ÇANAKKALE’de yaşayan evli ve 3 çocuk babası, 55 yaşındaki emekli komiser Fikret Yörük, çevresinden topladığı kıymetli eski eşyaları hem yeniden ekonomiye kazandırıyor, hem de ailesinin geçimini sağlıyor.

Uzun yıllar birçok kentte olarak görev yapan Fikret Yörük, 9 yıl önce emekli oldu. Eşi Mihriban Yörük ve 3 çocuğu ile Çanakkale’ye yerleşen Fikret Yörük, bir süre Bursa’da bir şirkette yönetici olarak çalıştı. Ancak, hayalini kurduğu doğal yaşam alanı için 3 yıl önce yeniden Çanakkale’ye döndü. Çanakkale merkezine bağlı Kalabaklı Köyü’nde 10 dönümlük bir arazi kiralayıp ahşap bir ev yapan Yörük, Kepez’deki ailesinden ayrı burada yaşamını sürdürmeye başladı.

Bahçesinde tavuk besleyen Yörük, bir yandan da merakı olduğu eski eşyaları toplamaya başladı. Kısa sürede piyasadan topladığı yüzlerce eski eşyadan bir koleksiyon oluşturup satmaya başlayan Fikret Yörük, geri dönüşüm belgesi alarak bu işi profesyonel hale getirdi.

Çöpten ve piyasadan topladığı eski eşyaları, evinin müze haline getirdiği bölümünde sergileyen Yörük, emniyet teşkilatından emekli olduktan sonra kendisine yeni bir hayat kurduğunu belirterek, “Doğal bir yaşam hayali insanların en büyük arzusudur. Böyle bir ortamda doğal bir hayat yaşamak benim de hayalimdi. Eski eşyalara merak duyduğumdan dolayı böyle bir yeri kiralayıp işe başladım. Bu arazide tavuklarım var, sahipsiz köpek ve kedilere bakıyorum. Gelirimi temin etmek için hurdacılık da yapıyorum” dedi.

“HAYAT BİTER, ÇÖP VE HURDA BİTMEZ”

Plastik ve metal malzemelerden oluşan ekonomiye kazandırılabilecek ürünlerle geçimini sağladığını anlatan Yörük, “Bunun yanında eski eşyalar var ki, kimisi antika diyor. Bana göre nostalji bunlar. Eski tarım aletlerini, eski ev eşyalarını toplayıp tekrar ekonomiye kazandırmak, meraklılarına temin etmek suretiyle gelir elde etmeye çalışıyoruz. Koleksiyonumda giysi, heybe, tarım aletleri, bakır eşyalar, eski kahve değirmenleri, havanlar gibi birçok eşya yer alıyor” diye konuştu.

Eski eşyaların kimileri için değersiz, kimileri için de çok değerli olduğunu belirten Fikret Yörük, “Ben çocuklarıma şöyle demiştim; Hayat biter, çöp ve hurda bitmez. Çünkü ölen bir insanın arkasından bir teneke çöp kalır. Geride kalan nesil o eskilerini atarken, ona ait olan bir el dokumasını ya da kullandığı eski bir ibriği artık eskidir. Ona aittir. Ölmüştür. Onunla birlikte çöpe atarlar. Onu değerlendirmesini bilen değerlendirir. Gün içinde dolaşıyorum. Hurda vardiyalarına gidiyorum. Mesela beni tanıyanlar, ‘Burada şöyle bir malzeme var, almanı istiyorlar’ diyor. Biz de gidip malzemeyi temin ediyoruz” dedi.

GÖRENLER HAYRET EDİYOR

Fikret Yörük, ilk başlarda bu işi yapmanın kendisi için hiç de kolay olmadığını da belirterek şunları söyledi:

“İnsan mücadele ettikten sonra her şeyin üstesinden gelebilir. Amaç sadece para değil, ama geçinmek için para şart. Biraz doğal yaşama özlem, biraz da bu geçmiş döneme ait malzemelere olan ilgi ve sevgi. Bu zevkleri yaşamak parayla ölçülemez. Birileri şu kıyafetime bakıp, çöpten bir şey alırken görürse yadırgayabilir. Ama benim için önemli olan zevk, memnuniyet ve doyum. Teşkilatta yeni olan arkadaşlar gelip, görüyorlar. Hayret ediyorlar. Sonra böyle bir şeyi başardığımız için tebrik ediyorlar.”