmuyor.

Yol, köprü, baraj mı yapılacak, gelsin varlık fonu. Bir yerlerde özel sektörün işi ters mi; batanlar mı var; ver parayı kurtar varlık fonundan Dolar mı yükseliyor, fon satar birkaç milyar doları, dolar yerle bir olur. Fon yönetimi gider Katar’da, Azerbaycan’da petrole yatırım yapabilir, Brezilya’da kahve işine girebilir, Endonezya’da kauçuk ormanları satın alabilir, New York Borsası’na açılabilir, akan, konan her şeye ortak olabilir. FETÖ’cülerin el koyulan tüm mallarının satışından sağlanan gelirler de buraya alınabilir.

Ülkenin yatırım projelerinin finansmanı tümü varlık fonuyla ilişkilendirilebilir. Geciken, parası kaynağı yetersiz olan tüm yatırımlara burada para desteği verilebilir. Örneğin, şehir hastaneleri projeleri buradan finansmanla kısa sürede gerçekleşebilir. Daha aklınıza ne geliyorsa her şey fon kapsamına alınabilir. Yeni anayasal düzende Cumhurbaşkanlığı’nın hazırlayacağı yıllık bütçelerin maaş ödemeleri dışında hiçbir fonksiyonu kalmayabilir.

Biz yine hatırlatalım, 1980’lı yıllardaki gibi harcamaları kolaylaştırmak için akla hayale gelmeyecek alanlarda bile yüzlerce denetimsiz, hesap sorulamayan fonlar oluşturulmuştu. Bakanın biri bir yere çiçek mi gönderecek, para mı yok, hemen bir fon kuruluyor, çiçek parası buradan ödeniyordu.
Bunların en ünlüsü yoksullara yardım amaçlı Fak-Fuk-Fon’du. Sonra görüldü ki bazı uyanık zenginler bile kendileri yoksul gösterip bu fondan aylık maaş alıyorlarmış. İş öyle çığırından çıktı ki bu fonlar devletin bütçesini geçti. Bir yanda devlet diğer yanda fon bütçesi ortaya çıktı. Bir fondan diğerine aktarmalar, yolsuzluklar, suiistimaller, amacı dışında kullanımlarla iş içinden çıkılmaz hale geldi. Sonraki yıllarda bu fonların büyük bölümü IMF’n baskısıyla ve sona kalanlar da AKP tarafından kaldırıldı.

Varlık Fonuyla yeni düzende, yıllık bütçe, maliye, hazine, mali disiplin, Sayıştay gibi kavramları unutmamız gerekecek. Fonun zararı ziyanı verimsiz işleri, kullanımları da tartışılmayacak. Saçı bitmemiş yetimin parası da fonun parası olacaktır. Devlet içinde devlet, yeni para havuzları ve “Külliye ne derse o” dönemi hayırlı, uğurlu olsun.