Satıcı NATO’nun ezeli ve ebedi rakibi Rusya, alıcı NATO ülkesi Türkiye olunca S-400 hava savunma sistemi için çok önemli sorular ve sorunlar ortaya çıkıyor. En önemli sorun şudur:

Rusya kuracağı radar sistemi ile S-400’lerin elektronik kodlarını Türkiye’ye (dolayısıyla NATO’ya) vermiyor. Ama Türkiye, kendisine ve NATO’ya ait elektronik kodları, S-400 hava savunma sistemi savaş uçaklarımız ile füzelerimizi, “düşman” görmesin diye Rusya’ya vermek zorunda.

Elektronik Kod Krizi yaşanır mı? Birinci soru budur, ikinci önemli sorun ise S-400 hava savunma sisteminin komuta kontrol merkezinin nerede olacağı ve komutanlığını Türk subayların mı Rus subaylarının mı yapacağıdır. Yani sistemi harekete geçirmek için tabiri caiz ise düğmeye kim basacaktır.

NATO’nun Türkiye’ye kurduğu Petriot hava savunma sistemlerinin komuta kontrol merkezi Almanya’nın Ramstein kasabasında bulunan NATO Üssü’ndeydi ve komutanlığını Amerikalı subaylar yapıyordu.

NATO Üssü’nde görevli yaklaşık 25 Türk askerinin 2016 yılı Kasım ayında Almanya’ya iltica başvurusunda bulunduğunu ve FETÖ’cü olmakla suçlandıklarını da hatırlatayım.

Haydi, konumuza dönelim soru-cevap şeklinde S-400’leri inceleyelim.

– Soru: S-400’ler Türkiye’yi kimden koruyacak?
Elektronik Kod Krizi yaşanır mı?
Elektronik Kod Krizi yaşanır mı?

Diyeceksiniz ki, “böyle soru olur mu? Elbette düşmanlarımızın saldırılarından koruyacak.” Haklısınız tabii de düşmanlarımız, yani Türkiye’ye füze saldırısı yapacak ülkeler hangileri? Suriye mi, İran mı, Irak mı İsrail mi Yunanistan mı? Yakın, orta ya da uzak bir tarihte mümkün değildir.

– Soru: S-400’ler Rusya’nın “düşman” gördüğü NATO ülkeleri için elektronik kodlanan savunma sistemlerine sahip değil mi?

Evet, Rusya tüm NATO üyesi ülkelerinin envanterinde bulunan savaş uçakları ile füze saldırılarından korunmak için radarları ile S-400’leri elektronik kodlama sistemi ile donattı.

– Kritik soru: Rusya S-400’lerin ve radar sisteminin elektronik kodlarını Türkiye kendi düşmanlarını tanımlasın diye Türkiye’ye verir mi?

Yanıtı önce Rusya merkezli Güvenlik, Savunma ve Hukuk Sorunları Akademisi’nin başkan yardımcısı Viktor Yesin şöyle verdi:

“Hava savunma sistemlerinin iç düzeneğine erişim izni verilmemesi, bu silahların ihraç edildiği durumlarda sıradan bir uygulamadır. Bakım çalışmaları sadece bizim uzmanlarımız tarafından yapılır.
Nitekim satın alan taraf, kendi üzerine bu sistemleri üçüncü bir ülkeye satmama ve sistemde değişiklik yapmama yükümlülüğünü almış olur. Onlara bu sistemlerin nasıl üretildiğine ilişkin bir belge de verilmez.”

TÜRKİYE – RUSYA – NATO

S-400’lerin üreticisi Rusya savunma sanayi şirketi Rosteh’in Başkanı Sergey Çemezov bu kritik soruya,

“… Elektronik kodların hepsini ve iç düzeneğini onlara (Türkiye’ye) vermeyeceğiz. Anlaşmaya göre, teknik onarım ve bakım işlemlerini sadece biz yapacağız.
S-400 sistemleri için, bir cismin kimliğini yani hangi ülkeye ait olduğunu belirleyen radarı da Rusya kuracak. Türklerin S-400 sistemlerinin içerisine, bir cismin düşmana mı yoksa sizin ülkenize mi ait olduğunu gösteren bir radar sistemini Rusya kuracak. Türkler, şifreleri ve kontrolü onlara vermemizi istedi. Fakat biz bunu reddettik” diye yanıt verdi.
– Can alıcı en önemli soru: S-400’ler için kurulacak radarın Türkiye’ye ve NATO’ya ait savaş uçakları ile füzeleri “düşman” tanımaması için Türkiye elektronik kodları Rusya’ya vermek zorunda kalmayacak mı?

İşte en önemli sorun da buradadır. Türkiye elbette vermek zorunda ki satın alınan radar sistemi Türkiye’nin ve NATO’nun savaş uçakları ile füzelerini “düşman” sanmasın ve          S-400’ler tarafından da imha edilmesin.

SONUÇ:

Rusya kuracağı radar sistemi ile S-400’lerin elektronik kodlarını Türkiye’ye yani (dolayısıyla NATO’ya) vermiyor.

Ama Türkiye kendisine ve NATO’ya ait savaş uçakları ile füzelerin elektronik kodlarını Rusya’ya vermek zorunda kalıyor.

Soğuk savaş döneminde Varşova Paktı ülkeleri ile NATO ülkelerinin casuslarının peşinde oldukları bu “çok gizli elektronik kodların” Türkiye tarafından Rusya verilecek olması 100 yılın en önemli kararıdır.

S-400’ler için “hayırlı olsun” demeyecek ve iktidar ile muhalefetin konuya yaklaşımlarını bekleyeceğim.