Bu pazar Anneler Günü. Bu özel günde annenize hediye almayı düşünüyorsanız size fidesi öneririz. Birazcık büyük bir saksı içinde bir fidesi, üç günde bir su verilerek sonbahara kadar annenizin balkonunda, camın önünde hoş bir anı olarak kalır.

Fidenin vereceği domatesleri de birlikte bir güzel yersiniz. Annenize günlük uğraş çıkar, gün içinde sizi iki de bir aramaz, “domatese niye bakmıyorsun” diye sitem bile edersiniz. Böylece farkındalık yaratırsınız, annenizin arkadaşlarına, konu komşuya anlatacak hoş bir anısı olur.

Üstelik enflasyonla mücadelede etkili rol alırsınız. Her evde en az bir ile domates fiyatlarını düşürürsünüz. Turşusunu, salçasını bile yaparsınız.
Çeşitli cinste domates fidelerini büyük çiçek fidesi satıcılarından bulabilirsiniz. Fiyatı da iki ilâ beş lira arasında, internetten de sipariş verebilirsiniz. Hatta imkânınız varsa, kırmız biber, yeşilbiber, işi abartalım derseniz nohut, fasulye gibi bakliyat ürünlerine de yönelebilirsiniz.

Ne hale geldik denilecek durum. Daha otuz yıl öncesinde tarım ürünlerinde kendine yetebilen yedi ülkeden biri olan memlekette, domates, biber, bakliyat yok. “Efendim, kuraklık, sert hava koşulları, yanlış tarım politikaları, teşvikler, tarım arazilerin kötü kullanımı, imara açılması, iç göç, ilâç, gübre pahalı, işçilik kurtarmıyor, sebze ve bakliyatta yoklukları getiriyor” bahaneleri hiç bitmiyor zaten.

Ülkemiz ilk defa kuraklık, sert kış, yaşamıyor. Bu bahanelerin hiçbiri de yeni değil. Ama bu işlerde bir karışıklık var gibi. Ette spekülatif fiyat oyunları ile baş edilemiyor. Bir bakıyorsunuz yumurta ortadan kaybolmuş. Doğal süt bulmak imkânsız, hepsi katkı maddeli. Yakın zamanda mısır da büyük oyunlar oynanmadı mı? GDO’lu (genetik yapısı değiştirtmiş organizmalar) gıda ve ürünlerin ithalatı teşvik edilmedi mi? Örneğin mısır üretimi anında gerildi, şekerin yerini mısır şerbeti aldı. Üstüne günlerce kansere neden oluyor mu olmuyor mu tartışması yaptık.
Bizim yetkililerimiz de aracılığı, kabzımallığı kaldıracağız, soğuk hava deposu koyacağız şöyle böyle yapacağız demeyi sürdürsünler. Hemen devreye sokulan tek çözüm ithalat . En son kırmız biber ithalâtındaki gümrük fonları düşürüldü. Sıra diğerlerine de gelir. Dünya çiftçileri sevinsin.

Tarımla uğraşan bu kadar resmi özel kuruluş var. Krediler, teşvikler, desteklemeler bir dolu ama ortada ürün yok. Soru da bu zaten. Sanki “içeride yokluk yarat, sonra ithalât yaptır” deniliyor. Sonra Merkez Bankası’nda niye döviz kalmadı, cari açık neden artıyor diye karamsarlığa kapılıyoruz.
Şimdi fiyatlar bakıp şöyle böyle demektense, üç beş yıllık esaslı, kökten, yapısal reform nitelikli tarım politikaları geliştirilmeli. Yoksa bu gidişle memleket ürünü sebze, bakliyat kalmayacak, apartman balkonlarında saksı tarımına geçeceğiz.
Başta Zübeyde Hanım olmak üzere sonsuzluğa uğruladığımız anneleri rahmetle anar, tüm annelere ve anne adaylarına mutluklar dileriz. Domates fidesi almayı unutmayın.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...